Siyasal İslam dan Demokratik İslam a geçiyoruz. Bu
sözler Raşid Gannuşi ye ait. Şimdilik ortalık sakin olsa da, ileride Gannuşi
üzerinden büyük fırtınalar kopartılabileceğini söylemek mümkün.
Önümüzdeki yıllarda İslami hareketleri sarsacak olan bu
sözler, yeni bir değişimin hatta bir dönüşümün ve yeni ayrışmaların habercisi
sayılmalıdır. Özellikle, İslam Dünyasında etkili olan Müslüman Kardeşler
hareketi başta olmak üzere, bütün İslami yapıların sarsıntı geçireceğine
yakında şahit olacağız. Bu durumun aynı zamanda 150 yılda elde edilen
kazanımların bir hamlede terk edilmesi anlamına gediğini tespit edebiliriz.
Gannuşi, Mayıs ayının 3. haftasında partisinin büyük
kongresinde yaptığı konuşmasında sarf etmişti bu sözleri. Satır araları iyi
okunursa şayet, Gannuşi nin kurduğu cümleler, yakında patlayacak olan bombanın
piminin çekilmesi anlamına geldiği kolaylıkla fark edilecektir. Aslında, bu
eğilimin yeni olmadığını söylemeliyiz; hem Gannuşi açısından hem de Türkiye
bakımından bu düşünce yıllar öncesine dayanmaktadır. Muhtemelen konjonktür
gereği şimdi kuvvetli bir şekilde yeniden gündeme sokulmak isteniyor.
Hatırlanacağı gibi, 2000 yılı başlarında bizim ülkemizde
de benzer sözler sarf edilmişti. Bu tarz konuşmalar, önce Milli Görüş
içerisinde bir ayrışma meydana getirmiş, arkasından da 14 yıldan bu yana
iktidarda bulunan bir yapının ortaya çıkmasına sebebiyet vermişti. Dikkat
edilirse, Gülen Hareketi de aynı proje içerisinde yer almaktaydı. Anlaşılan o
ki; bu tür söylemler İslam âleminde beklenen tesiri oluşturamadı. Şimdi
yapılmak istenen ise, içeriden birileri üzerinden aynı projelerin yürütülmek
istenmesidir.
Şu tespitimizi aktarmazsak şayet bir nakısa olur.
Özellikle bu tip konularda, Milli Görüş Hareketi nin dışındaki münevverler tam
bir garabet hali yaşıyorlar. Geçmişte kara dediklerine günümüzde ak deme
anlayışını devam ettirmekteler. Mesela; 17-25 Aralık öncesi hepsi Gülen e yağ
çekerken; Muhterem Fethullah Gülen Hoca Efendi diye hitap ederken, şimdi
adamın ne teröristliğini bıraktılar, ne vatan hainliğini... Şayet, bu durum
yanılgı olarak açıklanabiliyorsa, benzer konularda yanılgılarının devam
ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Biz dönelim mevzumuza... Bahse konu çıkışlarla belli ki;
Türkiye den başlayarak, İslam âleminde var olan benzer yapıların dönüştürülmesi
hesap edilmişti. Kendi tabirleriyle ifade edecek olursak, bu yolla hem siyasal
İslam durdurulacak hem de, diğer ülkelere bu yeni anlayış ihraç edilmiş
olacaktı. Fakat tutmadı. Şimdi, içeriden biri olarak görülen Gannuşi eliyle
düğmeye basılmış görünüyor.
Adına Ilımlı İslam dedikleri projelerle Müslüman Dünyayı bir
hayli oyaladılar. Ondan sonra Muhafazakâr Demokrasi anlayışı yerleştirilmeye
çalışıldı. Amaç, inanan insanların niyetini bozmak, hedefini şaşırtmaktı. Şimdi
görüyoruz ki, bu yapıların bir kısmı tasfiye ediliyor. Ancak, bir ülkede
tasfiye edilmekte olan anlayış, diğer ülkelerde farklı bir aktör eliyle daha
etkili bir şekilde devreye sokulmaktadır.
Türkiye de dışlanan bir anlayış başka bir ülkede niçin
desteklenir, anlamak mümkün değil. Tıpkı, geçmişte parti çalışmalarını tasvip
etmeyen bazı kardeşlerimizin Cezayir deki Partiye destek eylemleri
yapmaları gibi...
Dünya Müslümanları yeni bir döneme girildiğini fark
etmeli ve yeni oyunlara karşı yeni stratejiler geliştirmelidirler. Görünen odur
ki; yeni dönemde önce, İslami yapılar tecezzi edilecek, sonrasında da
ufaltılmış olan kuruluşlar birbirleriyle kavga ettirilecekler. Ayrıca, şunu da
belirtmekte fayda var; bu bir tür hastalıktır. Tıpkı kanser gibi! Başlangıçta
Teşhis edilmesi çok zor; teşhisi kolay olduğunda da iş işten geçmiş olur;
tedavisi adeta imkânsızlaşır.
Şeytani stratejilere karşı ancak Rahmanî stratejiler
geliştirilerek mücadele edilebilir. Aksi durumda ise, kopartılan fırtınalar
kasırgaya dönüşür, ne var ne yoksa yıkar geçer. Şimdi, uyanık olma zamanı ve
strateji ile hareket etme zamanıdır.