Tükettiğimiz yiyeceklerin, kullandığımız araçların sahtesine o kadar alıştık ki, samana bulanmış yumurtaları organik diye sattılar, bozuntuya vermedik, satın aldığımız eşyalara, giyim malzemelerine sahte etiketleri ve sahte markaları yapıştırarak bizi ahmak yerine koydular, sessiz kaldık. Fakat doktorun sahtesi ile karşılaşınca hepimiz endişeye kapıldık ve bir sosyopatın sağlık kuruluşlarına sızarak aklımızla dalga geçmesini ve hastanın sağlığıyla oynamasını anlamakta güçlük çektik.

Düşünün… 20 yaşında bir genç kız, sahte diploma ile bir hastanede doktor olarak görev yapıyor, ameliyata giriyor, doktorlarla poz verip sosyal medyada yayınlıyor ve sanki her şey yolundaymış gibi hayatını sürdürüyor. Enformasyon sisteminin etkin olarak kullanıldığı ve insanların uyduyla gözlemlenebildiği, teknoloji sayesinde arşivleme sisteminin kolaylıkla yapılabildiği bir dönemde nasıl olur da bir kişi doktor rolü yaparak hastaneye girebilir aklım havsalam almıyor. Rüya değil, bir filmden alıntılanmış değil gün yüzü gibi gerçek; şeytanın aklına gelmeyecek yöntemler bulup maceradan maceraya koşan bir genç kız, toplumun en önemli birimlerinden biri olan sağlık kuruluşlarında görev alıyor ve oynadığı rolü öylesine sahipleniyor ki, geri adım atmamak için direniyor.

Rivayete göre 20 yaşındaki genç kız üniversite sınavında başarısız oluyor ve tercih yapmıyor fakat aile kızlarının tıp okumasını istiyorlar ve onun kapasitesini, taleplerini hiçe sayıp baskı yapıyorlar. Genç kız sınavdan düşük puan alınca kaygılanıyor ve bunu aileye nasıl anlatabilirim diye düşünüyor. Aileyi hayal kırıklığına uğratmamak için ne yapabilirim diye düşünürken şeytanın bile aklına gelmeyecek bir yol buluyor ve aklından geçeni gerçekleştirdiği takdirde hem aileyi hem de kendisini tatmin edeceğini düşünüyor. Genç kız bütün yolları araştırıyor ve sahte diploma, sahte kartlar, sahte ödüller, sahte çelenkler, sahte giriş kartları hazırlıyor ve bu evrakları alıp, bir hastaneye başvuruyor. Hastane yetkilileri kendisinin gözlemci olarak çalışabileceğini söylüyorlar, öyle uzun yıllar okumaya hiç de gerek yokmuş diye düşünüyor ve alttan alttan gülüyor genç kız. Ayşe rolünü o kadar iyi oynuyor ki kendisine çelenk gönderiyor ve üzerine, “Çapa’nın gururu seni seviyoruz iyi ki doğdun Dr. Ayşem” yazdırıyor ve kimse bundan kuşkulanmıyor.

Genç kız oyuna kendini çok fazla kaptırıyor ve anneyi sık sık arayıp doktor arkadaşlarından selam gönderiyor, işinin ne kadar kutsal ve yorucu olduğundan bahsediyor ve kendisini doktor olarak hissetmeye başlıyor. Oyunun kurallarına harfiyen uyuyor ve beyaz önlüğü ve boynunda taşıdığı stetoskobu hiç çıkarmıyor ve hayatını her şey yolundaymış gibi sürdürüyor.

Doktorlar toplumun ana damarıdır ki; sağlığımız bozulduğunda kendimizi onların eline teslim ederiz. Tıbbiyede okumuş, uzmanlığını yapmış ve görevinin başına geçmiş bir doktora güvenmeyip kime güveneceğiz. Güveniriz, inanırız, sorarız ve doktorun verdiği tavsiyeyi harfiyen yerine getiririz. Lise mezunu bir genç kızın sahte diploma çıkartıp, kendisini doktor olarak tanıtacağını ve beyin ameliyatına girecek kadar ileri gidebileceğini nereden bilebiliriz? Fakat dediğim gibi yaşlı dünyada her şeyin sahtesine şahit olduk. Sahte doktora, sahte eğitimciye, sahte iş adamına, sahte bankacıya, sahte tüccara şahit olduk ve bu insanların yalanda ne kadar usta olduklarını gördük.