Allahü Teala Kur anda bildirmiş, Resulü Muhbir-i Sâdık

Muhammed Mustafa (Salat ve selam olsun ona) haber vermiş, on dört asırdır gelip

geçen alimler, sâlihler, bilgeler uyarmış; bu dünya hayatından sonra âhiret

denilen bir alem vardır. Ölümle varlık bitmez, ölen kişi bir alemden ötekine

geçer. Berzah aleminde saadet veya azap vardır. Kıyamet koptuktan sonra

insanlar tekrar diriltilecektir. Ulu ve âdil bir Mahkeme-i Kübrada hesap

vereceklerdir. Cennet ve Cehennem vardır. Mü minler için ebedî mutluluk ve

müşrikler kafirler için ebedî azap vardır.

Her Müslümanda âhiret, hesap kitap, Cennet Cehennem, azab

saadet inancı, kavramı bulunmalıdır.

Müslüman bu inancı bir an bile hatırından

çıkartmamalıdır.

Dünyada sapıklıklardın, kötülüklerin, zulümlerin azalması

için âhiret inancının canlı olması gerekir.

Âhirete kuru kuruya inandım diyor ama İslamın, Kur anın,

Şeriatın yasakladığı her kötülüğü yapıyor, her haltı yiyor. Onun âhiret inancı

kalpte değil, laftadır. Yürekten inansaydı bu kadar kötülük yapamaz, isyan

edemezdi.

Âhirete inanan ve iyi din eğitimi görmüş bir Müslüman

burnunu sildiği kağıt mendili yola atmaz.

Doyduktan sonra yemeye devam etmez.

Başkasının karısına, kızına, eşine şehvetle bakmaz.

Zina etmez Riba yemez Haram gelir elde etmez

Gurura, kibre kapılmaz; benliğinin esiri olmaz, yularını

şeytanın eline vermez.

Âhirete inanan kimse insanların kurdu olmaz, meleği olur.

Şu rüşvet alan sözde Müslümanlara bakınız, onlar âhirete

yürekten inansalardı hiç rüşvet alırlar mıydı

Hem âhirete, hesaba kitaba, Cennete ve Cehenneme iman

etmiş, hem de haram rantlarla efsanevî servetler edinmiş Bu iki şey bir arada

olur mu

Akıllı birine şöyle bir teklif yapsalar:

On adet külçe altın var, her biri onar kilodan yekunu yüz

kilo.

Bunları sana vereceğiz ama bir kusurları var. Hepsinde

ağır ve çok tehlikeli miktarda radyasyon bulunuyor

Akıllı adam hiç bunları alır mı Radyasyon lafını duyar

duymaz kaçar oradan.

İşte haram gelirler, haram servetler böyledir.

Riba kazançları böyledir.

Rüşvetle oluşan zenginlikler böyledir.

Zulüm ve sömürü ile elde edilen kazançlar hep böyledir.

Âhirete iman eden Müslüman bunlara yaklaşmaz, bunlardan

kaçar.

İslamda kul hakkı kavramı, konusu vardır. Kul hakkı çok

ağır bir yüktür ve âhirete iman eden Müslüman bu hakların altında kalmamak için

çok dikkat eder.

İslamda kesin helaller ve kesin haramlar vardır. Bir de

şüpheliler vardır. Mü min bu şüphelilerden uzak durur.

Dinimiz bize Helalin hesabı, haramın azabı vardır

diyor.

Mahkeme-i Kübrada, boynuzsuz koyunun hakkı, boynuzlu

koyundan alınacaktır.

Soma maden faciasında 300 küsur madenci vatandaşımızı

ihmal yüzünden kaybettik. Gerekli güvenlik tedbirleri alınsaydı, kanun ve

nizamlara uyulsaydı, teftişler doğru dürüst yapılsaydı, 300 değil, beş kişi

ölecekti. İşte bu ihmaller yarın âhirette Mahkeme-i Kübrada sorulacaktır.

Gözleri haram para ve kazanç hırsıyla dönmüş kuduz

rantçıları dünya adaleti cezalandırıyor mu Onları engelliyor mu ...

Yarın Ulu Mahkemede hepsi muhakeme edilip

cezalandırılacaktır.

İslam bize haber veriyor: Allahü Teala dilerse kendi

hukukunu afveder ama kul hakkını afvetmez, üzerinde kul hakkı olanların gidip

helallik alması gerekir

Birinin senin üzerinde hakkı kalmış, o ölmüş, varislerini

de bilmiyorsun, ne yapacaksın Kaç lira ise âdilâne hesaplayıp o zat adına,

hakkeden gerçek fakirlere yardım edeceksin.

Arabanı park ederken yandaki otomobile çarptın, ne

yapacaksın .. Hemen onun camına kartını koyacak, özür dilerim bir hata yaptım,

görüşelim, zararınızı ödeyeyim, beni afvediniz diye yazacaksın.

