Geçen hafta Pankobirlik’in davetlisi olarak Londra’da yapılan Uluslararası Şeker Örgütü’nün (ISO) 25’nci konferansını takip etme imkânımız oldu. Malumunuz şeker sektörünü şeker pancarından dolayı elimizden geldiği kadarıyla takip etmeye çalışıyoruz. ISO konferansından dolayı sektörü dünya ölçeğinde görme imkânı bulduk. 

Bilindiği üzere dünyada şeker; şeker pancarı, kamış ve mısır nişastasından elde ediliyor. Dünya şeker borsa fiyatlarını ticarete egemen olan düşük maliyetli kamış şekeri belirliyor. Kamış ve pancardan elde edilen şekerler arasında kalite bakımından farklılık bulunmuyor. Ancak kamışın pancara göre daha düşük maliyetle üretilmesi ve işleme maliyetlerinin düşüklüğü nedeniyle kamış şekerinin maliyeti pancar şekerine göre daha düşük oluyor. 

Yapılan sunumlarda AB özelinde şeker üretim rakamları, tüketim miktarları ve beklentiler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. 

Aslında bu konferansın, öyle abartıldığı kadar bir tarafı bulunmuyor. Ancak Türkiye’de bu konferans üzerinden kıyametler kopartılıyor. Özellikle de ‘kota’ üzerinden…

Bilindiği üzere AB’de 2017’de şekerde kotaların kaldırılması bekleniyor. Zaten konferansın en önemli gündem maddesini de bu oluşturmuştu. 

Türkiye’deki nişasta bazlı şeker (NBŞ) üreticileri de ISO konferansına bundan dolayı büyük önem veriyorlar. Farkındaysanız bu toplantının ardından, şeker fabrikalarının bir an önce özelleştirilerek şekerde kotaların kaldırılmasıyla ilgili haberler medyada yine geniş bir şekilde yer almaya başladı. 

AB’de şeker kotalarının kaldırılacak olması aslında bizi hiç ilgilendirmiyor. Ama bu durum birileri tarafından öyle bir sunuluyor ki, Türkiye’de kotalar kaldırılmazsa ‘yandık bittik’ havasındalar. Adamların kotalar kaldırıldıktan sonra şeker sektörünün nasıl şekilleneceğine dair öngörüleri bile yok ama biz onlardan daha çok bu işe sarılmış durumdayız. Avrupalılar belki birkaç yıl sonra ‘ya biz ne yapmışız’ deyip bu işten bile vazgeçebilirler. Anlayacağınız AB’nin bile dağılmaya başladığı düşünülürse kota konusu Avrupa’da daha çok su götürür.

Diğer yandan ISO konferansında yapılan sunumlarda, nişasta bazlı şekerlerin aleyhinde tek bir cümle kuran bile olmadı. Oysa nişasta bazlı şekerler, sağlık açısından sadece bizde değil bütün dünyada tartışılan bir konu. Tartışmanın da ötesinde birçok ülkede nişasta bazlı şekerlerden yapılan ürünlere karşı ek vergiler getiriliyor. Ancak ne gariptir ISO’nun gündeminde böyle bir konu yoktu. 

Bu da gösteriyor ki, ISO aslında çok da masum bir yapılanma değil. Onun için ISO’yu fazla kafaya takmamak gerekiyor.