Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Siyonizm’in, ABD’nin, Avrupa Birliği’nin ve bütün emperyalist ülkelerin savaşı İslam iledir. İslam ile savaşan bu mihrakların işbirlikçisi münafıklar da İslam ile savaşıyorlar. Çünkü İslam, bütün bu ülkelerin itikatları gereği gerçekleştirmeyi hedefledikleri BOP’un; büyük İsrail’i kurmanın önündeki en büyük engeldir. Türkiye Osmanlı’nın mirasçısı, mayası Müslümanlıkla yoğrulmuş bir ülkedir. BOP’un geçekleşmesi, Türkiye’nin çökertilmesine bağlıdır. Bu bakımdan ırkçı emperyalizm, Türkiye’yi çökermek için özel bir program uygulamaktadır. Bu programın özü, İslam’dan uzaklaştırmadır. Türkiye’yi İslam’dan uzaklaştırmak için gerçekleştirilmeye çalışılan 7 şey şunlardır. 1-Türkiye’yi aç bırakmak, 2- Türkiye’yi işsiz bırakmak, 3-Türkiye’yi borçlandırmak, 4-Halkı dinden ve inançtan uzaklaştırmak, 5-Türkiye’yi bölmek, 6-Yumuşak lokma yapmak, 7-Bu lokmaları İsrail’e vilayet yapmak. Bugün Türkiye, bu yıkıcı uygulamaların krizini yaşıyor. Bir ülke; Kur’an ahlakı yerine Batı ahlakını, İslam’ca eğitim yerine materyalist eğitimi, adil düzen yerine faizci kapitalist düzeni, üretim yerine tüketimi, adalet yerine zulmü, sanayileşme yerine ithalatı ikame ederse çöker ve yok olup gider.

TIKANAN ADALET

Ülkemizde işbirlikçi iktidarların müdahalesi yüzünden adalet tıkanmıştır. Meydanlarda adalet var demekle adalet olmuyor, vatandaş adaletsizliği yaşayarak görüyor. Zalimler; adaletten hoşlanmazlar ve onu yıkmayı gaye edinmişlerdir. İlk yapacakları iş, adalete olan güveni sarsmaktır. Hâlbuki Allah, adaleti ve ihsanı emreder. Hakkın ve haklının değil, kralın talebini üstün tutmak, adalet olmaz, felaket olur. Al-i İmran 21-22: “Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler var ya, onlara acı bir azabı müjdele. İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.”
Adalet adamlarını etkisiz hale getirenler, nefislerini ilah edinip kuvvete boyun eğenlerdir. Bunlar İslam’la savaştıkları için adaleti yok ederler. Adalet ortadan kalkınca kuvvet hâkim olur, zulüm ortaya çıkar, sonunda bunun acısını adaleti ortadan kaldıranlar çekerler. Ahirette ise eli boş yardımcısız olarak cehennemlik olurlar.

EKONOMİ

İslam ile savaşanların önemli icraatlarından birisi de ekonomiyi fesada uğratmaktır. Faize ticaret gibidir diyenler, insanların mallarını gasp edip haksız yere yiyenler, helal olana haram karıştırarak haram gıdayı teşvik edenler, emeği haksız vergilerle itibarsızlaştıranlar; ekonomiyi bile bile yıkıma uğratıyorlar. Yaptıkları ekonomik yıkım, umurlarında bile olmuyor. Ülkeyi dolarla borçlandırıyorlar ama dolar kurundaki yükseliş onların gündeminde olmuyor. Türkiye’nin dolar cinsinden borcu 430 milyar dolardır. Dolar ise İslam ile savaşanların silah olarak kullandığı bir paradır. Türkiye, dolar ile boca esir ediliyor, aç ve işsiz bırakılıyor. Türkiye’de fiili olarak işsizlik 10 milyonun üstüne çıkmıştır. Bu konuda Kur’an bizi uyarıyor. Bakara 204-205: “İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatıyla ilgili sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah’ı şahit getirir. Gerçekte ise o, düşmanların en yamanı ve azılısıdır. Bu gibiler, iktidar olup işbaşı yaptıklarında, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye yani; ekonomik ve sosyal düzeni bozmaya çalışırlar. Ama Allah bozgunculuğu sevmez.” Hâlâ uyanmayacak mıyız? Ne zaman faizci kapitalist düzenden adil ekonomik düzene döneceğiz?

