PAZAR  günü TT

Arena da son yılların en büyük rezaleti yaşandı. Sezon başından beri hakemler,

hemen hemen tüm futbol kulüplerini yaktı, yıktı, geçti ve sonunda Türk

futboluna ATEŞ düştü. Deniz Ateş Bitnel Trabzonspor Kulüp Başkanı Muharrem

Usta nın dediği gibi bir figüran , çünkü Türkiye de hakem diye bir şey yok.

Karşılaşmaları yönetirken aklında binbir tane tilki gezen figüranlar var. Bir

pozisyonda net penaltı yı vermeyip bir sonraki pozisyonda telafi edeyim

düşüncesi hâkim veya net bir faulde ev sahibini korumayayım düşüncesiyle düdüğü

çalamayan figüranlar var, daha da kötüsü talimatlarla maçları yöneten

figüranlar var. Galatasaray-Trabzonspor arasında oynanan karşılaşma Türk

hakemlerinin ne olduğunun bir göstergesiydi aslında. Geçen sene Melo ya bir tek

kırmızı kart bile göstermeyen hakemler, İtalya da Melo ya gösterilen kırmızı

kartlardan utanıyorlar mıdır Bence hayır! Çünkü Türkiye de hakemlik yürek

ister ve bizim hakemlerimizde maalesef o yürek yok. Herkes tabi ki hata

yapabilir. Yöneticiler, futbolcular, hakemler ve hatta taraftarlar bile hata

yapabilir. Lakin bu hataların kasıtlı yapılması işte orada sıkıntıların

olduğunu ortaya koyar. Deniz Ateş Bitnel genç bir hakem fakat hakemlik yapacak

vasfı yok. Aslında maça noktayı Trabzonsporlu Salih Dursun koydu. Salih in

Deniz Ateş Bitnel e gösterdiği kırmızı kart tüm mağdur kulüplerin sesi oldu.

Hakemlerin artık kendilerine çeki düzen verecek bir tarihi ayıbı var.

Trabzonsporlu futbolcu Salih Dursun un hakeme kırmızı kart göstermesi futbol

tarihinin unutulmayacak olayları arasına girdi. Salih in yaptığı hareketi

sonuna kadar destekliyorum. Galatasaray ın futbolcusu olmasına rağmen

haksızlığa karşı en doğru kartı gösteren Salih e helal olsun. Maçtaki en doğru

kırmızı kart Salih in hakeme gösterdiği kırmızı karttı. Bu olay artık gerçekten

milat olsun. Artık hakemler adaletli ve hakkaniyetli maçlar yönetsin.

Kafalarında milyon tilkiler gezerek maçlara çıkmasınlar. Bu yaşananlara

Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor meselesi olarak bakmaz isek doğruyu

buluruz. Mesela bu maç Galatasaray-Trabzonspor karşılaşması değil de

Fenerbahçe-Trabzonspor karşılaşması olsaydı şimdi olaylar nerelere çekilecekti.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ı suçlayıp Fenerasyon denilecek, hakemi es

geçip direk hedefe konularak yanlış algılar peşinde koşturulacaktı. Neyse ki bu

maç Galatasaray-Trabzonspor maçı idi. Böylece yanlış algılar yerine doğru

hedefe herkes odaklanmış oldu.  

YAYINCI KURULUŞ

REZALETİ!

Potada Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe Darüşşafaka

karşı karşıya geldi. Sarı-lacivertler Bogdanovic in son saniye üçlüğü ile maçı

kazandı ve Türkiye Kupası nın sahibi oldu. Maç boyunca TRTSpor spikerlerinin

alenen Darüşşafaka yı desteklemesi maçı izleyen basketbolseverleri çileden

çıkardı. Fenerbahçe nin her basketi normal bir şekilde anlatılırken,

Darüşşafaka nın basketlerinde spikerler yırtınırcasına bağırması özellikle

Fenerbahçe taraftarlarını sinirlendirdi. Taraftarlar sosyal medyadan

tepkilerini sert bir şekilde dile getirirken stadyum programının moderatörü

Ersin Düzen gelen tepkilerden dolayı özür dilemek zorunda kaldı. TRT nin maç

anlatımındaki yanlı yayını bununla sınırlı kalmadı. Ekran başında şampiyonluk

coşkusunu yaşayan taraftarlar kupa seronomisini izlemeye hazırlanırken,

mağlubiyetin üzüntüsünden olsa gerek, TRTSpor maç yayınını bitirip Harlem

diye bir program yayına koydu. TRTSpor un yaptığı bu ayıp ilk değil herhalde

son da olmayacak. Holiganlık sadece taraftarlar arasında yaşanmıyor demek ki

yayıncı kuruluşlar arasında da holiganlık yaşanıyor. İnşallah bu ayıp bir daha yaşanmaz.

Kupayı Darüşşafaka kazansaydı yayıncı kuruluş kupa seronomisini kesmez sonuna

kadar yayınlardı. Dedik ya holiganlık yayıncı kuruluşlara da geçmiş.