Uluslararası hukuk!
İnsan hakları veya özgürlük!
Ya da demokrasi!
Hepsinin boş laf olduğuna bir kez daha tanıklık ediyoruz.
ABD Başkanı Trump, yaptığı açıklamalar ile yukarda sıralamış olduğumuz kavramların hiçbir değerinin olmadığını gözler önüne sermiş bulunmuyor mu?
Venezuela Devlet Başkanı’nı kaçırıyor! Meksika’ya ayar veriyor.
Kolombiya’ya “ayağını denk al” demeye gelen ifadelerle çatıyor.
Danimarka’ya “sıra sende” diyor. Küba’yı doğrudan tehdit ediyor. Sanki çatmadığı hiç kimse yok gibi!
Bütün bunları “Çin korkusu” ile yapıyor olabilir. Zira Çin, gösterdiği performansla Trump’ın korkulu rüyası haline gelmiş durumda!
ABD Başkanı Trump, adeta freni patlamış kamyon gibi!
Nereye çarpacak, kime çatacak hiç belli değil!
Almış başını gidiyor!
Böyle ortamda elbette “uluslararası hukuk” kavramının hiçbir anlamı kalmıyor.
Çünkü herkes “uluslararası hukuksuzluğun” seçme örnekleriyle karşı karşıya kalmış bulunuyor.
Adam açık açık Venezuela petrollerine göz diktiğini söylüyor.
Ülkesinin buna ihtiyacı olduğunu ve gerekirse ikinci saldırıyı da yapacaklarını ilan ediyor.
Kimse “sen ne halt yiyorsun” demiyor.
Biri ya da birileri bu deliye anlayacağı dille dur demeli!
ABD Başkanı Trump’ın anlayacağı dil kuşkusuz uyguladığı dilden başkası değil!
Yani kaba kuvvet!
Yani büyük balık küçük balığı yutar kuralı!
Uluslararası hukuk, insan hakları, özgürlük ve demokrasi gibi kavramlar elbette kulağa hoş gelen kavramlar.
Ancak uygulamada bunların hiçbir değerinin olmadığı, hepsinin birer boş laftan ibaret olduğu da aşikâr!
Dünya elbette sadece ABD’den ibaret değil!
Ve dünya elbette bu deliye katlanmak mecburiyetinde değil!
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar!..
Sonunda kendisi de yok olmaya mahkûm!
Bakmayın siz ABD Başkanı Trump’ın böyle yükseklerden uçtuğuna!
O aslında kendini cehenneme götürecek yolların taşlarını bir bir döşemekle meşgul!
Zulümle kim abat olmuş ki, Trump olsun!