İnternette /Veıled Woman Muslım Polıce Sweden/ kelimeleriyle
arayıp görsellere basarsanız karşınıza İsveç krallığı emniyet teşkilatında
çalışan resmî üniformalı Müslüman bir hanımın resimleri çıkacaktır.
İsveç te başörtülü ve üniformalı olarak çalışa(bile)n
Müslüman hanımın ismi Donna Eljammal dır.
İsveç krallığı Demokrasi Din, vicdan, inandığı gibi
yaşamak hürriyeti İnsan hakları Müslüman azınlık Başörtülü resmî üniformalı
Müslüman bir hanım polis
Türkiye Cumhuriyeti Halkının büyük çoğunluğu Müslüman
ama burada dindar bir hanım polis başörtülü çalışamaz.
İsveç ile Türkiye arasındaki fark
Şu hususun da altını çizeyim: Başörtüsü dinin emr ettiği
bir şeydir. Türkiyede üç şekilde karşımıza çıkıyor:
(1) Dindar bir vatandaş, sırf dininin emrini yerine
getirmek için, dine uygun bir şekilde başını örtüyor
(2) Dindarlık adına, başını örtüyor ama dine aykırı bir
şekilde. Bendeniz buna şeytanî tesettür diyorum.
(3) Tesettürü, başörtüsünü siyasî emellere âlet ediyor.
Tesettür Yahudilikte de, Hıristiyanlıkta da vardır Onlar
büyük ölçüde terk etmiştir ama dindar Müslümanlar terk etmemiştir.
Tesettür İslamda kadının hürriyetinin, haysiyetinin,
üstünlük ve şerefinin sembolüdür.
İslam dini, nikah dışında kadınlara şehvetle bakılmasına
izin vermez.
İslam kadının seks kölesi yapılmasını kabul etmez.
İslam dini devletin verdiği, üzerinde TC başlığı bulunan
fahişelik vesikalarıyla kadınların satılmasını, bu satıştan KDV ve gelir
vergisi alınmasını, fuhuşhane kapılarında resmî koruma polislerinin beklemesini
kabul etmez.
Emniyet teşkilatında polis memuru, yargıda savcı ve hakim
olarak vazife gören kadınların başlarını örtmelerine izin vermemek bir insan
hakları ihlalidir.
Böyle bir yasak eşitliğe aykırıdır.
Bir itiraz: Eskiden kamu alanında başörtü tamamen
yasaktı, şimdi dört meslek dışında (polis, savcı, hakim, ordu mensubu) serbet
bırakıldı. Bu hürriyet ve serbestlik yetmez mi
Cevap: Yetmez Kamu alanında başörtüsünün serbest
bırakılması dolayısıyla iktidarı tebrik ediyorum; Müslüman hanım polislerin,
savcıların, hakimlerin ve ordu mensuplarının bu serbestlik dışında
bırakılmalarını bir Müslüman olarak tenkit ediyorum.
Emniyet, yargı ve ordu mensubu Müslüman hanımların
başlarını örtememesi konusunda tutarlı, hukukî, ahlakî bir gerekçeleri var
mıdır
* (İkinci yazı)
Geziler Devam Edecektir
GEZİ kalkışmalarını mâsum demokratik gösteriler olarak
göstermeye çalışıyorlar. Bu konuda milyonlarca vatandaşın beynini yıkamaya
uğraşıyorlar.
Gezi hadiseleri basit halk ve gençlik hareketleri
değildir. Organize gayr-i meşru darbe hareketlerdir.
Bunların ardında bazı dış ve yerli dev güçler vardır.
Çok büyük bir aile holdingi vardır.
Basit hareketlerde, yürüyüş ve nümayiş yapanlara on
binlerce kumanya dağıtılmaz.
Bu kalkışmalar karanlık güçler tarafından planlanmış,
desteklenmiş, teşvik görmüştür. Amaç, seçimle gelmiş meşru iktidarı devirmek,
yerine egemen azınlıkların vesayet sistemi diktatörlüğünü getirmektir.
Taksim Gezi kalkışmasının stratejik hesaplarını uzmanlar
yapmıştır.
Siyonizmle, Ortodokslukla, Hahambaşı Haim Nahum ile
ilgisi olan büyük şirketin büyük ortaklarından biri, Gezi hadiselerinin en
alevli ve ateşli günlerinden birinde Gezici bir Gazeteye giderek kışkırtıcı
manşet attırmıştır.
Gezi hadiselerinin bir kısım planları resmî bir lisede
hazırlanmıştır.
Yeni Geziler hazırlanmaktadır. Tragedyanın ikinci
perdesinin prelüdleri başlamıştır.
Gezinin derin kurmayları mutlaka kan dökülmesini
istemektedir.
Gezi kalkışmasında İsrailin, Siyonizmin, Evangelistlerin,
Megali İdeacıların, Kriptoların tuzu biberi rolü var mıdır Hiç olmaz olur mu
Gezi hadiseleri esnasında ülkemize dünyanın her yerinden
acayip sabıkalı turistler gelmiş midir, gelmemiş midir
Elbette yürüyüş, toplanma hakkı vardır ama bu Gezi işleri
kesinlikle normal, tabiî, mâsum, sıradan işler değildir.
Türkiyede tenkit edilecek bozuk işler yok mudur. Hiç
olmaz olur mu, elbette vardır. Lakin Gezi kalkışması bunları protesto için
değil, dıştan sözde demokrat, gerçekte dediğim dedikçi Kemalist bir diktatörlük
kurmak için yapılmıştır.
Gezi hadiselerinin ardında iktisat, finans soygunları
planları var mıdır Bundan kimse şüphe etmemelidir. Bu ülke, bu halk, bu
memleket kırk yıldan beri vatan elden gidiyor yaygaraları içinde yüz
milyarlarca dolar soyulmuştur.
Fırtınalı bir gecede dev bir firmanın dört buçuk milyar
dolar vurgun vurduğu rivayetleri ayyuka çıkmıştı.
Bu memleket uzun yıllar boyunca müzmin yüksek enflasyonla
soyulup durmuştur.
Eski faşist diktatörleri taparcasına seven ve övenler
şimdi Gezi hadiseleriyle eski vesayet günlerini geri getirmek istiyor.
Türkiyenin Sünnî çoğunluğu bu emellerin önünü kesmelidir.
Sandıkla gelen iktidarlar, sandıkla gitmelidir.
Mâsum mitingler, yürüyüşler elbette yapılsın. Lakin
organize Gezi kalkışmalarının karşısına polis çıksın.
Onlar vaktiyle bütün muhalifleri uyduruk mahkemelerin
zalim kararlarıyla asmış, zindanlarda çürütmüş, sürgünlerde perişan etmişti.
Organize Gezicilerin üzerine su sıkılması, gaz püskürtülmesi; eski korkunç
kıyımların, Dersimde Sabiha Gökçen (Hatun Sebilciyan) vasıtasıyla uçaktan
atılan bombaların yanında pek hafif kalır.
Geziciler niçin Bir Kemalist Parti kurmuyor
Kemalist parti kurmak yasak mı
Parti kursunlar, seçime girsinler, kazanırlarsa ülkeyi
idare etsinler. Paşa paşa
3.10.2013