Şuara suresinin 141 ila 149. ayetlerinde Semud kavminin
peygamberlerini yalanladıkları, bu peygamberlerden Salih in (as) onlara
Allah tan korkmayacak mısınız Ben sizin için güvenilir bir peygamberim.
Allah tan korkun ve bana itaat edin. (Bu uyarılarım için) sizden bir ücret
istemiyorum. Benim ücretimi Allah verecek. (Bu gidişle) siz burada, bu bahçe ve
pınarların, ekinlerin, hazmı kolay hurma taneleri içinde hem de mahir
(becerikli) bir şekilde dağlardan evler oymakta iken emniyette mi olacak
(bırakılacaksınız) Allah tan korkun ve bana itaat edin. Yeryüzünde fesat
çıkaran, ıslah etmeyen israfçıların işine saygı göstermeyin dedi. Onlar (Salih
peygambere) sen ancak büyülenmiş birisin, sen bizim gibi insandan başka bir
şey değilsin. Eğer doğrulardan isen bize bir mucize getir dediler. Salih
peygamber de işte size bir deve! Ama onun için de sizin için de belli bir
günde içme hakkı vardır, ona kötülükle dokunmayın, yoksa büyük bir felaketin
azabı sizi yakalar dedi. Ama onlar deveyi kestiler, fakat hemen pişman
oldular. Çünkü azap onları yakaladı. İşte burada bir alınacak bir ders (ibret)
vardır. Onların çoğu mümin (inançlı) değildi. Senin Rabbin aziz ve rahimdir,
yani intikam alır ve inkârcıları helak ederek inananlara merhamet eder
uyarısında bulunuyor.
Burada Semud kavmini yakalayan azabın recfe (şiddetli bir
deprem) olduğu Araf suresinin 78. ayetinde, aynı zamanda beyni patlatan bir ses
olduğu Hicr suresi 83. ayetinde bildirilmektedir. Araf suresinin 74. ayetinde
de dağları oyarak ev yapmaları yanında ovalarda saraylar yaptıkları da
hatırlatıldıktan sonra Allah ın bu nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde fesat
çıkarıcı olarak yürümeyin! Emirleri verilmektedir.
Tüm bu ayetlerden anlaşılıyor ki Allah ın güzel
bahçeleri, pınarları ve çeşitli ekinleri arasında, dağlardaki serin evlerde,
hatta ovalarda yaptıkları saraylarda yaşarken bu nimetlere şükrederek ibadet
etmek ve yasaklardan sakınmak gerekirken oralarda ibadeti terk edip Allah ın
yasaklarını çiğneme yüzünden Semud kavmi ağır bir şekilde cezalandırılmıştır.
TV 5 te Kur an-ı Kerim in 19. cüzünü dinlerken Şuara
suresinin burada güvence içinde bırakılacak mısınız (Öyle mi sanıyorsunuz )
mealindeki 148. ayeti geçince hemen aklıma cennet misali ülkemiz ve Ankara daki
Kızılay meydanı geldi. O meydanda zaman zaman çırılçıplak kadın resimleri
bırakılmış olduğunu, hatta bazı çocukların eline tutarak yürüdüğü büyüklerine:
Bu resimleri buraya niçin bırakmışlar şeklinde yönelttikleri soruları da
hatırladım. O resimlerin hayasızca randevu evlerine davet olduklarını da
gazetelerden okumuştum.
İşte anılan ayet Kızılay da 37 kişinin ölümüne sebep olan
patlamayı da hatırlattı bana. Adeta bu ayet bize ülkenizin en meşhur
meydanlarından birine pespaye resimlerin atılabilecek bir ahlak yıkımına
getirilmesine ses çıkarmazsanız, buna karşı gereken tedbiri almazsanız orada
güvence içinde olamazsınız diyordu.
Evet, sevgili okurlarım! Biz ülkenin batısında ilahi
emirleri ihmal ettiğimiz sürece ve yine ilahi yasakları, yani haramları
işlemeye devam ettiğimiz sürece doğudaki anarşiyi önlememiz mümkün olmadığı
gibi batıda ve her hangi bir yerinde de emniyette olamayız. Lütfen elimizden
geleni yapalım ve ilgilileri de uyaralım!