Japonya da gözünüzün alabildiğine dev binaların yanında,
geniş parklar ve konut gibi inşa edilmiş yüksek katlı otoparklar mevcut.
Tokyo Merkez Camii nde cemaat profiline uygun olarak cuma
hutbesi Türkçe, İngilizce ve Japonca olarak üç dilde okunuyor.
Tokyo da yoğun nüfus ve trafiğe rağmen izdiham yok.
Nedenini ise şöyle açıklayalım: Mekke de Zemzem Towers (Saat Kulesi) oteline çıkanlar
bilir. Ana otelde zemin, 15. katta başlar, orada genişçe bir alanda otel girişi
ve lobisi bulunur. Japonya da trafik öyle. Yerden bir apartman yüksekliğinde
bir alanda binalar tepeden birbirine bağlanmış. Altta -normal zeminde- araç
trafiği devam ederken üstte yapay zemin oluşturulmuş. Bu ikinci sanal yüksek
zeminle şehir birbirine bağlanıyor. Burada cafeler, parklar, yürüyüş alanları,
eğlence yerleri hatta sahil şeridi gibi mekânlar oluşturulmuş. Bu yollar
binalar arasından yolun karşı tarafına Boğaz köprüsü gibi bağlanmış. Alt
zeminden bağımsız şehrin bir ucundan diğer ucuna, üst yoldan askıda
gidebilirsiniz.
***
Başkent Tokyo nun merkez nüfusu 15 milyon olmakla
birlikte, dört eyaletin birleşmesiyle yani çevresiyle bu rakam 40 milyona
ulaşıyor. Ülkemizin yarısı kadar toprağı var. Japonya da, 7 bin kadar ada
bulunmaktadır.
Japon İmparatoru eskiden dini lider ve tanrı kabul
edilirmiş. İkinci Dünya Savaşı sonrası bu anlayış(!) değişmiş.
İmparatorlukla yönetilen ülkede valilik ve belediye
başkanlığının birlikte yürütüldüğü idari yapılanmada vali, seçimle işbaşına
geliyor. Bu nüfus ve otoriteyle Tokyo Valiliği Başbakanlıktan sonra en yüksek
makam sayılıyor.
Toplu taşıma ve şehir içi ulaşımın büyük ölçüde
demiryoluyla sağlanan Tokyo da metro, yerin 135 metre derinliğinde bulunmakta
ve apartman gibi birkaç kattan oluşmaktadır. Robotların yönettiği trenler raylı
değil lastikle çalışıyor.
Şehirlerarası otobüs seferleri bulunmuyor. Nüfusun yarısı
kadar yani 68 milyon araç var. Ancak otomobil özel işler için kullanılıyor.
Resmi makam sahipleri dâhil herkes, işe trenle gidip geliyor. Ulaşım ayrıca,
deniz motoru ve bisikletle sağlanıyor. Yaygın kullanılan bisiklete sepetteki
yolcuyla beraber üç kişi biniyor.
***
Dünyada en pahalı başkentler sıralamasında Tokyo ilk üçte
yer alıyor. 200 yıl öncesine kadar dünyayla hiçbir bağlantısı olmayan ülkenin
bugün 130 milyon nüfusu, 5 trilyon dolar GSMH, fert başına 38 bin dolar milli
geliri bulunmakta.
2.500 dolar asgari ücretin olduğu ülkede, öğretmen beş
bin dolar maaş alıyor. Yaşla ilgili istatiksel de şöyle; evlilik 30, yaş
haddinden emeklilik 75, yaş ortalaması bayanlarda 86, erkeklerde 83.
Milliyetçi bir millet olan Japonlarda aidiyet duyguları
yüksek. Eleman, Haftada bir gün ülkeme çalışacağım diyerek özel şirkette çalışsa
bile mesai ücreti almıyor. Şirket kazansın, devlet kazanmış olur diyorlar.
Bir mühendise mesleğini sorduğunuzda, Ben Sony de
çalışıyorum der. Elektronik mühendisliğini ikinci planda tutar.
***
Yaklaşık on bin Türk ün yaşadığı ülkede, Türklerden çok
sayıda yüksek lisans ve doktora yapmış kimseler var. Maalesef yabancılar
arasında en çok suç işleme oranında Türkler başı çekiyor.
