İSLAMÎ bir cemaatin, tarikatın, grubun durumunu nasıl
değerlendirmek gerekir .. Öncelikle onun inançlarına bakmak gerekir. Ehl-i
Sünnet dairesi içinde mi, ehl-i bid’at dairesi içinde mi ..
Ehl-i Sünnet ne demektir .. Kur’anın, Sünnetin, İslamın
doğru yorumlanıp doğru anlatılmasıdır.
İnançtan sonra namaza bakılmalıdır. Beş vakit namazı
kılıyorlar mı, bağlılarına tavsiye edip kıldırıyorlar mı
Namazdan sonra zekat konusu gelir. Zekatı Kur’ana, Sünnete,
icmaya, fıkha, Şeriata uygun şekilde dosdoğru verip sarf ediyorlar mı
Kadın ve kızların tesettürü meselesi: Doğru yolda olan bir
cemaat ve tarikat hem kendine bağlı olan, hem de bütün Ümmetin hanım ve
kızlarının tesettürlü olmasını ister.
İslamî bir cemaatin, tarikatın, grubun iyi olması için onda
cemaat taassubu, militanlığı ve holiganlığı olmamalıdır.
Eğitim meselesi: İslamı iyi bilen, İslamı hayata uygulayan,
çağdaş kültüre de vakıf olan bir gençlik yetiştiriyorlar mı
Ahlak meselesi de çok önemlidir. Cemaat, tarikat, grup
mutlaka İslam ahlakını bütünüyle uygulamalı ve yaşatmalıdır.
Hangi cemaatler bozuktur:
1. Başlarındaki ruhbanları erbab haline getirenler.
2. Holding, banka, ticaret şirketi gibi çalışanlar.
3. Namazı kılmayanlar veya namaza gereken önemi vermeyenler,
dinin direği durumunda olan bu ibadeti hafife alanlar.
4. Cemaat holiganlığı, militanlığı ve fanatizmi
sergileyenler, sekter düşünceye sahip olanlar.
5. Ümmet birliğini ve İmamet-i Kübra kurumunu kabul
etmeyenler.
6. Elde yeterli hürriyet ve imkan olduğu halde kötü düzen ve
sistemi tenkit etmeyen, onun yerine hak ve âdil bir nizam gelmesi için
çalışmayan, bozuk düzeni kabullenenler.
7. İslam’da Allah katında üstünlüğün takva ile olduğu
prensibine göre hareket etmeyenler.
8. Doğrudan doğruya, şu veya bu şekilde din sömürüsü
yapanlar.
Hangi cemaatler desteklenir .. Ehl-i Sünnet ve Ümmet
bütünlüğü dairesi içinde olan ve Kur’ana, Sünnete, Şeriata, İslam ahlakına
sımsıkı bağlı olan bütün hayırlı cemaatler, tarikatlar, gruplar desteklenir.
Kur’ana ve Sünnete muhalefet ederek, İslamın dışında hak ve
doğru başka dinler olduğunu iddia eden gruplar desteklenmez.
Sünnet karşıtı modernist ve bid’atçi gruplar desteklenmez.
Onları desteklemek dinin içinden yıkılmasına yol açar.
Hangi cemaat, tarikat, grup başındaki zatın mâsum olduğunu,
günah işlemediğini, hatasız olduğunu iddia ediyorsa ona şüphe ile bakmalıdır.
Çünkü Ehl-i Sünnete göre Peygamberlerden başka kimse mâsum değildir.
Kâfirleri dost ve velî edinenlere şüphe ile bakılmalıdır.
Ümmet birliği şuuruna sahip olmayan gruplar da şüphelidir.
İslamda din ile dünya, ruhanî ile dünyevî ayırımı yoktur.
İslam ahkamı bir bütündür. Binaenaleyh sekülerlik taraftarı cemaatler yanlış
yoldadır.
