Havada kan kokusu var. 

Herkes bir şeylerden korkuyor. Belirsizlik en belirgin

durum. Kimin ne yapıp ettiği belli olmuyor.

Kan akıtmak için türlü bahaneler var. Özellikle

oluşturuluyor.

İnsanlık birbirini öldürmek için fırsat kolluyor. Sanki

bütün enerjisini buna odaklamış. Amaçsızlık kol geziyor. Ölümler felaketleri

büyütüyor. Ölümler dirilişi değil bitişi getiriyor.

İnsanlık metafiziksizlikten kırılıyor.

Materyalizm topraklarımıza girdiğinden beri huzur kaçtı.

Bize yabancı düşünceye kapılan gençliğin, sonu pek de iyi görünmüyor.

İnsanlığın katılaşması, sadece bir noktaya odaklanmış olması kendini sınırladı

ve tüketti. Gözü kara atıldığı maceradan sonları felakete dönüştü. Öte, yani

ahiret yani metafizik dünyaları olmadığından gençliklerini ve geleceklerini

heba ediyorlar. Geçmişteki örneklere yaşanmışlıklara bakılmıyor. Öncülerinin

nereye gittiği, sonlarının ne olduğu, geriye ne kaldığı üzerinde düşünülmüyor.

Bu gençler kendilerini feda ederken geriye ne bıraktıklarının farkında

değildirler. Bir hiç. Kendileri heba oluyor, gelecekleri heba oluyor. İnanç

olmadığı için ahiretleri heba oluyor. İnsanları öldürürken insanlığı

öldürdüklerinin farkına varamıyorlar.

İnsanı öldürmenin insanlığı öldürmek olduğu bilinci

olmadıkça insanlığın sonunu getiriyorlar. Batının materyalist ruhu,

inançsızlığı insanı kör ediyor. Bu gençler hem kendilerinin, hem ailelerinin

hem de hedef aldıkları insanların hayatlarını köreltiyor ve yok ediyorlar.

Materyalizm geleceksizliktir. Katı ve acımasızdır. İnsanın canını ve ruhunu

önemsemez. Sadece bağlı bulunulan ideolojinin tetikçiliği yaptırılır.

Batı nın ideolojisi hümanizm. Hümanizm ise sadece kendi

insanları için geçerli. Ne yazık ki bu bir bumerang gibi kendilerine dönüyor.

Kendilerini bir kurt gibi kemiriyor. Bu da onların karanlığını koyulaştırıyor.

Hümanizm insanlığı öldürme aracı oluyor dolaylı olarak. Tanrıyı yok sayarak

kendini tanrılaştırıyor. Acımasız ve ölüm kusan bir tanrıya dönüşüyor. İnsanın

canını alıyor. Antik yunan dönemindeki gazap tanrılarına dönüyor. İzmler

değişik çıkışlar ve kendilerini yenileyiş. Fakat bu asla yenileyiş değil kendi

kendini tüketiş. Çünkü her yeni izm yeni bir tükeniş, çıkışsızlık. Batı izmleri

çoğalttıkça kendi sonunu getirdi. Huzur getirmedi.

Bu hastalıklar Müslümanlara bulaşalı beri, Müslümanlar

rotalarını yitirdiler. Değerlerini yitirdiler. Kan akıtmakta onlardan geri

kalmadılar. Müslümanlar tarihte en çok sapkınlıklardan çekti. Bu onları

yıkımlara götürdü. Parçalandılar, birbirlerini yiyorlar.

IŞİD olayı, Gezi Parkı olayından sonraki ölümler,

Diyarbakır da öldürülen gencin sokakta zılgıtlar eşliğinde cesedinin ayaklar

altında çiğnenmesi, Mehmet Selim Kiraz ın vahşice öldürülüşü büyük bir karmaşa

ve kaosun habercisi. Batı nın karanlık ruhu aramızda geziniyor.

Müslümanların mezhepleri zenginlikleridir. Sahih olanlar

dışındaki sapkınlıklar Müslümanlar için karabasan oldu. Bu Haricilerden beri

süregeliyor. Müslümanlar bu sorunlarını çözemediler. Üstüne üstlük Batı nın

karanlık ruhu üzerlerine abanınca hepten karmaşaya ve karanlığa saplandılar.

İçinden çıkamıyorlar.

İnsanlığın dirilişi, kendine gelişi Müslümanların

dirilişine bağlıdır.

Müslümanlar öncelikle kendilerini elden geçirmelidirler.

Nefret ve öfke yerine sevgi ve inancı kökleştirmelidirler. Ön yargısız, ön

çıkarsız ve fedakârca.