Bu arada ilginç bir bilgi paylaşmak istiyorum. Türkiye
ile Japonya arasında vize olmadığından bazı suç işlemeye meyilli İranlılar, bir
sınır ilimizde sahte Türkiye Cumhuriyeti pasaportu alıp Japonya ya geliyormuş.
Bu durum, gözaltına alınan bazı Türklerin(!) sorgulamada Farsçadan başka bir
dil bilmeyişi üzerine ortaya çıkmış.
Kültür ve tarih turizmine ilgili 20 milyon Japon turist
olarak yurtdışına gidiyor. Paraları değerli olduğundan gittikleri ülkede zengin
sayılıyorlar. Yaşlı turistler Türkiye ye tercih ediyor.
Fransız restoranlar yaygın olduğu ülkede, 100 Türk
restorana karşılık, 80 bin İtalyan restoranı var.
Kendileri sanayi ve teknolojik ürünler üretmekte, yağ,
reçel, un, makarna ve bulgur gibi gıda ve tarımsal ürünleri ithal etmekteler.
Metal ürünlerde işlem yapan Tokyo Borsası, tarımsal işlemlere yenilerde
başlamış.
Teknoloji ülkesinde, nereyse bir fotoğraf makinesi verip
10 ton buğday alıyorlar. Bu durum tarım ülkesi olalım diyenlere ithaf olunur.
***
Minyon tipleriyle küçük yapıya sahip olan Japonlar son
yıllarda et yiyerek bu durumlarını telafi etmişler ve boy oranlarında dünya
ortalamasını yakalamışlar.
Sağlıklarına önem vermekte ve beyazlatılmamış şeker
kamışından mamul şeker tüketmekteler. Bulgar(!) yoğurdu, şekerli ayran,
makarna, pirinç ve balık vazgeçilmezleri.
Japon halkına gıda
fuarında bilmedikleri bir yiyecek olan ekmek tanıtımı yapılıyor. Dilimlenmiş somun
ekmekten bir parça yiyen ziyaretçiler şaşkın bakışlara gülümsüyor.
Mutfak bilgisi olarak şunu de ekleyelim. Bir Japon yemeği
olan suşi, pirinç sirkesi ve şeker ile tatlandırılmış ve haşlanmış pirinç
(şari) üstüne balık, diğer deniz ürünleri veya sebze gibi malzemeler (neta)
konarak minik porsiyonlarda servis edilir.
Tek başına dilimlenerek servis edilen çiğ balığa saşimi
denir. Suşi ve saşimi temel yemekleridir. Yemeklerde kaşık yerine çubuk
kullanılır. Budistler kırmızı et yemediğinden, tavuk, balık ve soya tüketimi
fazla.
***
Eczaneler, caddelerde değil, hastanelerin içinde yer
alıyor, haplar sayı ile veriliyor. Birbirlerine saygıda da kusur etmiyor, pek
sabırlılar. Hemen her alanda bir anda kendiliğinden kuyruk oluşur. Basit bir
işlem için bile hemen sıraya giriyorlar. Alışveriş yapacağı yerde sıra varsa
bekler, başka yere gitmezler.
Cadde ve sokaklarda sigara içilmez, otobüs durağı gibi
çevrili özel alanlarda içilir. Şehirlerarası mola yerlerinde koca tesiste tek bir çalışan yok. Etraf
pırıl pırıl temiz, parayı at istediğin ürünü al.
Elektronik eşyanın pek çok alanda kullanıldığı gibi üst
geçitlerde de yürüyen merdiven olduğunu söylemeye gerek yok.
Dünyanın her yerinde hüküm süren batılı markaları burada
görmek pek kolay değil. Ama ülkemizde gördüğünüz Seiko, Toyota, Nissan, Honda,
Daiwoo, Suzuki ve Mitsubishi gibi pek çok ünlü markalar Japonların.
Eğitim düzeyinin ve kitap okuma oranının yüksek olduğu
ülkede, 700 üniversite ve 50 bin dershane bulunmakta.
Bu kadar gelişmişlik, maddi imkân, konforlu ve müreffeh
bir hayata rağmen her gün ortalama 100 kişi intihar ediyor.
Yıllık intihar sayısı 40 bin. Sıradan bahanelerle, Bana
güldüler, alay ettiler diyerek dışlanma hissiyle ilkokul öğrencileri bile
intihar ediyor.
İman ne büyük
nimet! Gönül huzuru olmadıktan sonra dünyalar senin olsa ne yazar!