Siyaset kurumunun günümüz için olmazsa olmazı seçimlerdir diyebiliriz. Günümüz siyaset anlayışında yönetme erki seçimler vasıtasıyla belirlenir. Egemenlerin her ne kadar farklı şekillerde yönetimi etkileme gücü olsa da, nihayetinde asıl belirleyici olan halkın tercihleridir. Bu yüzden siyasi hareketler halkın beklentilerinden uzak bir siyasi faaliyet geliştirme şansları yoktur. Çünkü ekseriyetin önem teşkil ettiği seçim sistemlerinde halkın iradesini yok saymak siyasi hareketin varlık amacıyla uyuşmamaktadır. Bir siyasi hareket ister ideolojisini merkeze alsın, ister yönetme gücüne tav olsun, isterse sahip olduğu ilkeleri ve idealleri hayata geçirmeyi amaçlasın, nihayetinde bunun vasıtası seçimlerde göstereceği başarıdır. Bu yüzden siyasi hareketler, halkın tercihlerini etkileyecek siyaset üretmeyi temel motivasyon kabul etmelidir.
Toplumsal verilerden hareketle siyaset yapma biçimini belirlemek siyasi partiler için olmazsa olmazdır. Çünkü sosyolojiyi ihmal ettiğiniz zaman halktan koptuğunuz gerçeği sizi yakalayacaktır. Burada esas olan mevzu halk dediğimiz zaman neyi anlıyoruz?
Aslında her siyasi partinin halktan anladığı karşılık hedef kitledir. Bu kitle doğru bir zeminde belirlendiğinde siyasi partilerin geleceğe dönük potansiyelleri de zinde kalacaktır. Yoksa kitlenin geleceğe taşınamayacak mevcuttaki cazibesine tav olan siyasi partilerin de bu kitleyle birlikte erimesi kaçınılmazdır.
Siyasi partiler hedef kitlelerini belirlerken farklı verilerden hareket etmelidir. Bunların başında halkın siyasi hareketin ilkelerine olan mesafesi gelmektedir. Mesafe yakınlaştıkça hareketin eylemsel tabanı ortaya çıkar. Mesafe ıradıkça ise sosyolojik tabanın çevre hattı belirlenmiş olur. İlkelerin buluşma imkânı olan bu çevre hattı aslında siyasi partinin de birincil hedef kitlesini verir. Buraya eklemlenebilecek diğer bir veri ise kitlenin gelecekte varlığını sürdürebilme gücüdür. Hedef kitle belirlenirken kitlenin kendisini geleceğe taşıyabilecek bakış açısına sahip olması veya gelecekte belirli standartlarda kitleselleşmesi beklenilen bir yaş grubunu içeriyor olması önemlidir. İşte siyasi partilerin siyaset üretmesi gereken alan buralardır. Buna karşın geçmişe veya ana sıkışmış mevcut cazibesine tav olunan kitleyi hedef kitle olarak gören siyasi partinin saman alevi gibi parlayıp sonra sönmesi muhtemeldir.
Son olarak hedef kitleyi belirlerken tercihine talip olmadan onayını aradığımız kitleleri görebiliriz. Bu aslında sosyolojik tabanın çevre hattının dışında kalmış kitle ile alakalı bir durumdur. Bunlara asıl hedef kitleden ayırmak için ikincil hedef kitleler de diyebiliriz. Bu şekilde belirlenen hedef kitleden beklenti tercihlerini siyasi partilerinden yana kullanmaları değil, toplumsal hayat içerisinde birlikte yaşayabilecek vasatın oluşturulabilmesidir. Rekabet imkânlarını zinde tutarak kutuplaştırıcı ve düşmanlaştırıcı siyaset yapma biçimlerine meyletmemek böyle bir vasatın oluşması için önemlidir.
Siyasi partiler elbette belirli idealler ve ilkeler etrafında siyaset üretir. Ama bu ilkelerinin teveccüh görmesini istediği yer birincil hedef kitlesidir. İlkelerin makul karşılanabilmesini arzu ettiği yer ise ikincil hedef kitlesidir. Bu yüzden birincil ve ikincil anlamda hedef kitlelere ulaşabilecek ortak bir dil ve söylemin belirlenmesi siyasi partilerin temel hedefi olmalıdır.