Nursevil on yıl önce yaşadığım apartmanda suçlu ilan

edilen bir genç kızdı. Ailenin iki çocuğundan biriydi. Annenin en büyük hayali

kızının ihlas ve takva sahibi bir hayat üzere yaşamasıydı. Bu niyetle onu küçük

yaştan itibaren çeşitli kurslara göndermiş ve ardından dualar etmişti. Ama kız

büyüdükçe annenin hayalleri suya düşüyor ve kadıncağız kızını tanıyamaz hale

geliyordu. Nursevil on beşine basmıştı. Artık vaktin çoğunu arkadaşları ile

geçiriyordu. Anneye itiraz ediyor ve karşı çıkıyordu. Bir fert olarak duygu ve

düşüncelerini dile getirdiğinde annenin öfkesi artıyor ve kıza şiddet

uygulamaya başlıyordu. Nursevil in hayatı o güne kadar annenin belirlediği bir

hayat çizgisinde devam etmiş ve bu çizgiden dışarı çıkmamıştı. Ama artık

dışarıda farklı insanlar ve farklı hayatlar olduğunu görüyor ve hayatı

sorguluyordu. Dünya ile tanıştıkça yeni şeyler öğreniyor ve içeriden çok

dışarıya odaklanıyordu. Dünya oldukça büyüktü ve genç kız kanatlarını çırparak

önünü görmeden uçuyordu. Artık yeni arkadaşları, kendine ait düşünceleri,

hayalleri ve sosyal çevresi vardı. Ama bu durum anneyi rahatsız ediyordu. Anne

kızın büyüdüğünü bir türlü kabul edemiyordu. Anne tedirgindi, o güne kadar

sözünden hiç çıkmayan kız, annenin düşüncelerini sorgulamakta ve artık bir fert

olarak varlığını hissettirmekteydi. Anne için bu kabul edilir bir şey değildi.

Annenin korkuları artıyor, daha düne kadar her konuda

onayımı alan kızım ne oldu da bu kadar değişti diye düşünüyordu. Anne kaybetme

duygusu ile mücadele etmekteydi. Anne kızın kendisine karşılık vermesini kabul

edemiyor ve şiddete başvuruyordu. Kızla anne arasında yoğun bir savaş başlamış

ve anne yenilgiye düştüğünü hissedip şiddetin dozunu arttırmıştı. Anne böyle

örtünme, çıkarken süslenip püslenme, sen mahvoldun, senin sonun kötü, senden artık

hiçbir şey olmaz dedikçe kız biraz daha uzaklaşıyordu. Ona göre anne kendisini

anlamadığı gibi iftira atıyor, hakaret ediyor ve arkadaşlarının yanında onu

küçük düşürüyordu. Anne ise kızının sadece kendisinden değil maneviyattan da

uzaklaştığını düşünüyor ve baskılarını sürdürüyordu. Anne kız arasında başlayan

bu savaş öyle büyük boyutlara gelmişti ki evde her akşam kavga oluyor, anne

beddua ediyor ve kızının üzerine yürüyordu. Anne kızı baskı ile ıslah

edebileceğini düşünüyordu ama aralarındaki mesafe her geçen gün biraz daha

artıyor ve kız sadece anneden değil kendisinden de uzaklaşıyordu.

O zamanlar Nursevil on beş yaşındaydı ve ara sıra bize

gelir anne ile yaşadığı sıkıntılarını paylaşırdı. Bir gün ona Annenin sana

nasıl davranmasını isterdin diye sormuştum. Bana dönmüş ve eğer bana

sevgisini gösterseydi söylediği her şeyi yapardım ama o bunu yapmadı, beni hep

dövdü, aşağıladı demişti. Anne kızını anlamak yerine, onu baskı ile istediği

kalıba sokmak istiyordu; kız ise anneden uzaklaşarak uçurumun kıyısına doğru

sürükleniyordu.