Hakikî mü min hüsn-i hâtime korkusuyla tirtir titreyen

kimsedir.

Nice mü min var ki, hayatı boyunca bir kere bile hüsn-i

hâtime korkusuyla huzursuz olmuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının, camilere kadınlarla

doldurmak gibi aykırı faaliyetleri, bid atleri bırakıp on milyonlarca halka

Ehl-i Sünnet ve Cemaat ilmihalini, bu arada âhiret inancının teferruatını,

yüreklerde devamlı kalacak şekilde öğretmesi gerekir. Âhirete olan inancını

diri tutmaz; Mahkeme-i Kübra, hesap kitab, Cennet Cehennem, saadet ve azab, kul

hakkı, haram helal kavramlarının şuuruna sahip olmazsak, ne ferden, ne de

Müslüman halk olarak ıslah olabiliriz.

Bendeniz bir Müslümanım. Seher vaktinde ezan okunmaya

başladı. Allaha itaatkar isem, O ndan korkuyorsam, Peygamberin sadık ve vefalı

bir bağlısı isem, iyi bir Müslüman olmak istiyorsam ne yapacağım, kalkıp abdest

alıp namaz kılacağım. Hem, öyle evde münferiden değil. Şeriatın listesini

verdiği yirmi küsur geçerli mazeretim yoksa, camiye gideceğim ve cemaate

katılacağım Her imamın ardında namaz kılınmazmış Eyvallah, ardında namaz

kılınabilecek salih ve düzgün bir imam bulacağım, onun camiine gideceğim.

Çünkü mü min bir kimseden âhirette sorulacak ilk hesap

namaz hesabıdır. Kıldın mı Doğru dürüst kıldın mı .. Hür ve mukim bir

erkeksen, farzları cemaatle kıldın mı

Şaşıyorum, İslamcılar bu gibi konular üzerinde niçin

durmuyor

IŞİD Bağdadı alacak mı .. Herkes bunu konuşuyor. Peki

âhirette hesabı sorulacak önemli ve hayatî konuları niçin dile getirmiyoruz

(İkinci yazı)

Osmanlıca Bilmek

Şuurlu ve uyanık bir Müslüman baba düşünemiyorum ki,

çocuklarının Osmanlıca öğrenmesini istemesin, onlara Osmanlıca öğrettirmesin.

Eskiden bu iş zordu. Artık çok kolay. Millî Eğitim

Bakanlığı Hayrat Vakfı ile işbirliği yaparak parasız Osmanlıca kursları açtı.

Üç senedir bu konuda faaliyet gösteriliyor.

Gönül arzu eder ki, bu üç sene zarfında üç milyon

Müslüman Osmanlıca öğrenmiş olsun. Heyhat heyhat heyhat ki, öğrendiğime göre

sadece yüz bin kişi öğrenmiş.

Müslüman yığınların haline üzülmemek mümkün değil.

Kur an yazısı bizim bin yıllık millî ve İslamî

yazımızdır. Ana dili Türkçe olan bir Müslüman bu yazıyı mutlaka bilmek

zorundadır.

Sadece Türkler değil, Kürt kardeşlerimiz de Kürtçeyi

Kur an yazısıyla yazmalıdır.

İstikbalde Avrupa Müslüman olunca, Müslümanlar

İngilizceyi, Fransızcayı, Almancayı ve sair Batı dillerini Kur an alfabesiyle

yazıp okuyacaktır.

Latin alfabesi İngilizce için o kadar yetersiz ve

uyumsuzdur ki, Arap alfabesi ona nispetle bin kere tercihe değer.

Yazık, bin kere yazık!.. Sovyetler Birliği yıkıldıktan

sonra Türkî ülkeler İslam ve Kur an yazısına dönmediler.

Yazı devrimi Türkiye kültüründe telafisi çok zor büyük

bir kopukluğa sebep olmuştur.

Okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi            okunan latin alfabesi Müslümanların

zihinlerini tembelleştirmiş, akıl güdüklüğüne yol açmıştır.

Bizim kadar zeki olmayan Japonlar niçin bu kadar

ileridir Çünkü onların yazıları o kadar zordur ki, öğrenebilmek için muazzam

gayret sarf ediyorlar ve akılları bu yüzden son derece gelişiyor.

Şu Müslümanlara bakınız: Çocuğum İngilizce öğrensin,

çocuğum bilgisayar öğrensin Aynı gayreti ve hırsı Osmanlıca konusunda

göstermiyorlar.

Ali Rıza bey anlattı: Galatasaray Lisesi tarih

öğretmenlerinden biri ona müracaat ederek, merhum Ziyad Ebuzziya bey ile

görüştürmesini istemiş. Ali Rıza bey üstada söylemiş, şu cevabı almış:

Osmanlıca biliyorsa gelsin, bilmiyorsa gelmesin, gözüm görmesin!..

18.06.2014