DAYANAYAĞINIZ ölümlü insanlarsa, onlara göre yazıp
konuşuyorsanız, her sene görüş değiştireceksiniz demeyeceğim, öğleden önce
konuştuğunuzu akşam yalanlama durumunda kalacaksınız.
Partilerin sözcülerinin devamlı olarak Yanlış
anlaşıldım demelerinin temelinde bu vardır.
Önce Başkana göre konuşur, halktan tepki gelince yeniden
basının karşısına geçer ve yanlış anlaşıldığını doğrusunun şu olduğunu söyler.
Halktan yine tepki gelirse yeniden açıklama yapar.
Yazar ve söylerlerimiz de onlarla beraber dümen kırarlar.
Rabbimizin kelamını ve onun Rasülünün hadisini esas
alırsanız yanılma ve fikir değiştirme olmaz.
Buyurun okumaya devam ediniz:
Evde annenizle babanız tartışıyorlar. Annenizi
babanızdan daha fazla seviyorsunuz. Veya babanızı annenizden daha çok
seviyorsunuz.
Tartışma biraz ileri gidiyor ve birbirlerini kırmaya
başlıyorlar.
O konuda annenizin haklı olduğunu biliyorsunuz ama
babanızı daha çok seviyorsunuz.
Bu durumda ikisini de kırmadan babanıza, annenizin haklı
olduğunu söyleyiniz.
Bunun tersi de olur ve babanız haklıdır ama annenizi daha
fazla seviyorsunuz.
Annenize, babanızın haklı olduğunu annenizi kırmadan
söyleyiniz. Babanız veya anneniz, kanlı kinli düşmanınıza karşı haksızlık
yapıyorsa bu haksızlığı yaptırmayacaksınız.
Kızınız ve oğlunuz arasındaki ihtilaflarda, gelinle
kaynana arasındaki çekişmelerde durum aynıdır, haklının yanında olacağız.
Düşmanınızın haklı olduğunu söyleyiniz,
Haksız dostunuzu düşmana dövdürmeyiniz,
Düşmanın hakkını verdiriniz veya gücünüz yetiyorsa siz
veriniz.
Köyünüz sınır köyle kavgalı olsa, siz, haklı olanın
yanında olacaksınız.
Mezhebiniz, meşrebiniz ve dininizden olan bir insan,
mezhebiniz, meşrebiniz ve dininizden olmayan birine haksızlık yapmışsa ve siz de bunu kesin olarak biliyorsanız hemen
haklı olanın yanında yer alıyorsunuz ve hak sahibine hakkını teslim etmenin
yollarını arıyorsunuz.
Ülkenin en fakiri ile en zengini arasında hak iddiasıyla
dava açılsa siz, eğer fakir haksızsa zenginin haklılığına şahitlik
yapacaksınız.
Fakir haklı ise zenginden o hakkın alınması için
çalışacaksınız. Devletiniz, bir başka devlete haksızlık yapıyorsa bunun yanlış
olduğunu söyleyecek ve engellemeye çalışacaksınız.
Devletim haksızdı diyerek haklı devletin dövmesine de
izin vermeyeceksiniz.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da Rabbimizi dinleyelim:
Ey iman edenler! Kendiniz, anne-babanız ve akrabanız
aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti yerine getirenlerden olun.
İster zengin ister fakir olsun fark etmez. Allah onlara daha yakındır.
Adaletten yüz çevirerek nefsin arzusuna uymayın. Eğer dilinizi eğer veya yüz
çevirirseniz iyi bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa süresi
ayet 135)
Allah ın gösterdiği doğrultuda insanlar arasında
hükmedesin diye sana kitabı hak ile indirdik. Sakın hainler tarafında olma.
(Nisa süresi ayet 105)
Hakkın, hukukun ve adaletin gerçek sahibinin Cenabı Hak
olduğunu unutmayacağız ve onun gösterdiği doğrultuda hareket edeceğiz.
Ashabı Kiramdan Abdullah bin Ravaha, zirai mahsullerden
vergilerini almak için Hayber Yahudilerine geldiğinde Yahudiler ona rüşvet
teklif etmişler.
Abdullah, onlara Ben, sizin yanınıza, yaratılmışların
bana en sevimlisinin yanından geliyorum. Siz ise bana düşmanınız olan hınzırdan
maymundan daha sevimsiz olmanıza rağmen benim bu sevgim ve size olan
kızgınlığım benim size adaletsiz davranmama sevk edemez deyince onlar da
Gökler ve yeryüzü adaletle ayakta durur demişler. (Beyhaki, Delailünnüvve
hadis no 1575, İbni Hıbban, Sahih, 7/316))
Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutup
gözetenler olunuz. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin.
Adil olunuz. Bu takvaya daha yakındır. Allah tan sakının. Elbette Allah
yaptıklarınızdan haberdardır. (Maide süresi ayet 8)
Bu makalem, 08/09/2014 tarihinde yayınlanmıştı. Kral,
Şah, Padişah, Cumhurbaşkanı, Başbakan, filozof... gibi ölümlülerin sözü esas
alınmadan yazıldığı için her zaman her yerde ve herkese hitap edecek bir
makaledir.
Hayy ve Kayyum olan Rabbimizin kelamını, hayat yolumuzun
kılavuzu yapalım.