Türkiye ve dünyadaki çalkantıları hep birlikte takip
ediyoruz. Emperyalist odaklar kirli emellerine ulaşabilmek için her yolu mubah
görüyorlar. Hedeflerinde Müslüman topluluklar var. Onlar için İslam dünyası en
büyük sömürü alanı!
Önlerindeki en büyük engel Türkiye! İslam âlemine
topyekûn savaş açmıyor, parçala ve yut politikası izliyorlar. Güçlü
gördükleri Türkiye yi sona bıraktıkları belli!
İslam coğrafyasında yaşananlar her şeyi anlatmaya
yetiyor. Filistin, Afganistan, Bosna-Hersek, Irak, Libya, Sudan, Tunus gibi
ülkelerden sonra; şimdi de Mısır, Suriye ve Yemen de yaşananlar bize ders ve
ibret olmalı değil mi
Irkçı emperyalizm Müslümanların dağınık olmasından büyük
cesaret alıyor. Bunu fırsat bilerek Müslümanların yaşadığı topraklarda çeşitli
oyunlar oynamaya devam ediyor.
Türkiye acı tecrübeler yaşamış bir ülke. İşte Çanakkale
Savaşları nın 100. Yılındayız. Ehl-i Salib in İslam ve Müslümanları yok etme
planlarını çok iyi biliyoruz. Çanakkale de Medeniyetin kurucuları olarak
lanse edilen Batılıların maskesi düştü. İkiyüzlülükleri açığa çıktı: Tükürün,
Ehli Salib in asla güvenilmez sözüne!
Şer odaklar, Müslümanların manevi dirençlerini kırmak,
kardeşlik bağlarını köreltmek, onları İslam dan uzaklaştırmak için her çareye
başvuruyorlar. Irk, mezhep, bölge farklılıklarını ayrıştırma yöntemi olarak
kullanıyorlar. Müslümanların dağınıklığı onların işini kolaylaştırıyor.
Bu kadar acı tecrübelerden geçmiş bir toplum yeni
oyunlara gelmemeli. Allah Resulü nün (S.A.V), Müslüman bir delikten iki kere
ısırılmaz uyarısını unutmamalıdır.
Ayrılığa Fırsat Vermeyelim
Türkiye, Osmanlı nın ana gövdesini oluşturan topraklar
üzerinde kuruldu. Ecdadımızın canları ve kanları pahasına vatan haline
getirildi.
100 sene sonra yeni bir Çanakkale ortamı oluşturmaya
çalışıyorlar. Etnik farklılıkları kullanarak Türkiye mizi parçalamak
istiyorlar.
Olaylar satranç oyunu gibi. İleriki büyük hamleyi
hedefliyorlar. Bu oyun mutlaka bozulmalı.
IŞİD i bahane edip Türkiye yi ABD nin taşeronu olarak
Suriye bataklığına çekmek istiyorlar.
İran ve Pakistan arasında çatışma ortamı oluşturmaya,
İran ile Türkiye yi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Batı da İslam
düşmanlığı körükleniyor. Almanya da ortaya çıkan PEGİDA (Batı nın
İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar) gibi oluşumları Tüm Avrupa da
yaygınlaştırıyorlar.
İran ve Türkiye arasındaki mezhep farklılığını
körüklüyorlar. Buna büyük ümit bağlamış durumdalar.
Erbakan Hoca, D-8 ler içinde İran a önemli görevler
yükledi. Mezhep farkı gözetmeksizin Müslüman toplulukları bir araya getirdi.
Elbette, İran ve Türkiye arasında bazı sorunlar vardı. Önce emperyalistler
İslam dünyasından sökülüp atılarak İslam Birliği kurulmalı; sonra da
Müslümanlar meselelerini kendi aralarında müzakere etmeliydiler.
Müslümanların meselelerinin Batı nın insafına havale
edilmesi ne büyük zilletti. Ha Sünni olarak sömürülmüşsün, ha Şii olarak. Ne
fark ederdi. Emperyalizmin oyununa gelinmemeliydi.
Türkiye İşin Merkezinde
Onların asıl hedefleri Türkiye! Yaşananlara dikkat! Düşen
uçaklar, 31 Mart ta Türkiye nin karanlığa gömülmesi ve aynı gün Çağlayan Adalet
Sarayı nda bir başsavcımızın öldürülmesi Bunlar tesadüf mü
Olay günü Cumhurbaşkanı Romanya daydı. Yabancı bir
diplomat önünde Türkiye deki basın ve muhalefete eleştiriler yağdırdı.
Sözlerinde haklı olabilir. Ama o sözlerin yeri orası olmamalıydı.
Cumhurbaşkanı tarafsızdır. Birleştirici ve uzlaştırıcı
mevkidedir. İtidalli olmalı, olaylara sükûnetle yaklaşmalıdır. İtibarını
yitirmemeli, tarafsızlığına gölge düşürmemelidir. Türkiye nin buna ihtiyacı
var.
İktidar ve muhalefet arasında yaşanan tartışmalarda taraf
olmamalı, çözümde görev almalıdır. Bütün partilere eşit yaklaşmalı, uzlaştırıcı
olmalıdır. Muhalefet partileri ile ağız dalaşına girişmemeli, bir partiden 400
milletvekili isteme yanlışlığına düşmemelidir. Bu, hem halka, hem de o partiye
büyük hakaret olur.
Başkanlık Sistemi bir kişiyi değil, tüm Türkiye yi
ilgilendiren bir konudur. Yeni parlamento oluştuğunda cumhurbaşkanı Meclis te
temsil edilen bütün siyasi partilerin temsilcilerini toplar, konunun önemini
anlatır ve destek ister. Böylece konuyu tüm Türkiye sahiplenmiş olur.
Olayı kutuplaştırma, gerilim, ayrıştırma üslubuyla ele
almak ne büyük tehlikedir! Türkiye nin devlet-millet kaynaşmasına, birlik ve
bütünlüğe, normalleşmeye ihtiyacı vardır.
Cumhurbaşkanı, o makamın gerektirdiği sorumluluğu yerine
getirmelidir. Bu, artık zaruret halini almıştır. Çok şey mi istiyoruz yoksa