Giriş
ABD, Obama nın başkanlığı ile beraber başta Türkiye olmak
üzere ittifak yapmak istediği ülkelere, 2009 yılından beri Akıllı Güç
Stratejisi çerçevesinde Model Ortaklık (Model Partnership) adı altında yeni
bir ortaklık, yeni bir yol dikte etmeye başlamıştır. Model ortaklığa göre dini
ahkâm hayata uygulanmayacak, fakat bunun dışındaki ibadetle ilgili tüm
vecibeler yerine getirilebilecek ve laik-seküler değerler etrafında bütünleşme
sağlayan yeni bir yol inşa edilecektir.
Model Ortaklık konusu, tanımlanması ve muhtevası itibarıyla
ne anlama geldiğinin tartışılması gerekmektedir. Burada, Böyle bir yol
tanımlanmasının İlahi Yasalar Değişmez yazı dizisinin uzantısında mümkün olup
olamadığı konusu ele alınıp incelenecektir.
Model Ortaklık
ABD eski başkanı Bill Clinton 8 Kasım 1999 tarihinde
Georgetown Üniversitesi nde ve 15 Kasım 1999 tarihinde TBMM de yaptığı
konuşmalarda, Hıristiyan dünya ile Müslüman dünyanın Türkiye de buluşması ,
Türkiye nin Model Ülke olması fikrini ortaya atmıştır (1,2).
Bil Clinton Model Ülke kavramını kullanırken Obama
Model Ortaklık kavramını, siyasette ve uluslararası ilişkilerde ilk defa
kullanan ABD başkanıdır (3-6). Türkiye, ABD ile Model Ortak olmayı 2009
yılında kabul ettiğini açıklamıştır (7).
Obama nın tanımlamasından Model Ortaklık , idealler ve
değerler temelinde meydana getirilen bir birliktelik, bir ortaklıktır. Her iki
ülkenin aynı ortak payda da birleşmesi, bu ortak payda etrafında birbirlerini
kabul etmeleri, birbirlerine karşı sorumluluk duymaları ve birlikte sorumluluk
alıp hareket etmeleri, ideal ve değerlerden neşet eden ortak çıkarları
korumaları, Model ortaklığın alt zeminini oluşturmaktadır. Ortak ideal, değer
ve çıkarlar, model ortaklığın temel bileşenleridir.
Obama, Model ortaklık kavramı ile Türkiye ve ABD arasında
ki benzerliklere, ideal ve değerlere
vurgu yapmaktadır. Bu ideal ve değerler, Obama ya göre hem Hıristiyanlık tan ve
hem de İslam dan bağımsız ideal ve değerlerdir. Obama, konuşmalarında,
halkların Hıristiyan ya da Müslüman olmalarının hiçbir önemi olmadığını ifade
etmektedir. Önemli olan her iki ülkede, her iki dinin toplumun günlük
hayatında, yaşam tarzında etkili olmamasıdır. Her iki ülkenin laik, seküler
yapısı, laik ve seküler yönetimle idare edilmiş olması, iki ülke arasında en
temel benzerlik ve ortak paydadır. Açıkçası Obama, dinleri dışarıda bırakıp söz konusu edilen bu değerler
ve idealler etrafında her iki ülke bir işbirliği ve ortaklık kurabilir
demektedir. Bu da tüm dünya için, özellikle de, İslam coğrafyası için bir
Örnek Ortaklık olur.
Böyle bir yol tanımı, geçen haftaki yazı kapsamında ifade
edildiği gibi, İmanla küfür arasında bir ara yol aramak olup küfürden başka
bir şey değildir (4 Nisa 150-151).
Model Ortaklık, Bir Yol ve Bir Kimlik Tanımıdır
Obama, model ortaklık ile laik, seküler, demokratik, Batı
ile bütünleşmiş ve bununla beraber halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bir
kimlik tanımlaması yapmaktadır.
Obama nın Müslümanlara giydirmek istediği kimlik, ismi
Bush yönetimi tarafından konan Ilımlı İslam , RAND Raporlarının Modernist
Müslüman kimliğidir. Hayatın tanzimi ile ilgilenmeyen, günlük hayata müdahale
etmeyen bir dini kimlik . Bu, Protestan kimlik olup İslam la alakası yoktur.