Hangi cemaatlere katılabiliriz
(1) Ehl-i Sünnet
anlayışı dairesi içinde olacak… (2) Bütün değil, parça olduğunu bilecek… (3)
Ümmet birliği şuuruna sahip olacak… (4)
Modernist ve Sünnet düşmanı olmayacak… (5) Mezhepsiz olmayacak… (6) Kur’anın
re’y ve hevaya göre tefsir edilmesine karşı olacak… (7) Allahı noksan sıfatlardan
tenzih edecek (Allah gerçek bir Janus’ur bozuk ve sapık inancına sahip hiçbir
şahıs ve grup desteklenmez)… (8) İslam ahlakının ilkelerine uygun şekilde
ahlaklı ve faziletli olacak.
Bugün ülkemizde yüzlerce dinî cemaat, grup, sekt
bulunmaktadır. Yekun olarak her yıl milyarlarca dolar hizmet parası
toplanmaktadır.
Devletin, (ordununkiler dışında) resmî masrafları kontrol
eden bir Sayıştay’ı vardır ama İslamî kesimde plan program, denetim yoktur.
Suiistimal yapılıyor demiyorum ama mutlaka bir denetim olması
gerekir diye düşünüyorum.
Müslümanların bir an önce, laik vesayetçi sistemden bağımsız
bir İslam Cemaati Teşkilatı kurulması için çalışmaları gerekir.
Kapatılmış olan İslam Medreseleri tekrar açılmalıdır.
Tasavvuf tekke, zaviye ve dergahları tekrar açılmalıdır.
Tasavvufî faaliyet ve hizmetler Meclis-i Meşâyih tarafından
kontrol edilmelidir.
İslam vakıfları İslam teşkilatına verilmelidir.
Son 90 yıl içinde ülkemizde korkunç ve utanç verici bir
İslam vakıfları yağması olmuştur. Yağmalanan, satılan, yok edilen vakıf malları
konusunda İslam Cemaat teşkilatına tazminat ödenmelidir.
Müslümanların, laik ve Kemalist eğitim dışında kendi Tevhid
eğitimini ve İslam mekteplerini kurmalarına izin verilmelidir.
Bugünkü kaos ve anarşiye son verilmelidir.
İslam düşmanları Müslümanları bölmek, parçalamak ve sömürmek
için ortaya binlerce İslamcılık ve bid’at cereyanı çıkartmıştır. Bu
dağınıklığın önüne geçemezsek geleceğimiz karanlıktır.
Müslümanların dikkat nazarlarına âcizâne teklifler, çareler
sundum. Bunların mütalaa ve müzakere edilmesinde fayda olduğunu sanıyorum.
* (İkinci yazı)
Bendenize Çok Kızmış Köpürmüş
MÜSLÜMANLAR birleşip tek bir Ümmet haline gelsin… Ümmetin
başında ehliyetli, muktedir ve takvalı bir İmam-ı Kebir bulunsun ve mü’minler
ona biat ve itaat etsinler… Cemaatçilik holiganlıklarına, militanlıklarına,
fanatizmine son verilsin… İslam Medreseleri açılsın… Müslümanlar Tevhidî eğitim
yapacak İslam mektepleri açsınlar… Tarikatlar açılsın ve Meclis-i Meşâyih
tarafından denetlensin… İngiltere’de olduğu gibi Şeriat Mahkemeleri kurulsun,
isteyen Müslüman bu mahkemelere başvursun… Zekatlar Kur’ana, Sünnete, Şeriata,
fıkha göre hakikî şahıslara temlik suretinde verilsin ve sarf edilsin…
Yukarıda bir kısmını saydığım isteklerimi okuyan cemaatçi
bir zat küplere binmiş. Öfkeden önce kızarmış yüzü, sonra mosmor olmuş. Gözleri
faltaşı gibi, açmış ağzını yummuş gözünü, bu fakire vermiş veriştirmiş:
- Bu herif kendini ne sanıyor .. Kimmiş o, haddini bilsin!..
Bendeniz haddimi biliyorum ama öfkeli zat maalesef bilmiyor…
Eli kalem tutan, kafası çalışan, imkanı olan her Müslüman
isteklerini, temennilerini yazılı olarak bildirebilir.
