Meselâ Abdullah b. Amr b. As (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Hakiki Muhacir, ALLAH Teâlâ’nın yasakladığı şeyleri bırakan kimsedir.”  buyurmakta;

Fudale b. Ubeyd (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Hakiki Muhacir, hataları ve günahları terk eden kimsedir.”   buyurarak hicretin kötü şeyleri terk etmek anlamına geldiği belirtilmektedir. O halde, bizler de ALLAH Teâlâ’nın yasakladığı şeylerden kaçınıp nefsimizin kötü isteklerini frenleyerek her an hicret halinde olabilir ve hicret sevabına nail olabiliriz. Günahlarla, isyanlarla kirlenen gönül dünyamızın, kulluğa, itaate, ibadete yönelmesinin de gerçek hicret olduğunu unutmayalım.Hicretin ahlâk ve zühd ile ilgisine işaret eden âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri dikkate alan mutasavvıflar, bu kavramı hem: Haramları terk edip kötülüklerden uzaklaşmak, hem de nefsi terbiye etmek maksadıyla yolculuğa çıkmak veya kalben ve zihnen halkı terk etmek anlamında kullanılmış, seyr u sülük dedikleri manevi yolculuğu da bir çeşit hicret saymışlardır.Hicret; İslâm dâvasının hedefe giden yolunda bir dönüm noktasıdır. Hicret; İslâm toplumunun teşkilatlanması, bir güç haline gelmesi ve çevresine kendini kabul ettirme sürecinin ilk adımı olmuştur. Hicret; her vesile ile birlik, beraberlik ve dayanışmayı vurgulayan İslâm’ın hayat bulmasına yol açan önemli bir olaydır. Hicret; imanın maddi güç karşısında kazandığı zaferin simgesidir. Hicret, ALLAH rızası için; anadan, babadan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan, evlattan vazgeçişin, ibretli ve meşakkatli kıssasıdır.Hicret, yapılan zulüm ve işkencelerden, kötü şartlardan kaçış değil; İslâm’ın hükümlerini yaşatacak ve yaşayacak yeni şartların ve mekânların aranışıdır. Hicrette bedenen rahata kavuşmak gayesi asla güdülmemiştir. Çünkü din hizmeti; sıkıntı, eziyet ve imtihan meydanlarında cereyan ediyor. Gerektiğinde aile efradın, memleket ve yurdun, makam ve maaşın feda edilebilmesini istiyor.Hicret; Hak’kın batıla galip gelmesi ve İslâmı tümüyle yaşamanın azmidir. Hicret; tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragât etmenin sembolüdür. Hicret; Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve bütünlüğün en güzel timsâlidir. Hicret; ilk Müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakârlığın doruk noktasıdır. Hicret; her şeylerini ALLAH için, göz kırpmadan terkeden Mekke-i Mükerreme’li Muhacirler ile onları bağırlarına basan, muhtaç oldukları halde onları kendilerine tercih eden Medineli Müslümanların, Ensarın destanıdır. Bu destanda fedakârlık, kardeşlik, ahde vefa, birlik ve beraberlik, değerlerin paylaşımı, özgürlük aşkı, adalet, saygı ve hoşgörü temel konulardır.Hicret sadece düşmanla sınanmak değil, dostu sınamaktır da. Gözü dönmüş yeminli katillerin saldıracağı yatağa kimin yatacağını sınamaktır. “Bin canımı vermeye hazırım, yeter ki onun ayağına tek diken batmasın” diyenlerin sadakatini sınamaktır. “Canım, anam, babam sana feda olsun ya RasulALLAH!” sözlerini sınamaktır. Hicret: Cimrilikten cömertliğe, Zulmetten nura, Dalâletten hidayete, Anarşiden sükûnete, Zulümden adalete, Nefretten sevgiye, Kinden şefkate, Esaretten hürriyete, Kölelikten efendiliğe, Batıldan Hakk’a, Şeytandan ALLAH Teâlâ’ya, Çirkinden güzele, Taassuptan sağduyuya, Zarardan kârâ göç etmektir.Müslüman bu dünya hayatında devamlı bir hicret içinde olmalıdır:Gafletten uyanıklığa hicret. İsyandan taate hicret. Günahtan sevaba hicret. İsraftan kanaate hicret. Fısk u fücurdan salâha hicret. Nifaktan ihlâsa hicret. Dağınıklıktan cemaate hicret. Zillet sebeplerinden izzet sebeplerine hicret. Kibirden ve gururdan tevazu ve alçak gönüllülüğe hicret. ALLAH Teâlâ’nın gazabından, O’nun rahmetine hicret. Eğrilikten istikamete, doğruluğa, dürüstlüğe hicret. Taş kalplilikten rikkat ve merhamete hicret. Cehaletten ilme, irfana hicret. Ahmaklıktan akıllılığa hicret. Benlikten hiçliğe, “ölmeden önce ölünüz” hikmetine hicret. Nemrudluktan, Firavunluktan, Ebû Cehillikten Sıddıklığa hicret. İtikattaki bozukluklardan vebid’atlerden, tashihi itikada. Bînamazlıktan beş vakit namaz kılmaya. Cemaatsizlikten cemaate. Gafletten uyanıklığa. Haramdan helale, faizden meşru kazanca ve ticarete. Hep bana hep bana zihniyetinden paylaşmaya, dağıtmaya...Ve daha nice Hicretlere davet ediliyoruz. Münadîler bize sesleniyorlar. Onların nidalarını, uyarılarını niçin duymuyoruz Her Müslüman, her gününde nelerden nelere hicret etmesi gerektiğini düşünmelidir. Bunlardan gafil olursa onun Müslümanlığı, bir resm ve ism Müslümanlığından ibaret olur.