Bu kimlik, Lozan da bu topluma dayatılmış ve Cumhuriyetin
ittihatçı kurucu kadroları tarafından benimsenmiş bir kimliğin biraz daha
yumuşatılmış şeklidir. İslam coğrafyasında ki birçok yönetici ve batılı
sosyologlar tarafından tanımlanmış bir din anlayışını referans alarak İslam ın
Protestan versiyonunu inşa etme amaçlıdır.
Türkiye de sistemin sahibi olarak kendini gören laik
kadro ile ABD yönetimleri arasında ki temel ayrılık, Ülkenin yönetilmesinde
Müslüman kimlikli insanların birinci derecede söz sahibi olup olmaması ile
ilgilidir. ABD yönetimi, Sovyetlerin çöküşü ile birlikte İslam coğrafyasında
ümmetin dip katmanlardan gelen Kuran eksenli İslamlaşma hareketinin farkındadır
ve bunu da, kendisi için ciddi bir rakip ve tehlike olarak görmektedir.
Obama nın Kahire konuşmasında ısrarla İslam la Amerika yı birbirinin karşılığı
olarak kullanması, konunun ABD açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya
koymaktadır. İslam ın karşısında Hıristiyanlık veya Yahudiliği koyması
gerekirken doğrudan doğruya Amerika yı koyması anlamlıdır.
Bush yönetimi önleyici savaş doktrini ile gelecekte
kendisine rakip olabilecek İslami potansiyeli, vaktinden önce Terörle Küresel
Savaş çerçevesinde yok etmek istemiştir. Ancak benimsenen strateji, İslam
coğrafyasının belli bölgelerinin kan gölüne dönmesine sebebiyet vermiş olmasına
rağmen, ABD yönetiminin çok korktuğu Radikal İslami Kimliğin uyanmasına,
bütün ülkeleri etki altına almasına sebebiyet vermiştir. Uyanan sadece Müslüman
aydın kesim değildir, uyanan bir halk ve bir ümmettir. ABD için en korkulu olan
bir halkın uyanması, kendi kimliğini, yolunu araması ve yol ve kimliğin gerektirdiği sistemi inşa etmek
istemesidir.
ABD de yayınlanan dört RAND raporunda üzerinde durulan
temel olgu, bu tehlikenin nasıl bertaraf edileceğidir. Raporlarda öngörülen,
Müslüman potansiyeli parçalamak Modernist , Dünyevileşmiş olanlarla
işbirliği yapmak, geri kalanları kendi aralarında çatıştırarak bertaraf etmek;
yanı Müslüman ı Müslüman a kırdırmaktır. Türkiye ye önerilen Model Ortaklığın
böyle bir gizli gündem maddesi vardır.
Model Ortaklığın İç Müttefikleri ve İç İşlerine Müdahale
Hakkı
ABD, soğuk savaş sonrası dönemdeki yeni politikasını,
Türkiye de ki bağnaz Laik-Kemalist kesime anlatamamıştır. Ergenekon operasyonu
ile bu kesim ikna edilmeye çalışılmış fakat ikna olmayınca da şimdilik tasfiye
edilmişlerdir. Obama nın Model Ortaklık teklifi, bir boyutu ile Türkiye de ki
dünyevileşmiş, burjuvalaşmış, Modernist Müslümanlarla , anti Amerikancı
olmayan laik-seküler-liberal-sol kesimlerin ittifakını ön görmektedir (6).
Taraflardan birinin devre dışı kalması, Türkiye den istenen fonksiyonların
yerine getirilmesine mani olmaktadır. Obama, taraflara Model ortaklık
kapsamında bir barış ve ittifak önermiştir/önermektedir.
ABD yönetimleri, İslam coğrafyasının, bu coğrafyaya
yabancı, hatta düşman tavır takınan yönetimlerce daha fazla yönetilemeyeceğinin
farkındadırlar. Diğer taraftan da, Halkla bütünleşmiş dini hassasiyetleri olan
insanların da tek başına rakipsiz bir şekilde bu ülkeleri yönetmelerinin,
gelecekte daha tehlikeli sonuçlar doğuracağını düşünmektedirler. Bunların
kontrol altına alınamayan yönetimlerinin, Batı ya tavır alan bağımsızlık
hareketlerine sebebiyet verebileceğini ön görüyorlar. Batı, yeni bir Iran
deneyiminin, İslam Coğrafyasında Batı hükümranlığının sonu manasına geleceğini
çok iyi bir şekilde görmekteler.
