Hz. Cabir (ra), Peygamber Efendimizden (asm) şöyle bir
hadis rivayet etmekte: İnsanların en âlimi, başkasının ilminden istifade
ederek ilmini arttırandır. Her ilim sahibi öğrenmeye susamıştır.
(Câmiü s-Sağir, 1192 no lu hadis) Sahâbe-i Kiram ve daha sonra gelen Tabiîn,
Tebe-i Tâbiîn bu hadis-i şerifi kendilerine rehber edinmişlerdi. O nurlû asrın
nur kandilleri, bir ilimde kendilerinden daha ehliyetli kimsenin önüne diz
çöker, o ilmi tahsil ederdi. Medreselerdeki usûl de böyleydi. Müderris,
talebesinin daha iyi yetişmesi için başka şehirlerdeki âlimlere gönderir, o
branşta o âlimden ders almasını isterlerdi.
Âcizâne, bir ilim ehli bir kitabı tavsiye etmişse, o
kitabı temin etmeye çalışırım. İslâm Âlemindeki değerli eserleri ithal eden
kitapçılara müracaat eder o kitabı getirtir ve ondan istifade ederim.
Günümüzde tuhaf bir durum var. Bakıyorsun, zâhiren ilim
ehli bir kimse, ona mutlaka okunması gereken değerli bir eser tavsiye
ediyorsunuz, hiç oralı olmuyor. Ben bilirim edasında kasım kasım kasılıyor.
İyi de bu tavır gerçek âlimin tavrı değil ki. Bir kimse gerçekten ilim sahibi
ise öğrenmeye susamıştır. 90 yaşında da olsa gece gündüz ilim tahsil etmeye,
yeni eserleri okumaya uğraşır.
Bu yazıda sizlere iki değerli eseri tanıtmaya
çalışacağım. İlki, değerli dost Ekrem Şama Bey in eseri: Allah Dostu Erbakan
600 küsur sayfalık bu eserde, yakın tarihimize damgasını vurmuş bir lider, onu
yakından tanıyanların diliyle bütün yönleriyle tanıtılmakta. Bu hacimli eserin
her sahifesinde çarpıcı hatıralar var. Bunlardan üç tanesini iktibas etmek
istiyorum. Merhum Erbakan Hoca, Şanlıurfa ya gidişinde Muhammedi Harrânî
Hazretleriyle karşılaşır. Erbakan Hoca Harrânî Hazretlerinin elini öpmek ister,
Muhammedi Harrânî öptürmez. Bir yere oturduklarında Erbakan Hoca bir fırsatını
bulup bu tanınmış âlimin elini öper. Muhammed Harrânî Hazretleri Erbakan a
dönüp şöyle der:
Ula Necmettin sen Mehdi ye asker hazırlayacaksın,
haberin olsun (a.g.e., s. 177)
İki hatıra da Kıbrıs Barış harekâtından. Erbakan Hoca
harekât arefesinde Genelkurmay Başkanı Semih Sancar Paşa yı çağırır, gerekli
talimatları verir. Sancar Paşa dışarı çıktığında şöyle demektedir: Ya
askerliği bize Sayın Erbakan öğretiyor. Bu adam bu kadar bilgiye nereden ve
nasıl sahip oldu, şaştım kaldım! Meğerse Erbakan hoca, indirme harekâtından
önce, insan zayiâtını en aza indirmek için, paraşütle insan şeklinde
doldurulmuş saman çuvalları atılmasını emretmiş. Erbakan hoca o geceyi
Başbakanlıkta namaz kılarak, fetih suresi okuyarak, duâ ederek geçirmiş.
(a.g.e., s. 306) Bakanlar Kurulunda müdahale kararının alındığı Cuma günü
İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk Bey, bütün bakanlar kurulu üyelerinin Cuma
namazını birlikte kılmasını teklif eder. Ancak CHP li bakanlardan her biri bir
mâzeret ileri sürer ve MSP li 7 bakan birlikte Cuma ya giderler. (a.g.e., s.
308)
Tanıtacağımız ikinci eser, Yasin Sûresi nin Tefsiri (1)
Üç cilt olacak bu değerli eserin birinci cildi çıktı. Haşr-i cismânî hakikatini
isbat eden bu mübarek sûrenin bu tefsiri şu şekilde on orijinal metodla
yapılmış: 1) Nükte nin tereşşüh ettiği âyet ve âyet-i kerimelerin meâli, 2)
Âyet veya âyet-i kerimelerin mâkabliyle (önceki âyet-i kerimelerle) olan
münasebetleri, 3) Âyet ve âyet-i kerimelerde geçen bazı kelimelerin lügavî
ma nâları ve tahlilleri, 4) Nükte nin tereşşüh ettiği âyet ve âyet-i
kerimelerin tefsiri, 5) Âyet ve âyet-i kerimelerin, ma na ve elfaz bakımından
haşr-i cismaniye delâleti, 6) Kur ân ın vech-i i câzını isbat eden bazı usûl ve
üslublarla âyet-i kerimelerin tefsiri, 7) Nükte nin tereşşüh ettiği âyet ve
âyet-i kerimelerden çıkarılan bazı nükteler, 8) Âyet-i kerimelerde mevcûd olan
edebî san atlar, 9) Âyet-i kerimelerden çıkarılan hükümler ve dersler, 10) Haşr-i
cismânî da vâsını isbât eden Yirmi Beş Nükte nin izahı. Bu değerli eserin
Müellifi, ülkemizin değerli âlimlerinden Molla Muhammed Doğan. Öğrenmeye
susamış olan ilim ehline duyurulur.