Küresel haydutlar, affedersiniz Batı lı dostlarımız(!) ve

stratejik ortağımız(!) el ele vermişler İslam Dünyasını yakıp yıkıyorlar,

milyonlarca masum insanın kanına giriyorlar. Dertleri, bu insanlara demokrasi

götürmekmiş. Bütün bu cinayetler onun için işleniyor. Demokrasi adına Sudan,

2011 yılında ikiye bölündü. Irak, fiilen üçe bölünmüş durumda. Suriye, korkunç

bir iç savaşa sürüklendi; bu ülkenin Kuzeyinde Irak dakine benzer bir yapılanma

söz konusu. Libya, aynı sorunla karşı karşıya. Mısır, iç savaşın eşiğinde

bulunuyor. Sırada Türkiye ve İran var. Cezayir de ve Bosna da Batılıların

sergilediği vahşet henüz unutulmadı. Filistin ve Afganistan da akan kan

durmuyor... İslam dünyasında sorunlar dağ gibi büyüyor; her yerde kan var, her

yerde gözyaşı. İşin failleri bütün bu yaşananları demokrasi uğruna yaptıklarını

söylüyorlar. Tabi ki hepsi yalan, hepsi palavra.

Mesele demokrasi memokrasi değil, meselenin aslı esası

şudur: Bu vahşi yolla dünya hakimiyetini ellerinde tutmak. Buna mukabil mesul

makamda bulunanlar doğru dürüst bir program ortaya koyamıyorlar; hatta top

yekûn olarak hepimiz, hiçbir şey yapamıyoruz. Çünkü biz dağınık vaziyetteyiz,

onlar birlik olmuşlar; biz zayıf durumdayız onlar güçlü. Adamlar,

Hıristiyanlığın ilk yıllarında inşa ettikleri Papa lık makamını hâlâ dimdik

ayakta tutuyorlar. Aziz Petrus la başlayan papalık şimdilerde 266. Papa 1.

Franciscum la devam etmektedir. İslam dünyası böyle bir kurumsal üst yapıya

sahip çıkamadı. Hz. Peygamberin mübarek naaş-ı şerifleri yerdeyken, henüz

defnedilmeden, müslümanlar toplanmış o kutlu elçiye vekil olarak Hz. Ebu

Bekir i Halife seçmişlerdi. Bu iş önemine binaen cenaze işleminden önce

yapılmıştı. Yüzyıllar boyu Müslümanlar bu sayede hem birlikteliğini büyük

ölçüde muhafaza etmişler hem de 1000 yıldan daha fazla bir süreyle dünya

hâkimiyetini ellerinde tutmuşlardır. Bu sayede günümüz dünyasında üretilen her

ne varsa; insanlığın ortak değer olarak kabul ettiği normlardan tutun da

insanların refahına ve konforuna hizmet eden vasıtalara, yüksek teknoloji ürünü

olan yeni keşif ve icatlara kadar hemen hemen her şeyin temeli o dönemlerde

yapılan bilimsel çalışmalarla atıldı. Bugün o ali makamdan mahrumuz ve hal-i

pürmelalimiz ortada. Ayrılığın azabı bizi dayanılmaz acılara gömerken, onlar

birlik olmanın sefasını sürdürüyorlar; kendi vahşi anlayışlarının icabı

olarakta zulüm yapıyorlar, kan döküyorlar.

Tarih boyunca bu işler hep böyle olmuştur. Ne zaman ki

birliğimiz bozulmuş ve buna bağlı olarak da gücümüz azalmışsa hemen üstümüze

çullanmışlardır. Günümüzde yaşanan acılar bizim coğrafyamızda yeni değil; yüz

yılı aşkın bir süreden beri benzer şeyler tekrar eder durur. Bütün bu

olumsuzlukları tersine çevirecek; haksızlıklara, hukuksuzluklara son verecek

cesur bir çıkışa şahit oluyoruz: Mısır da İhvan-ı Müslimin in direnişi

karşımıza yepyeni bir Ortadoğu çıkaracak ve Yeni Bir Dünya nın kapısını

aralayacak çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır.

Bu çıkış, İslam Dünyası nın bağrına saplanmış olan kara

hançeri söküp atacak bir sonucu doğurabilir. Allah tan hayırlısı...