Bilinen bir kuraldır; kendini sevmeden bir kişi insanları
hiç sevemez. Zira sevginin üretildiği ve geçiş yaptığı merkez gönüldür. Gönül
kabında sevgiden zerre miktarı yoksa insanlara neyi vereceğiz
İnsanın kendini sevmemesi güven eksikliği olarak
tanımlanır. Bunun tersi olan özgüven ise kişinin bir insan olarak kendini
sevmesi ve kabul etmesidir. Bu sürecin başlangıcı çocukluk dönemine kadar
dayanır. Anne babanın hatalarını yüzünü vurup her fırsatta aşağıladığı
çocuklar, sevilmeye değer biri değilim düşüncesine sahip olabiliyorlar.
Çocuğun benliğinde yer edinen bu düşünce ileriki yıllarda yoğun değersizlik
duygusuna ve güvensizliğe neden olacaktır.
Benlik değeri düşük kişinin en büyük savaşı
kendisiyledir. Çevreyle ilişkilerinde daima kendini suçlar ve sevilmeye layık
biri olmadığına inanır. Bu insanlara sahip oldukları güzellikleri göstermek
için çaba sarf edersiniz fakat görmemek için direniler. Çünkü çevre
odaklıdırlar, insanların kendileri hakkında ne düşündüğüne ne hissettiğine
odaklanır ve hak ettikleri değerin farkına varamazlar.
Çocukluk döneminde şiddete maruz kalmış, aşağılanmış ve
söz hakkı tanınmamış bir tanıdığım vardı. Misafirliğe gittiğinde kapının
girişinde kendine bir yer edinir ve iki büklüm kıvrılır ve otururdu. Ev
sahibinin ikna çabalarına rağmen sizi rahatsız etmeyeyim der ve orada
kalırdı. Ev sahibi misafirlerine ikram edeceği yiyecekleri hazırlarken bu
tabaklara gerek yok bana küçük bir kaba koysanız da olur der ve sürekli ev
sahibine yük olduğunu dile getirirdi. Çünkü çocukluk döneminde anne tarafından
sofradan atılmış, aç bırakılmış, yatağından atılmış soğuk odaya kapatılmıştı. O
zamanlar kendisinin diğer kardeşlerinden daha değersiz olduğuna inanmış ve
bütün kapıları kapatmıştı. Artık erişkin bir bayandı fakat kendisinin
insanlarla aynı ortamda oturmaya, aynı şeyleri yemeye ve aynı değere sahip
olmaya layık bulmuyordu. Bu konuda onu ne kadar ikna etmeye çalışsak da
başarılı olamıyorduk. Çocukluk döneminde yaşadıklarımızın erişkinliğe uzanan
bir kolu vardır. Ancak değişime açık olur ve bunun için çaba gösterirsek
düştüğümüz çukurdan çıkar ve yolumuza devam edebiliriz. Özgüveni düşük kişiler
bu değişime karar vermeli ve kararlarında istikrarlı olmalıdırlar. Zira kendini
sevmeyen bir insanın ne çocuklarını ne de çevresindeki insanları sevmesi mümkün
değildir.
Şayet kişi kendini sevmeyi öğrenmişse komşusunu da
sever. Kural şudur: Komşunu severken kendini seveceksin. Ve ona değer verirken
aslında kendine değer verdiğini bileceksin (Spinoza)