İki hafta önce, sizlere 500 (beşyüz) yıl sonra nasıl bir İstanbul u görmek istediğimizi şimdiden düşünüp planlamamız, ayrıca bu planları her 50 (elli) yılda bir güncelleştirmemiz gerektiğini yazmıştım.

O 500 yıllık hedefe gidebilmemiz için 50 yıllık orta hedefli planlama yapmalıyız.

Evet, 50 yıl sonra nasıl bir İstanbul u görmemiz gerektiğini şimdiden planlamamız gerekir.

Bunu gerçekleştirmek için de aynen devlet yönetimi gibi 5 (beş) yıllık plan hedefimiz belirlenmelidir.  Elli yıllık İstanbul u planlarken, elli yıl sonra nüfusumuz ne olsun diye bir plan yaparız. Bu hatalı bir planlamadır. Çünkü sosyal yapıya müdahale etmiş oluruz.

O halde biz neyi planlamalıyız

Önce, İstanbul 15 milyonluk bir şehirdir. Türkiye nüfusunun beşte biri İstanbul dadır. Bu oranı koruyacak mıyız Yoksa İstanbul nüfusunu sabit tutarak Türkiye nin nüfusunu artırmayı mı hedefleyeceğiz Ya da her şeyi kendi hâlinde bırakıp nasıl gelişirse gelişsin mi diyeceğiz

Dünya nüfusu 7,5 milyar ise, Türkiye nüfusu dünya nüfusunun yüzde biridir. Bu oran ideal yüzdedir. Çünkü insanlık yüze yakın devlete ayrılacaktır. Biz vasatın üzerindeyiz demektir. Türkiye nin nüfus politikasını da buna göre tahmin edip ona göre planlama yapmaya mecburuz; yani İstanbul u düşünürken dünya nüfusunu düşünmeliyiz. Dünya nüfusunun yüzde biri Türkiye dedir. İstanbul da Türkiye nüfusunun beşte biri kadardır. O halde İstanbul dünya nüfusunun beşyüzde birini barındırıyor demektir.

Bu dengeyi bozmayacak şekilde bir planlama yapabiliriz. Planlamamızı daha ileri götürebilmemiz için dünya nüfusunun nereye çıkacağı konusu tartışılmalıdır. Batılıların tahminine göre nüfus on milyara çıkacak ve duracaktır. Bu tahmin elli yıl için doğru buluyoruz. Dünya nüfusu on miyara çıkacaktır. Beşyüzde bir 20 milyon eder.

Demek ki, elli yıllık bir planlama yaparken 20 milyonluk bir İstanbul u düşüneceğiz. On milyonu Anadolu yakasında, on milyonu da Avrupa yakasındadır. Elli yıllık planlama yapılırken bir kriterimiz nüfustur.

İkinci merhalede İstanbul un iki yakasını ayrı ayrı üniter olarak planlayacağız.

1. İstanbul un birinci olarak çözeceği sorun yerleşme planını hazırlamaktır. Anadolu nun her beş köyüne İstanbul da bir köyün/semtin tekabül ettiğini düşündüğümüzde, her on köye iki semt düşmektedir. İlk yapılacak iş, on semti Anadolu da bir bucak farz etmeliyiz. Anadolu daki her bucağın İstanbul da biri Anadolu yakasında, diğeri İstanbul yakasında iki semti olacaktır. Anadolu daki her bucak İstanbul da iki semt ile temsil edilecektir. Elli sene sonra Anadolu dan İstanbul a gelen kendi bucağının semtine gidecek ve İstanbul daki işlerini oradan halledecektir. Otel aramayacak, belki de pansiyon sistemi gelişmiş olacaktır. Misafir odası olanlar misafir kabul edecektir. Misafirin masrafını bucak yönetimi sağlayacaktır. Elli sene içinde İstanbul halkı kendi bucaklarına ait semtlere taşınmış olacaktır. İstanbul Anadolu ya paralel organize olacak; Anadolu daki on ilçeye İstanbul da iki bucak tekabül edecek, Anadolu daki on ile İstanbul da iki il tekabül edecektir. İstanbul da yirmi il olacak, bunların onu Anadolu yakasında, onu da Rumeli yakasında olacaktır.

2. İstanbul da bölge sanayi merkezi olacaktır. Bu merkez bir tane olacak ve çevreyi kirletmeyen sanayiler buraya yerleşecektir. Dünyadaki işinin uzmanı insanlar gelip burada çalışabilecek, kendilerinden vize istenmeyecektir. Bunun yanında tüm dünyada bin yerde şubesi bulunan bir marketler zincirinin merkezi de burada olacaktır. Dünyadan gelen mallar burada satılacak, mala-mal market sistemi ile bu sağlanacaktır. Ayrıca illerin merkezinde sanayi siteleri olacak, oradaki halk o iş yerlerinde çalışabilecektir. O ilde bulunan halk o ilin istediği ilçesinde çalışabilecek, başka illerde çalışmayacaktır. Ayrıca her semtte süper marketin temsilciliği olacak, halk oradan alışveriş yapacaktır.

3. Halk oturduğu yere yakın işyerlerinde iş bulacaktır. Bu da İstanbul trafiğindeki sıkışıklığı onda bire indirecektir. Ayrıca, halk işlerini irtibat merkezleri ile yapacak, kişi her işini bulunduğu semtten takip edebilecektir. Bir iş yapmak için oradan oraya koşturmak gerekmeyecektir. Bu uygulama da trafik sorununun çözümüne katkı yapacaktır. Otobüs metroları faaliyete geçmiş olacak, iller arası trafik helikopterlerle yani hava ulaşımı ile sağlanacaktır.

4. İstanbul tamamen uluslararası açık şehir hâline gelecektir. Dışarıdan gelen kişiden, hangi bucağa konuk olacaksa, oradan bir kişi tarafından konuk olarak kabul edilmesi istenmiştir. Konuklar pansiyonlarda yerleşmiş olacaklardır. Vergilendirme aşağıdaki şekilde olacaktır.

İstanbul un giriş yerinde giren malların onda biri, çıkan malların da onda biri vergi olarak alınacak; bunun beşte biri devletin olacak, kalan kısım İstanbul da harcanacaktır. Diğer tüm vergi ve sigorta masrafları kalkacak, defter tutma mükellefiyeti de kalmayacaktır.

İşte, elli sene sonra İstanbul u böyle görmek üzere planlarımızı şimdiden yapmalıyız.

Daha nice İstanbul u planlama yazılarında buluşmak duâ ve dileklerimizle