Allah ın inayet ve ihsanıyla Peygamberimiz Efendimiz in Mekke den Medine ye hicretini esas alarak hazırlanan takvime göre önümüzdeki perşembe günü içinde bulunduğumuz 1428.ci hicri yıla veda edip hicri 1429 uncu yıla gireceğiz, inşaallah...

Bizler müslümanız. Amellerimizi kafirlere ve kafirler gibi yaşıyanlara benzetemeyiz. Ölçümüz İslam dır. Biz İslam ı ölçü olarak alırız. İşte yılbaşımızı da bu ölçülere göre değerlendiririz.

Muhterem Müslümanlar!

Hepimizin elinde beyaz sayfalı birer defter var. Bu defter 364 sayfalı. Hergün bunlardan birini yazıp dolduruyoruz. Bu defteri işlerken, gayet titiz davranmalıyız. Allah (c.c.) bizden bunu bekliyor. Allah tan hiçbirşeyi saklı tutamayız. Bakara Suresi nde (ayet: 284) Rabbimiz:

" ... İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker" beyanında bulunuyor.

"Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden Allah tır." (Şuara Suresi, Âyet: 25)

"Mü"minler fenâ bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah ı anarlar. Günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah tan başka bağışlayan yoktur. Mü minler, yaptıklarında bile bile direnmezler. Onların hareketlerinin karşılığı; Rab lerinden bağışlanma ve içlerinde ırmaklar akan, içinde temelleri kalacakları cennetlerdir. İyi davrananların ne güzel ecri vardır." (Âl-i İmran: 135-136)

Pratik hayatımızda olayların en önemli olanlarından biri de Hicret olayıdır. Eğer Müslümanlar Hicret in getirdiklerinden bazılarını anlamış ve ders çıkarmış olsalardı, tarihteki önemlerini muhafaza edebilirlerdi.

Hicret ile iki gerçek ortaya konulmuştur:

1) Mekke de ferdî ıslah,

2) Medine de toplu ıslah.

Mekke de bir inanç oluşturulmuş ve İslam davasının temelleri atılmıştı. Bu bazen gizli ve bazen de alenî olarak gerçekleşmişti.

Medine de ise durum tamamen bunun tersine idi. Resulullah (s.a.v.). inananları tek tek olgunlaştırdıktan sonra onlarla büyük bir topluluk meydana getirdi ve onları iki önemli yönde geliştirdi: İman la dolup taşan kalplerle Allah a tevekkülü ve Hak yol üzere olduklarını öğretti. Onların imanı, gerçekten sarsılmaz bir imandı. Taptıkları putları yıktılar, içtikleri şarabı döktüler. Yaşlanmalarına rağmen yeniden terbiye gördüler. Allah a iman eden bu kişiler, Mekke den nefret ettiklerinden değil; Allah ın dinini desteklemek ve Rasulüllah (s.a.v.) in davetini yaymak için, oradan ayrılmışlardır. Enfal suresinde (âyet: 64): "Ey Peygamber! Allah ın yardımı sana ve sana uyan mü minlere yeter." buyurulmuştur.

Muhterem Müslümanlar!

Bu değerli kişiler, bu değerli mertebeye ermek için iman gerek, sabır gerek, sadakat gerek, vefa gerek, birlik gerek, başkalarının ihtiyacını kendi ihtiyacına tercih etmek gerek! Bütün bunlar. İslam Dini nin getirdiği ahlak kurallarıdır.