“Nimetin veriliş amacına uygun olmayan kullanımı” olan israf, temel bir kriz ve ahlak sorunudur. “Sadece eşya ile sınırlı olmayıp zaman, ömür ve bütün nimetler konusunda haddi aşmayı ifade eden bir realite”dir. DİB Yayınları tarafından çıkan “İSRAF” kitabında bu; “dengeyi ve ölçüyü kaybetmek” olarak açıklanmıştır.
Araç-Amaç Dengesi
İnsanlar elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen hâle gelirse; “dengelerin bozulmasını, kâinatın zarar görmesini kaçınılmaz hâle getirmiş olur.” Bu noktadan sonra araç olması gereken şeyler artık amaç olur. Bu durumda insan; hayatını, sağlığını, zamanını, duygularını, yetkilerini, çevresini ve ömrünü israf etmiş olur.
İnsanın, ne olduğunun değil; neye sahip olduğunun daha çok önemsendiği günümüzde, “gençlerin sırf dünyevî istikbal kaygılarıyla manevî terbiyeden mahrum olarak yetiştirilmesi insan israfıdır.” Yine “insanın bütün melekelerinin idare merkezi olan kalbin, insanı Hak’tan uzaklaştıran gaflet, günah ve masiyetle kirletilmesi de bir tür israftır”.
İtidalde Buluşmak
İsraf, arka planda, “insanın anlam ve değer arayışı sonucunda ortaya çıkmış bir davranış biçimi ve gerçek değerler kaybedildiğinde başvurulan bir kaçış yöntemi”dir. Bu yönteme başvuranlar, “haddini aşmış ve ihtiyaçlarıyla değil arzularıyla hareket ettiği için başkalarının hakkına girmiş olur!” Bunun için “İslâm’a göre nefsanî arzuların tatmini için yapılan her türlü aşırı tüketim israftır!”
Bu açıdan Ramazan ayı, israf ve savurganlıktan uzak, infak ve paylaşmaya dayalı mutedil bir hayatı merkeze alanlar için eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirenler, “gerçek zenginliğin mal çokluğu değil, gönül tokluğu” olduğunun farkına varır. Her eyleminde itidalde buluşacak ölçü ve dengeyi gözetir.
Nimeti Değerlendirmek
İnsana bahşedilen hayatın maddî-manevî nimetlerinin israf edilmesi âhirette müflis olmaktır. Bu bilince sahip olanlar, “ihtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, yokluğundan önce varlığının, meşguliyetinden önce boş vaktinin ve ölümünden önce hayatın değerini iyi bilir!”
Kur’an-ı Kerim, nimeti yerli yerince kullanmayı, nimeti veren Yüce Mevla’ya saygının ve şükrün bir gereği görür. Nimetlerin değerlendirilmesi ise, “Öyleyse bir işi bitirince diğerine koyul” ayetiyle “fikir ve aksiyon, sorumluluk ve bilinç bağlamında hayatın planlanmasında rehber” edinilerek sağlanır.