Genelkurmay Başkanlığı yapan emekli olduktan sonra da Tansu Çiller başkanlığında iken DYP’den Kilis Milletvekili seçilen Doğan Güreş şimdi müteveffa oldu. Halkımız arasında bir söz vardır. Ölen birisi için onunla ilgili konuşurken birileri, “Bırak onu canım, ondan şeytanlar bile ilgiyi kesti. Hakkında konuşmayalım” derler. Evet doğrudur. Ölünce insanlardan şeytanlar da ilgiyi keserler. Peki, öyle ise biz neden ondan konuşuyoruz. Biz konuşuyoruz. Çünkü bu zat sıradan birisi değil. Sözlerinin etkisi öldükten sonra da çok uzun yıllar etkisini göstermeye devam eder. Şimdi ele alacağımız sözlerine bugüne kadar etkisi ile yanlışlığı, ifsad içerdiği ile bir cevap verilmemiştir. Gençler bu ifsad ifadeleri doğru zannedebilirler. Biz bunu tashih edelim dedik. Bir önceki yazımızda bu konuyu açacağımız sözünü de verdik. Şimdi müteveffa Güreş’in bir takım ayrıcalıkları, var zannedilen gücü bitti. Her giden gibi onun da ayrıcalığı tükendi. Şimdi hesabını vermekle meşgul.  Bir TV programına telefonla katılıp cürufunu şöyle akıttı:

“İslam kardeşliği uydurma bir teoridir. Uygulaması yoktur, tarihte de olmamıştır.” Neuzübillah; bu ne iğrenç cehalet! Ülkenin kaderi üzerinde etkili olan zatın sözü sanki cahiliye döneminde söylenmiş gibi iğrençlik ifade ediyor.

İslam dini bütün Müslümanları dinde kardeş ilan etmiştir: “Müminler ancak kardeştirler” (Hucurat Suresi, ayet: 10) ayeti bunun delilidir. Al-i İmran Suresi, ayet: 103’de bu husus beyan edilir. Bu husus farklı bedenlerde aynı ruh demektir. “Tarihte kardeşlik uygulaması yoktur” diyor. Bunun o kadar çok uygulanmışı vardır ki Çanakkale Savaşları bunun misalidir. İngilizler Hindistanlı Müslümanları bir gece toplayıp Alman gâvuru ile savaşacağız diye kandırıp Çanakkale’ye getirmişler.

Bir gece okunan ezanları duyan bu Müslümanlar, Müslüman kardeşlerinin safına geçtiler. Kardeşleriyle omuz omuza verip İngiliz ve müttefikleriyle savaştı. Savaşı Müslüman milletimizin kazanmasında Müslüman Dengir ve diğer Müslümanların büyük etkisi vardır. Kim demiş Müslüman kardeşliği yok diye.  Adı geçen zat demiş ki: “Tarihte 2 tane büyük İslam vardır:

Biri, Hz. Muhammed.

İkincisi Atatürk.

Eğer Atatürk yaşasaydı, bizi Kur’an’ı Türkçe anlar durumda öğrenme ve öğretme imkânı verecekti.

Anlamadığın bir kitapla, bu işte öğrenmene, irdelemene imkân yok.” (Hulki Cevizoğlu Türkçe İbadet. Sf: 55 Beyaz yay. Kanal D TV Ceviz Kabuğu Programı telefon konuşması.)

Bütün dünya bilir ki, hak din olarak İslam tektir. Hak dinin son peygamberi Hz. Muhammed’dir (S.A.V.). O (S.A.V.) son peygamberdir. Hatemül enbiyadır (peygamberlerin sonuncusudur). Bundan sonra kim “ben peygamberim” derse kezzaptır (yalancıdır), kim de filanca peygamberdir derse o da kâfir olur. İki İslam’dan bahsetmek ortalığı bulandırmak ve imanı sulandırmak olur ki onun durumu da küfürdür. Biz de böyleleri için “toprağı bol olsun” deriz.

Türkçe Kur’an ve Türkçe ezan safsatası bunu iddia edenlerin ahir ve akıbetlerini istisnasız helak etmiş, ibret alabileceklere ders olmuştur. Türkçe ezan iddiasında bulunanların akıbetlerine bir bakın, neler göreceksiniz! Türkçe Kur’an iddiasında bulunanların akıbetleri de felaketlerle yüklüdür. Bu örnekleri bir bir sayabiliriz. Lakin manialara takılmamak için sizler hatırlatanları lütfen siz lanet etmek için hatırlayınız. Biz de onlara (teşebbüs edenlere ve taraftarlarına) “toprağı bol olsun” diyoruz.