Kimse kimseyi isimlendirmemeli.

Kişi kendini nasıl anılmak istiyorsa öyle anılmalı.

Baba ve anne çocuğuna bir isim verir ama çocuk büyüyünce isterse o ismi değiştirebilir.

Sevgili Peygamberimize iman eden 124 binin üzerindeki sahabenin adı eski adı olarak kalmıştır.

Ancak adının anlamı, “Sert adam, güneşin kulu” gibi çok kötü mana çağrıştırıyorsa onu değiştirmiştir.

Bunların sayısı da beşi geçmemiştir.

Kişi kendisi değiştirebilir.

Hac Suresi’nin 78’inci ayetinde haber verildiğine göre Kur’an doğrultusunda iman edenleri Allah Müslüman olarak isimlendirmiştir.

Geçmiş bütün peygamberlerin ümmetleri de Müslüman olarak adlandırılmış.

“Ben Müslüman’ım” diyen birine, “Hayır sen radikalsin, fundamentalistsin, el-Kaidecisin, şucusun, bucusun...” gibi adlarla adlandırmak kimsenin hakkı ve görevi değildir.

Ankara’da oturan yetkililerin de görevi değildir isim değiştirmek.

12 Eylül 1980 sonrası Türkiye’nin her tarafında köy isimleri değiştirildi.

Karaman’ın köylerinden özbeöz Türk ismi olan köylerin adlarını da değiştirdiler.

Türk adı olduğunu bilmeden değiştirdiler.

Hâlâ o değişen adlar resmiyette devam ediyorlar.

Halk ise hâlâ eski adlarını kullanır.

Hizmetlerinin hürmetine çok sevdiğim değerli dostum Mustafa ile engelliler cemiyetine gittik.

Bir de ne göreyim kapıda, “Türkiye Sakatlar Cemiyeti Konya Şubesi” yazıyor.

Şaştım kaldım.

Engellilere sakat denilmemesi için ahkâm kesenlere inat onlar kendi cemiyetlerinin adını “Sakatlar Cemiyeti” koymuşlar ve bundan rahatsız değiller.

Onlara 174 defa konuşma yapan Mustafa Bey, sakatların hepsinin eline varıyor, tokalaşıyor, bir haftadır hâlinin nasıl olduğunu soruyor ve gülümseyen yüzüyle yüzlerini güldürüyor.

Bir iş adamını da bulmuş Mustafa, onların maddi sorunlarını o iş adamı çözüveriyor.

Gözleri ışıl ışıl parlıyor.

Bana da izin verdiler de 175’inci konuşmayı ben yaptım.

“Altı Nokta Körler Cemiyeti” üyelerinden bazılarına bir sohbet ettiğimde de bu adlandırmaya kızmıştım.

Kör vatandaşlarımız, “Körler Derneği” adı altında birleşiyorlar, baş gözü gördüğü halde gönül gözü kör olan bir yetkili çıkıyor ve “Köre kör diyemezsiniz, görme engelli diyeceksiniz” diye hem köre hem körün dostuna baskı yapıyor.

Çingene biri, “Biz Roman değiliz” diye bas bas bağırıyor, gönül gözü kör baskıcı yetkili, “Hayır siz Romansınız” diye baskı yapıyor.

Roman olan, Çingene olan, Abdal olan ve diğerleri kim ne adla anılmasını istiyorsa öyle anılsın kimseye baskı yapılmasın.

Rabbimiz, Hucurat Suresi’nin 11’inci ayetinde birbirimizi kötü lakaplarla çağırmamamızı emrederken bu isimlendirme konusunu da düzenler.