İşsizlik, salgın bir hastalık gibi yayılıyor. AKP nin
ithalat ve rant ekonomisi üretimi yok ettiği için, ülke tarihinin en kötü
işsizlik rakamları, AKP döneminde yaşanıyor.
Resmi rakamlara göre; 2000 yılında 1.5 milyon olan işsiz
sayısı; 2014 yılında 3.1 milyonu geçmiştir. İşsiz sayısı, 14 senede 2 katına
çıkmıştır. 2000 yılında yüzde 6.5 olan işsizlik oranı; 2014 yılında yüzde
10.9 a ulaşmıştır. Gençlerdeki işsizlik oranı ise, ülke ortalamasının 2 katına
yükselerek yüzde 20 yi aşmıştır.
Daha da hazin olanı ise; açıklanan resmi rakamların,
gerçekleri yansıtmıyor olmasıdır. TÜİK tarafından açıklanan bu resmi rakamlar,
yapılan ANKETLERE dayanmaktadır. İşsizlik rakamları; yapılan anketlerde, son üç
ay içinde iş arayan ve 15 gün içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu ifade
edenlerin sayısının, toplam işgücüne bölünmesiyle hesaplanmaktadır. Türkiye de
anketlerin nasıl yapıldığı ve nasıl yönlendirildiği ise zaten malum. Bağımsız
uzmanlar, işsizlerin gerçek sayısının; anketlerle masa başında kurgulanan
rakamların, en az iki katı olduğunu ifade ediyorlar.
Gittikçe kötüleşen işsizlik; sadece işsizlerin değil,
çalışanların hayatlarını da kabusa çevirmektedir. İşsizlik yayıldıkça; işini
kaybetme korkusu da giderek artıyor. İşsizlik yayıldıkça; çalışma şartları da
giderek kötüleşiyor, geçinebilmek giderek zorlaşıyor. Asgari ücret ile 2002
yılında 10.2 gram altın alınırken, bugün sadece 9.7 gram alınabiliyor. Kimse
hakkını arayamıyor, hakkını aramaya çalışanlar işini kaybetme tehdidiyle
sindiriliyor.
Sanayi ve teknoloji yatırımları yapılmadığı için,
gençlerimiz; hiçbir geleceği olmayan niteliksiz ve geçici işlerde, boğaz
tokluğuna çalışmak zorunda bırakılıyorlar. Gençlerimiz; ya AVM lerde; günde 12
saat taşeron olarak çalışan güvenlik ve temizlik işçisi, ya ithal ürünler satan
mağazalarda; kasiyer veya tezgahtar, ya sahil otellerinde turistleri
eğlendirmek için animatör ya da restaurant ve kafelerde garson veya servis
elemanı oluyorlar.
İşsizlik bir çığ gibi büyümeye devam ettikçe, çalışma
şartları kötüleştikçe, toplumsal sorunlarda da artışlar yaşanıyor. İşsizlik,
politikacıların gözünde sadece bir rakam veya istatistik olabilir, ama işsizlik
evine ekmek götürememek demektir, bir babanın mahcubiyeti ve acısı, bir gencin
gelecekten korkusu demektir. Toplumda yaşanan pek çok suç ve sosyal
problemlerin temelindeki en önemli neden işsizliktir. İşsizlik virüsü; herkesin
kapısını bir gün çalacaktır, ama hırsızlıkla çalacaktır, ama sosyal kargaşalarla
çalacaktır.
İşsizlik, AKP nin yanlış ekonomi politikalarından, rant
ve ithalat zihniyetinden dolayı artmaktadır. Bir derdin nedeni, o derdin
dermanı olamaz. Bu yüzden, AKP zihniyetinin; işsizliğe çözüm üretebilmesi de
mümkün değildir artık.
Saraylar, köprüler, tüneller, yüksek binalar, alışveriş
merkezleri ve havaalanları, ülkenin sınırlı kaynaklarının verimsiz harcamalarla
israf edilmesine sebep oldu. Şimdi ise, tüm bu harcamaların insanları
doyurmadığı görülmeye başlandı. AKP nin rant ve ithalat ekonomisi devam
ettikçe, işsizlerin sayısı da artmaya devam edecektir. Bu gidişata, artık dur
denilmesi gerekmektedir.
Kötüleşen işsizlik, aynı zamanda ekonominin de kötüye
gittiğinin bir kanıtıdır. Sürekli artan işsizlik; AKP nin ekonomik gelişme ile
ilgili söylediği tüm iddiaların yalan ve yanlış olduğunu da göstermektedir.
Yapılan hiçbir algı yönetimi, söylenen hiçbir yalan,
hiçbir hamaset, hiçbir havaalanı ve köprü; işsizlikteki rekor kötüleşmeyi ve
her şeyin daha kötüye gittiği gerçeğini artık gizleyememektedir.