Bu nedenle Batı, kendisine bu topraklarda yeni ortaklar
ve yeni işbirlikçiler aramaktadır. Sekülerleşmiş, Batı ya karşı çıkmayan,
liberalizmi içselleştirmiş, İslam la ilgisi ibadet boyutunda olan, dindarlar
tarafından yadırganmayan, hatta konjonktürden dolayı destek bulabilen, ABD nin
Modernist Müslüman adını verdiği bir kesim, başta ABD olmak üzere Batının
yeni işbirlikçi gözdesidir. Arap Baharı diye tanımlanan ikinci nesil kadife
darbe dalgası ile yapılmak istenen buydu. Proje, Mısır ve Tunus ta tutmamıştır.
Türkiye de Taksim Gezi parkı ile başlatılan üçüncü nesil kadife darbe süreci,
Türkiye ile kurulan Model Ortaklık ta bir yol ayırımı olarak
değerlendirilebilir.
Model Ortaklık kavramının idealler ve değerler etrafında
bir birliktelik olması,
İki ülke arasındaki ilişkilerin sadece güvenlik ile
sınırlı kalmayacağı, daha geniş kapsamlı, iç işlerine karışmayı, doğrudan
topluma müdahale etmeyi ön gören bir işbirliği olacağı manasına da gelmektedir.
Laiklik, sekülerlik, fikir ve inanç hürriyeti, hukukun üstünlüğü, insan
hakları, demokrasi gibi değerler, iki ülke arasında ortak unsurlar olacak
denirken; ABD ye hizmet etmesi oranında tüm bu kavramların bir anlamı olacaktır
denmek istenmektedir. Unutmamak gerekir ki Mısır da Sisi darbesini, demokrasi
adına kutlayan ABD dir
Sonuç: Büyük Şeytanın (ABD) Yeni Truva Atı: Model
Ortaklık
Model ülke ve model ortaklık sadece Türkiye ye özgü
olmayıp ABD menfaatlerine hizmet edebileceğine inandıkları tüm ülkeleri,
örümcek sarmalına sokmak istemektedirler (8). Model Ortaklık kurduğu Türkiye
ile Suriye, Kıbrıs, Mısır, Somali ve Rusya konularında anlaşamayan ABD nin son
zamanlarda İran la olan yakınlaşmasına bu pencereden bakılmasında fayda vardır.
ABD, bu coğrafyada, İslam ın İslam la savaşı projesi kapsamında, Dengeleme
ve vuruşturma politikasını devreye sokmuş görünmektedir. Mısır, Filistin,
Libya, Irak ve Suriye için kılını kıkırdatmayan Arap Birliği, Yemeni bombalama
cesaretini nereden aldığının sorgulanması gerekmektedir.
Bu nedenle Obama dönemi, İslam coğrafyası için daha
sancılı ve sıkıntılı olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Toplumun değişik
kesimleri arasında fitne ve fesadın yaygınlaştırılması, kitleleri ABD
menfaatleri istikametinde kullanmak, Model Ortaklık kapsamında yeni bir yol
olarak seçilmiştir.
Bu nedenle Türkiye 2009 yılında kabul ettiğini açıkladığı
Model Ortaklık tan çekilmeli; ABD nin,
bu ülkede rahat faaliyet yapmasının tüm imkânları ortadan kaldırılmalı ve
ABD nin Türkiye yi bir Truva Atı olarak kullanmasına fırsat verilmemelidir.
Kaynaklar
1- Bill Clinton in 8 Kasım 1999 Georgetown Üniversitesi
Konuşması, Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Ankara, Nisan 2009.
2- Bill Clinton in 15 Kasım 1999 TBMM Konuşması.
3- Bila, F., Obama
Modeli Ortaklık, Milliyet 07.04.2009
4- Ilıcak, N., Müşterek Menfaatler Ve Paylaşılan Değerler, Sabah 07.04.2009
5- Korkmaz T., Ortaklık Yeni Şafak 09.04.2009
6- Obama nın TBMM de ki Konuşması, BEYAZ SARAY Basın
Bürosu, 6 Nisan 2009, Ankara, Türkiye.
7- Davudoğlu, A., Washington da Amerikan-Türk Konseyi nin
(ATC) 28 inci yıllık konferansıda akşam yemeğindeki konuşması, Model Ortaklık
Tercih Değil Gereklilik , Usak gündem, 03.06.2009
8- Okur, M., Yoksul Coğrafyada Müthiş Pazarlama, Sabah, 07.04.2009