Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda CHP ve MHP nin

muhalefeti tek aday etrafında birleştirme çabalarının yanlışlığı üzerinde daha

önce durmuş, Cumhurbaşkanı seçiminde eğer ilk turda adaylardan birisi yüzde

50 nin üzerinde oy alırsa seçim tamamlanmış olacak, dolayısıyla ilk turda

muhalefetin tek çatı altında toplanmasının anlamsızlığına vurgu yapmıştım. İki

turlu seçimlerde genellikle ikinci tur gündeme gelmekte, partiler arasında

uzlaşma söz konusu olacaksa bu turda uzlaşma seçmen tarafından zaten kendiliğinden

gerçekleşecektir. Yani, partiler zorlama ile ortak aday aramak yerine ilk turda

seçim gerçekleşmediği takdirde bu uzlaşma seçmen tarafından kendiliğinden

sağlanacaktır. CHP ve MHP nin çatı aday arayışları yanlış olmuştur. Kaldı ki,

ilk harekete geçildiğinde Kılıçdaroğlu ve Bahçeli tüm muhalefet partileri ile

sivil toplum örgütlerini ziyaret ederek ortak aday tespiti konusunda istişare

ettiklerini belirttiler. Bu ziyaretlerden sonuç alınabilmesi için ya tüm

muhalefet partilerinin aynı düşüncede olmaları gerekir ki, bu mümkün değildir.

Bir Saadet Partisi ile CHP nin ya da MHP nin aynı çizgide olduğunu ne söylemek

ne de düşünmek mümkündür. Aynı şeyi BBP ya da bir diğer parti için de söylemek

mümkündür. Bununda ötesinde Ekmeleddin İhsanoğlu etrafında birleşen CHP ve

MHP nin bu ortak hareketinde gerçekçi olmadığını, tabanlarına ters bir tavır

olduğunu söylemek yanlış olmaz. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırsında bu durum

açıkça ortaya çıkacaktır. Kanaatim o ki, CHP ve MHP nin ortak bir aday

çıkarmasıyla bu iki partinin tabanlarının söz konusu ortak adaya itirazsız oy

vereceğini sanmıyorum. Tavanda bir ortaklık oluşturulmuş olsa bile tabanda bu

ortaklığın tam olarak karşılık bulmayacağını söylemek falcılık olmaz.

Kısacası, bırakın tüm muhalefet partilerinin tek bir aday

etrafında birleşmesini CHP ve MHP tabanlarının bile aynı aday etrafından

toplanması mümkün olmayacaktır. Kaldı ki eğer muhalefet partileri arasından bir

düşünce farklılığı olmayacaksa ayrı partiler olarak siyaset yapmalarının da

anlamı kalmazdı. Peki, zaman zaman bazı partilerin belli konular etrafında

ittifak yapamazlar mı Yapabilirler elbette. Çoğu zaman Türkiye Büyük Millet

Meclisi nde yasalar müzakere edilirken ve oylama sırasında iktidar ile bazı

muhalefet milletvekilleri aynı yönde oy kullanabilmektedirler. Ancak, iki turlu

Cumhurbaşkanlığı seçimini daha işin başında tek turlu hale dönüştürecek

muhalefet adına tek adayın çıkartılma çalışması millet iradesini zorlamak

anlamına gelir.

Bu bakımdan iki turlu seçimlerde iktidarı ve muhalefeti

ile her partinin adayını çıkarması, ilk turda eğer adaylardan birisi istenen

oyu alamazsa ikinci turda ilk turda en çok oyu alan iki aday kalacağı için de

seçmen serbest iradesi ile bu iki adaydan birisine oy verecektir. Aslında şu

aşamada bazı muhalefet partilerinin aday göstermesinin önünün niçin

kesildiğinin tartışılması gerekiyor. CHP ve MHP nin gündeminde böyle bir husus

yok. Onlar sadece muhalefet adına tek bir aday çıkararak, seçmenin ikinci turda

ortaya koyacağı tercihini engellemeye çalışıyorlar. Eğer açıklanmayan niyet tüm

muhalefet partilerine oy veren seçmeni tek bir aday etrafında zorunlu

birleşmeye zorlamak değilse, iktidara karşı tek cephe oluşturma gayretidir.

Muhalefet olmak elbette iktidara yönelik eleştirilerin olması, bu eleştirilerle

iktidarı birtakım yanlış adımlardan kurtarmak olabilir. Kaldı ki, muhalefet

partileri arasında görüş itibariyle birbirine yakınlık da olabilir. Mahalli

seçimlerde CHP-MHP ittifakını bu şekilde izah etmek mümkündür.

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde CHP ve MHP nin tek aday

etrafında tüm muhalefeti toplama ve adına çatı aday dedikleri bir isim

etrafında birleştirme gayreti kendi senaryolarına tüm muhalefeti ortak etme

oyunundan ibarettir. Tüm bunları Ekmeleddin İhsanoğlu nun CHP-MHP ortak adayı

ilan edilmesi ile ilgili yazmıyorum. Meseleye prensipte karşı olduğumu,

muhalefetin ortak aday etrafında toplamaya çalışılmasının yanlışlığını

vurgulamaya çalışıyorum.