“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir…” konusu geniş ve genel bir konu, önemli ve özel bir konu, konu ile ilgili önceki yazdıklarımızla ve anlattıklarımızla ilgili bir konu; bundan dolayı önemine ve anlaşılmasına binaen önceki yazılarla birlikte okunmalı…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…
Kâinatın saldığı genel kat’i haber (mesaj) mekândır. Elimize aldığımızda kesin olarak ölçebilmekteyiz. Mekânı herkes aynı şekilde algılamaktadır, dolayısıyla geneldir. Zamanı da hepimiz aynı saatle ölçüyor, dünyanın ekseni etrafındaki dönüşü ile ölçüyoruz, geneldir. Zamanı biz doğrudan ölçemiyoruz, ancak saatteki yelkovanın mekândaki durumu ile ölçüyoruz, dolayısıyla saatteki mekâna göre zannidir. Kâinatın özel mesajı maddedir. Madde değişik yerlerde bulunur, özel yerlerde bulunur, mekân gibi genel değildir, dolayısıyla özeldir. Ancak parçacıkların sayısı ile bilinir ve bir yerde iki parça bulunmaz, dolayısıyla kat’idir. Enerji ise değişik parçacıklara kazandırdığı hızlarla bilinmektedir, bir yerde çoğalır ve azalır, dolayısıyla özeldir ve zannidir.
Ruhu ele aldığımızda kâinattaki mekânın yerini insanda hafıza almaktadır. Hafıza, ruhun mekânıdır, faaliyetini orada gösterir. Zamanın yerini dışarıdan alınan etkiler alır. Duygu organlarına gelen etkiler zaman içinde gelip geçer. Hisler zaman gibi hafızaya alınamaz. Kâinattaki maddenin yerini insandaki davranışlar alır, bedeni hareketler alır. Kâinattaki enerjinin yerini insandaki sözler alır. Söz söyler, onunla diğer insanlara etki eder. Bu karşılıklılık ile hafızanın genel kesin olduğudur. Çünkü hafızada herkesi ilgilendiren ortak bilgiler saklanır. Hafızanın sakladıkları da kesindir. Duygular da dışarıdan alındığı için geneldir. Ancak gelip geçici olduğu ve saklanamadığı için de zannidir. Kitapların kat’i, hadislerin zannî olması da buna dayanır. Yaptığımız iş özeldir, ne istiyorsak yapıyor, istediğimizi yapıyoruz, bu sebeple kesindir. Oysa sözlerin manası ve karşı tarafa etkisi zannidir.
Topluluğa geçtiğimizde, insandaki hafızaya ülkeyi tanıma gelmektedir. Duygular ise ülkeyi yaşanır şekle getirmedir. Yani yaşama tekabül etmektedir. İnsandaki fiil kısmına toplulukta ülkenin çalışır bir şekle getirilmesi yani çalışmaya tekabül etmektedir. İnsandaki sözlere karşılık ise koruma gelmektedir. Yani bir ülkenin tanınması, çalışır ve yaşanır imkânlar sağlanması ve her çeşit saldırılara karşı korunması gerekir.
Tanıma geneldir ve kesindir. Yaşanır hâle getirilmesi de geneldir. Ama kesin değildir. Farklı şartlar oluşmaktadır. Çalışır olmak özeldir. Çünkü herkes çalışmıyor ama herkes yaşıyor. Ancak yapılan iş ise kesindir. Korumak ise özeldir. Çünkü hukuk düzeninde suç ve ceza özeldir. Kesin de değildir, zannidir.
Hizmetlerde tanımaya planlama tekabül eder. Yaşamaya sağlık tekabül eder. Çalışmaya imar tekabül eder. Koruma hizmeti ise güvenlikle sağlanmaktadır. Planlama geneldir ve kesindir, herkes uymak zorundadır ve ifadeler kesindir. Topluluk sağlığı da geneldir, tedavi değil de iaşesinden koruma tabipliğine kadar her şeyi içerir, geneldir. İmar ise özeldir, her yerin ayrı ayrı imarı vardır, planı vardır, ancak yapılacaklar belli olduğu için kesindir. Güvenlik ise özeldir ama zannidir. Cezanın şahsiliği ilkesi anayasalarda yer almıştır. Kısas kat’ilerde uygulanır, diyet zannilerde uygulanır.
Ekonomide üretim yapılır. Herkes ürettiğine sahiptir, onu satarak genelleştirir yahut onu kamu ambarlarına mevduat olarak koyup genelleştirir. Satışta karşılık kesin olarak bellidir, bu sebeple kat’idir. Oysa kredileşmede mevduat sahibi karşılığında ne kredi alacağını bilmediği için zannidir. Pazarlık usûlü satış kat’i değildir. Oysa arz satışlarında genellik vardır. Tüccar kişilere göre fiyat değiştiremez. Satış planlamaya tekabül etmektedir. Kredileşme ise sağlığa tekabül etmektedir. İlk anda kredi ile sağlık arasında ne ilişki var denebilir. Halka devre başında kredi verilmekte, halk o kredi ile sipariş yapmakta ve böylece üretim kolektif olarak planlanmaktadır. Sağlık böylece korunmaktadır. Üretim ise özeldir, inşaatta da özeldir. Bunların özelliği kolayca belli olmalarıdır. Ancak acaba imalat mı kesindir yoksa inşaat mı kesindir, bu hususu tespitte zorlanabiliriz. Toplulukta imar inşaata, imalat güvenliğe tekabül ettirilebilir, ‘sosyal güvenlik’ ve ‘genel güvenlik’ terimleri kullanılmaktadır. (Devamı var.)