Ümmet şuuru olsun, cemaat fanatizmi ve holiganlığı olmasın
demeye herkesin hakkı vardır. Hattâ böyle iyi ve olumlu istekler ve temenniler,
bir hak olmaktan öteye bir vazifedir.
Cemaat, tarikat, hizip, fırka fanatizmi, holiganlığı,
militanlığı bir tür ırkçılıktır.
Allah katında üstünlük şu veya bu cemaate mensup olmaktan
ileri gelmez, mü’minin taqvası ile ölçülür. Kim daha taqvalı ise Allah katında
onun mânevî derece ve rütbesi üstündür.
Ortada parça çok ama bütün yok… Bütünün başı yok… Böyle bir
durum Kur’ana, Sünnete, Şeriata aykırıdır.
Eskiden Müslümanları Ümmet haline gelmeye, başlarına
ehliyetli bir reis seçmeye davet eden yazılar yazmak ve yayınlamak yasaktı.
Şimdi o hürriyet var ama Ümmet ve İmamet konusunda bir çalışma ve kıpırdanma
yok.
Bırakın çalışmak ve istemek, bazıları Müslümanlar tek bir
Ümmet olmasın ve tek bir İmam’a biat etmesin der gibiler.
İşte bendenize kızan ve köpüren zat da bunlardan biridir.
İslamda çeşitlilik vardır ama parçalanmışlık, birbirinden
kopuk oluş, irtibatsızlık ve biatsızlık yoktur.
Kopukluk taraftarları niçin İmam-ı Kebir istemiyor
Çünkü onlar, böyle bir şey olacaksa, bütün Müslümanların
kendi cemaatlarine katılmalarını ve kendi cemaat başkanlarının İmam olmasını
istiyor.
Böyle bir şey mümkün müdür Yüzlerce cemaat var, hangisinin
başı İmam olacak Birini seçseler ötekiler biat etmeyecek…
Bir İmam seçilecekse cemaatler dışı ve üstü bir zat
olmalıdır.
Cemaatçilik taassubu böyle bir şeyi kabul etmez.
Cemaatçiler bütün ile parçayı özdeşleştirir.
Cemaatçiler öteki Müslümanları üvey evlat gibi görür.
Dahası da var, bazı aşırı cemaatçiler parçanın bütünden
büyük olduğunu sanır.
Müslümanlar kurtulmak için birleşmek, başlarına ehliyetli ve
liyakatli bir İmam-ı Kebir seçmek istiyorlarsa cemaatçilik fanatizmi ile
mücadele etsinler.
Yanlış anlaşılmasın… Hayırlı cemaatler, tarikatler, gruplan
olsun ama cemaatçilik, tarikatçilik, grupçuluk yapılmasın.
Cemaate ve cemaatli olmaya evet, cemaatçiliğe hayır.
Bu fakire gelince: Yazdığım müddetçe elbette Müslümanların
tek bir Ümmet olmalarını, başlarında kendisine biat ve itaat edilen bir Halife
olmasını isteyeceğim, bu konuda propaganda yapacağım. Bunu bir hizmet ve vazife
biliyorum.
Soru: Para, mal, rütbe, itibar, aferin talebin var mıdır
Cevap: Böyle isteklerim yoktur, bunlara ihtiyacım da yoktur.
İmam-ı Kebir ehliyetli, liyakatli, taqvalı bir zat olursa seve seve biat ve
itaat ederim. Böyle değilse kerhen de olsa biat ederim. Siyonistler ve Haçlılar
tarafından başa geçirilen fantoş bir İmam olursa biat etmem.
Hakikî bir İmam seçilir ve bana bir vazife verirse, maaş ve
ücret almadan canla başla hizmet ederim. (Kendi şahsî imkanlarım yeterli
olmazsa en düşük dereceden yol masraflarını alırım. Bir vazife ile bir şehre
gönderilirsem uçağın lüks kısmında seyahat etmem, beş yıldızlı otelde kalmam,
pahalı yemek yemem. Ucuz bir öğretmen evinde kalmak bana yeter…)