Öncelikle şu sorunun cevabını verelim: Hastalık nedir

Hastalık bir denge eksikliğidir. Kesinlikle bir ceza

değil, bir uyumsuzluktur. Savaşılacak bir düşman değildir. Ortodoks tıbbında

her hastalık savaşılacak bir düşmandır. Onun için

          Veremle

savaş,

          Kanserle

savaş,

          Mikroplarla

savaş vesairelerle savaştan sürekli söz edilir. Batı modern tıbbının şifaya

ulaşamamasının sebeplerinden biri de budur.

Hastalığı tarif ederken bir denge eksikliğidir, dedik.

Peki, denge nedir Denge, değişen şartlara uyumlanabilmektir. Uyum kendimizle,

çevremizle ve dünya ile olmalıdır.

Hastalık enerji düzeyindeki bozulma ile başlar.

Sevgisizlik de enerji eksikliğinin belirgin bir sonucudur. Sevgi şifanın

temelidir. Hastalık bize vücudun bütününü hatırlatır. Günümüzde tıpta

organlarımız adedince hastalık branşlaştırılmıştır. Bu asla doğru değildir. Bir

organın hastalığı diğer organlarımızın hastalığı veya sağlığı ile yakından

alakalıdır. Bundan dolayı hastalığa bütüncül olarak bakmalı, teşhis ve tedavi

buna göre yapılmalıdır. Hastalık bize bütününü hatırlatır derken de

kasteddiğimiz budur.

İnsan yaşamının her yönü kişinin sağlığını etkiler. Hatta

zihin ve bedensel durumlar da sağlıklı olmanın şartlarını değiştirebilir.

Bilinmelidir ki, düşünceler birer enerjidir. Fizik

bilimine göre enerji asla kaybolmaz, kaynağına döner. Onun için düşüncelerimizi

ve söylemlerimizi daima müsbet tutmalıyız. Bedduaların (hoş olmayan

dualarımızın) neticede kendimize döneceğinin bilinmesi istenmiştir.

Duyguların enerjisi düşüncelerden de etkilidir. Düşünce

enerjisine göre geri dönüşümü insanı çabuk etkiler. Bu aynı zamanda tedavilerde

her hastanın farklı olduğunu ifade eder. Aynı teşhis koyulmuş iki hastadan

birinin iyileşip, diğerinin iyileşmemesi uyum problemlerinin hastalığı etkilemesindendir.

Mekân, çevre, sosyal çevre, uyumsuz davranışlar, psikolojik ve fiziksel

davranışlar hastalığa davetiye çıkarır veya tedaviyi etkiler.

Tedavi ile şifa arasında da farklılık vardır. Tedavi,

teşhisten sonra hasta aradan çıkarılır; doktor hastalıkla mücadele eder. Şifada

ise, şifacı hastanın iyileşme gücüne katkıda bulunur. Batı tıbbı insanı, bir

makine gibi görür. Başarısızlığı da temelde bundandır.

Şifacı hiçbir zaman hiçbir hastaya vah vah çok hasta

diyerek ona olumsuz enerji yüklememelidir. Bu, hastalığı daha da çıkmaza

sürükler.

Buna göre, şifacı dini de dünyayı da çok iyi bilmeli ve

algılamalıdır. Parayı ön planda tutanlar kimseye faydalı olamazlar.