Yürütülen seçim kampanyası öyle bir noktaya getirildi ki, sanırsınız bir seçime gitmiyor, darbe hazırlıkları yapılıyor, bir diğer ifadeyle sanki savaşa hazırlanıyoruz. Bu da nereden çıktı demeyin, çünkü özellikle iktidar kanadından her gün yapılan açıklamalar, şahsen ruhumu daraltmaya başladı. Bunun sonucu olarak içimden yazı yazmak da gelmiyor. Çünkü iktidar, öylesine üslubunu sertleştirdi ve iftira üzerine bina eder hale geldi ki, insan söylenenlerin ne kadarı doğru ne kadarı yanlış anlamakta güçlük çekiyor. Aslında söylenenleri anlamakta güçlük çekmekten çok söylenenlerin nasıl oluyor da böyle bir noktaya geldiğini çözmekte zorluk çekiyor.
Çünkü seçimlere 11 gün kalan bir noktada hemen her gün muhalefetin teröristlerle ve terör örgütleri ile birlikte hareket ettiği ileri sürülüyor. Bunu söyleyenler de iktidar sahipleri. Hâlbuki bu iddianın sahipleri iktidar mensupları ise söylediklerine uygun hareket etmeleri, teröristlerle ve terör örgütleri ile birlikte hareket edenlerin devletin emniyet güçleri vasıtası ile toplanan delillerle birlikte yargıya sevk edilmeleri gerekir. Eğer söylenenler hususunda elde bir delil yoksa, mesele sadece muhalefeti halkın gözünden düşürerek iktidarlarını korumak ise o zamanda seçim kampanyasını yalan ve iftira üzerine bina edenlerin yargıya taşınması gerekmez mi? Çünkü öyle bir noktaya geldik ki, iktidar muhalefetin bir kanadını sürekli olarak yalan bombardımanına tutarak toplumu kendilerine oy vermeye zorluyor. Elbette seçime giren her parti toplumun oyunu almaya taliptir. Ancak bunun için her yol mübah anlamına gelen bir tutum ve söylem geliştirmek siyaseti çirkinleştiriyor.
İş öyle bir noktaya geldi ki, şahsen söylenenlere şaşırmanın ötesinde insanın inanması mümkün değil. Söz gelimi, bir yetkili çıkıp bu millet Kandil’in desteği ile seçilseler bile onlara söz konusu makamları vermez, diyebiliyor. Hâlbuki seçimler yapılmış ve muhalefet seçimi kazanmış ise iktidara muhalefeti layık görmüş demektir. Peki bir toplum kendi iradesi ile iktidara taşıdığı bir siyasi kadroya seçimlerden sonra, “Bu koltuklarda siz oturamazsınız” diye nasıl ve hangi mantıkla karşı çıkacaktır?
Bu arada muhalefeti mandacılık ile itham edenlerin bu söylediklerine insan inanıp inanmadıklarını merak ediyor. Çünkü kampanyada öyle bir noktaya gelindi ki her akla gelen söyleniyor, bunun da ötesinde nasıl oluyor da bir siyasi kadro kendi yaptıklarının ve her söylediklerinin toplumun tümü tarafından kabul edilmesini bekliyor. Böyle bir mantık demokrasi, bunun da ötesinde seçim yapılmasına engel değil midir? Çünkü demokrasilerde seçimler, ülkeyi yöneteceklerin belirlenmesinde tek mekanizmadır. Bu mekanizma çeşitli yollarla işlemez hale getirilecek olursa, o zaman iktidar sahiplerinin iktidarlarını korumalarına hizmet etmeyen her uygulama kabul edilmiş demektir.
Sözün özü, kafaların böylesine karıştırılması ve söylenen yalanlara toplumun inanmaya zorlanması hemen belirteyim ki, insanda bunalıma yol açıyor. Bu ise ister istemez toplumsal ayrışmayı tetikliyor. Artık insanlar karşılıklı ülke meselelerini konuşamıyor, toplumun bir kesimi sadece kendilerinin doğruyu bildiklerini ve söylediklerine inanıyorlar, bunun için de muhalefete akla gelebilecek her iftira atılıyor ise yanlış bir yola girildiğini söylemek yanlış olmaz. Hâlbuki yıllar boyu pek çok seçim kampanyası yaşadık, böylesine toplumun huzursuz edildiği, böylesine bir yığın iftira ve yalanın ortalığa saçıldığı bir seçim kampanyası olmamıştı. Seçimler yapılır, kim kazandı ise görevin başına geçer, kaybeden de yeni seçilenleri tebrik eder, görevini devrederdi. Çünkü hangi makamda olunursa olunsun, insanlar ölümlüdür. Ve tüm görevlerde bir devir teslim söz konusudur. Bunun için insanların birbirlerine böylesine bağırmalarına gerek yoktur. Çünkü bu dünyadaki tüm makamlar geçicidir. Bu gerçek bilinerek göreve talip olunur. Aksi halde bir makamı, ölene kadar elde tutmanın mümkün olmayacağını bilmeleri gerekir.
Kısacası; dileğim, giderek çirkinleşen, ayrıştırıcı üslubun adeta kendileri gibi düşünmeyenlere karşı meydan okumaya dönüştürülmesi toplumu geriyor ve seçimlerden sonra insanların birbirleri ile konuşmalarını da güçleştirecektir.