AHLAK

Milletimiz, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diye kendisini tanımlayan rahmet peygamberinin ümmetidir. Ahlak; ekonomik ve sosyal hayatı Kur’an ve sünnet ile düzene koymaktır. İslam ile savaşanların yıkmaya çalıştıkları bir başka şey de güzel ahlaktır. Türkiye, AB’nin telkinleriyle yapılan birçok düzenleme sebebiyle büyük bir ahlak krizinin içine sokulmuştur. Bu krizin temelinde Kur’an ahlakının yerine Batı ahlakının ikame edilmesi bulunmaktadır. Batı’da zina ve sapık ilişkiler suç değildir. Cinsel özgürlük adı altında her türlü sapıklığı meşrulaştıran Batı, bu ahlakını işbirlikçi iktidarlar eliyle Türkiye’ye de taşımıştır. Tarihin her döneminde ahlak fesadı, kadın üzerinden yürütülmüştür. Günümüzde de bu tahribat, yine kadın üzerinden yürütülmektedir. Bu yıkımda araç olarak eğitim, basın yayın ve televizyonlar ağırlıklı olarak kullanılıyor. AB, bu yıkım faaliyetlerine ciddi olarak para desteğinde bulunmaktadır. Bu desteğin en büyüğü ise televizyon programlarınadır. Bunun için televizyon programlarında, alınan destekler karşılığında vatandaşın gözünün içine baka baka en adi en aşağılık görüntüler seyrettiriliyor. Bu programlar ile güzel ahlak tahrip ediliyor ve toplum çökertiliyor. Milletin kendisinden bildiği muhafazakâr demokrat iktidar da, bu yayınlar karşısında sessiz kalıyor. Çünkü bu iktidar; İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayıp kanunlaştırmış ve bu tür yayınlara zemin hazırlamıştır. Bunun için; bu kadar rezilliğin Türkiye’nin tamamına gösterilmesine rıza gösteriliyor. Bunlara rıza gösterenlerin hasmı Allah’tır. Allah’ı ise kimsenin yenmeye gücü yetmez. Allah’tan korkmak gerekir.

İKİ ANLAYIŞ

Erbakan Hocamızın, “Bundan böyle Türkiye’de ve dünyada tasnif; sağcı mısın, solcu musun seklinde değil, Milli Görüşçü müsün, işbirlikçi misin şeklinde olacaktır” sözü, dünyada yaşanan hak-batıl mücadelesi bakımından önemli bir gerçeği ifade eder. Hakkın kapısını tutanlar ile batıla koşanlar, yaşanan mücadelenin iki tarafıdırlar. Hakkın kapısını tutanlar Milli Görüşçüler, batıla koşanlar ise inkârcı Siyonizm, Haçlı Batı ve bunların işbirlikçilerdir. İnananlar olarak bizim tercihimiz hakkın kapısını tutan Milli Görüş tarafıdır. Biz, hiçbir zaman İslam ile savaşmayı itikat edinmiş mihraklar ve işbirlikçileri ile birlikte olamayız. Millet olarak kararımızı buna göre vermeliyiz. Biz kendimiz gibi olup, tarihteki şerefli yerimizi almak istiyorsak, bunun ancak Milli Görüş ile gerçekleşebileceğini görmemiz gerekir. Milli Görüşçü olmanın gereği ise Saadet Partisi’ni iktidara taşımak için çalışmaktır. Selam hidayete tabi olanlara…