İki seçim arasındaki 7 farkı bulunuz! Eğer, 7 Haziran milletin iradesi ise; 1 Kasım’a ne isim vereceğiz Yok, 1 Kasım millet iradesi ise; 7 Haziran’daki iradeye ne diyeceğiz İki seçim arasındaki 7 farkı, konu bazlı olarak ele almak, yeni bir okuma yapmak gerekiyor. İktidar, muhalefet, seçmen, demokrasi, Milli Görüş, ülke ve gelecek açısından yapacağımız değerlendirmelerle yol almaya çabalamalıyız. Çünkü derdimiz var!
İKTİDAR açısından, seçim tekrarlanmıştır. Seçim zaferi gibi gözüken bu sonuç, aslında uygulanan politikanın seçmen nezdinde doğruluğuna değil, seçmenin aradığı alternatif muhalefeti bulamadığına işaret ediyor. Vatandaşımız sadece yanlışların düzeltilmesi için yeni kredi vermiştir. Bu krediyi kendi amaçları için kullananlar, gerçeklere sırt dönmenin ne demek olduğunu ekonomik tablonun kırmızıya dönmesiyle anlayacaktır.
MUHALEFET, kendisine verilen konumlara razıdır. Dört partili yapının korunması durumunda oy oranlarının önemi yoktur. Önemli olan Meclis’teki dağılımdır. Bunu da konjonktür belirlemektedir. Kendilerince “temsilde adalet, yönetimde istikrar” sağlanmıştır. Kötünün iyisi seçildiği sürece kendileri de gündemde kalmaya devam edecektir. Siyasal rehberlik ihtiyacı artacaktır.
SEÇMEN, fabrika ayarlarına zorlanmıştır. Ekonomik tercihlerle siyasi tercihleri yönlendirilmiştir. İktidar partisine toplumla bir arada yaşandığını, özelliklerini kaybetmekte olduğunu hatırlatmayı yeterli bulmuştur. Partilerin, kendi siyasal talebiyle siyasal eylemi arasında bir çelişki olduğunu görmüş ancak, duygusallığa kontrolden fazla yer vererek, “iyi niyet”ine kurban gitmiştir. Çünkü en kötü hükümetin hükümetsizlikten iyi olduğunu düşünmüştür. Seçimle başlayan “2.yarı” , “1.yarı”dan farklı olmadığı durumda, bu süreç bir hayal kırıklığına sürüklenebilir.
DEMOKRASİ, alaturka özelliklerle kavuşmuştur. Muhtemel bir koalisyonla bitirilecek kutuplaşma, şahsileştirilerek geleceğe taşınmıştır. Seçim sonuçlarına göre 3. olan partide bir değişiklik olmadan sıralamanın değişmeyeceği görüldü. Bu değişiklik olması durumunda ise sıralamanın kökten değişebileceği hatta seçim barajının düşürülmesine bağlı olarak daha fazla partili bir Meclis planlanabilir. 2019 yılının üç seçimi kaldıramayacağı da ortadadır. Yönetimimizin bize özgülüğü, bizim değişimimize göre, bize özgü olmaktan çıkabilir.
MİLLİ GÖRÜŞ, en çok bu seçimde benzerinin aslı olmadığını anlatmakta zorlanmıştır. “İttifak” görüntüsü, tabanı yumuşatmış, buna rağmen iktidar tabanını sertleştirmiştir. İlkeli siyasetin bedeli en fazla bu seçimde ödenmiştir. Teşkilat çalışmalarının, seçim çalışmalarının yerini tutmayacağı görülmüştür. Daha etkin, dinamik ve yeni bakış açıları sağlayacak siyasal cazibe atılımlarıyla alternatif muhalefet kapısının her zaman açık olduğu ve bundan sonra her seçimin, iktidara giden bir adım olacağı ortadadır.
ÜLKEMİZ, bu seçimle sıcağı sıcağına yaşamaya başladığı sorunları soğutma moduna geçmiştir. Bu gerçekleri gizlemeye yetmeyecektir. 1 Kasım’dan önce tartışılan ne varsa, zamanı gelince yeniden tartışılacaktır. Eğer bir dönüşüm, bir makas değişikliği olacaksa, yakın gelecekte, yeni görüşlere ve çözüm önerilerine kapı aralayabilen, halkı güncel yanılgılarla aldatmayı engelleyebilen siyasi becerilerle olacaktır.
GELECEK, geçmişin tekrarı şeklinde kurgulanmış, ikinci yarı başlamıştır. Bunu engelleyecek söylem “balkon konuşması” ile ortaya konsa da iki başlılık eylemde bekleneni vermeyi zorlaştıracaktır. İnsan kaynağını, ülke meselelerine daha fazla kafa yoran, çözümlere daha fazla odaklanan bir yapıya kavuşturmanın bedeli ödenmek istenmedikçe görüntü “toz-pembe” olsa da süreç “toz-duman” yaşanacaktır. Bu durumda yön tayin etmek için pusulaya olan ihtiyaç artacaktır. Tarihin değil, yanlışların tekrar etmemesi için derdinizi pusula edinin, iz sürün!