İSLAMİ hassasiyeti olmayan bir kişinin komleks kokan
tavırlarını ve bunu insanlarla ilişkilerine yansıtmasını bir noktaya kadar
anlayabiliriz. Fakat, bilinçli bir müslümanın benliği ile ilgili değersizlik
algısını ve komlekslerini anlamakta zorlanırız Zira, iman eden kişi, Allah a
kul olarak eşyaya ve diğer varlıklara büyüklük atfetmekten ve boyun eğmekten korunmuş
olur. Bir iş yaparken kulların ne dediği ne düşündüğünü değil Allah ın rızasına
uygunluğunu ölçüp tartar. O yüzden hakkıyla iman eden bir kişinin özgüveni
yüksektir. Zira O Allah a ve O nun rahmetine teslim olmuştur. Bir Müslüman ın
komleksli tavırlarını anlamakta güçlük çekeriz. Zira komlekslerin dinamiğinde,
yetersizlik duygusu vardır ki, burada kişi beğenilmeme ve küçük görülme
endişesinden dolayı kendisini aşırı abartmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir olay, tam da bunu
ortaya koyuyordu. Bir hanım kardeşimiz, geçmiş yaşantısını ısrarla dile
getiriyor ve ben eskiden çok açıktım, sosyetenin gözbebeği idim, tatilleri yurt
dışında geçirirdim, şimdi bakmayın böyle göründüğüme. Artık o hayatı geride
bıraktım, kapandım, namazlarımı kılıyorum, şimdi daha huzurluyum diyor ve
dikkatleri üzerine çekmeye çalışıyordu. Etrafındaki hanımlar ise şaşkın bir
vaziyette kadını dinliyor ve övgüler yağdırıyorlardı. Eski yaşantıları
üzerinden dikkat çekmeye çalışan bu kimselerin, farkında olmadan gayri İslami yaşantı
tarzlarından övgü ile bahsettiklerini ve buradan beslenerek üstünlük elde
etmeye çalıştıklarını görürsünüz. Ne yazık ki, bizim insanımız da, çocuk yaştan
itibaren İslami çizgiden uzaklaşmamış ve imanını haramlara karşı kalkan yapmış
insanlara hak ettikleri değeri vermezken, filan artist örtünmüş, filan sosyete
İslam ı seçmiş diyerek ilgilerini biraz fazla abartırlar. Elbette bir kişinin
İslam ı seçmesi ve kardeşlik halkasında kendine bir yer bulması güzel bir
davranıştır ve bu hepimizi memnun eder. Burada üzerinde durduğum mesele bu
insanların cehalet kokan yaşantıları üzerinden bir değer elde etme
gayretleridir. Yoksa bir kardeşimizin İslami hassasiyet kazanması hepimizde
memnuniyet uyandırır.
Bir kişi, bir meseleyi izah ederken, kendi hayatından da
misaller verebilir ya da hayatın içinden örnekler seçebilir, bunu anlayabiliriz
ancak, kişinin riya, gösteriş ve haram kokan hayatını ballandıra ballandıra
anlatması ve dikkat çekmeye çalışması bu kişinin kendisiyle ilgili yetersizlik
algısının olduğunu düşündürür. Oysa dinimizin hoş karşılamadığı hiçbir mesele
bizler için övünç kaynağı olamaz olmamalıdır.
Dinimiz, haram sayılan ya da toplum nezdinde hoş
karşılanmayan hatalarımızı gizli tutmamızı ve tövbe ile arınmamızı tavsiye
eder. Zira iyilikler, gönülden gönüle akarak insanların hayatlarını etkilediği
gibi kötülüğün de bulaşıcı bir özelliği vardır. Bu nedenle kötülüğü örterek
yayılmasına engel olmak bir sorumluluktur.