Siyasette elbette öngörü/öngörüler olabilir!

Hangi parti hangi seçim bölgesinde ne oranda oy alacak?

Kamuoyu araştırma şirketleri bu yönde az çok bir pusula görevi görüyor. Ama son dönemlerde o şirketler de artık güvenilmez oldular. Bunu ben değil, devletin en tepesindeki isim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söylüyor; “Ben çok açık net bir şey söyleyeyim, bu anketler vesaire bunlara pek güvenim kalmadı. Çünkü geçtiğimiz seçimlerde gördük, bir tanesi belki yakın tutturuyor. Çoğu açık ara kaybetti, tutturamadı.” Ancak yine de, birçok siyasi partinin 31 Mart 2019 mahalli seçimlerinde de kamuoyu araştırma şirketlerine başvurduğunu biliyorum.

Bunu neden anlattım?

Şunun için; siyasi parti liderleri seçimler öncesinde alacakları oy oranlarına ilişkin öngörüler/tahminler açıklayabilir, yorumlar yapabilir. Hatta oldukça iddialı hedefler de koyabilirler.

Ama sandıktan çıkan sonuç hayal kırıklığıyla neticelenebilir.

Örnek mi?

1991 seçimleri… Anavatan Partisi’nin (ANAP) hükümran olduğu yıllar.

Alparslan Türkeş liderliğindeki Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Aykut Edibali’nin lideri olduğu Islahatçı Demokrasi Partisi’nin (IDP), Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi (RP) listelerinden seçimlere katılma kararı aldığı seçim…

Erken seçimde Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın hesabı şuydu; “Mesut Yılmaz liderliğindeki ANAP hükümetinin kötü gidişini bir nebze olsun durdurabilmek ve RP ve MÇP’yi barajın altında bırakarak milletvekillerinin bir kısmını eski partisine kazandırmak…”

Seçimlerden hemen önce Rize Meydanı… Kürsüde Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Süleyman Demirel. Nam-ı diğer “baba” bir “espri” patlattı, meydanda;

- “ANAP artık seçim alamaz... Eğer hamsi kavağa çıkarsa, ANAP da iktidar olur!”

***

 ‘Baba’ ne demek istiyordu, sahi!

“Karadenizliyim diyen her Karadenizli, hamsiyi kavağa çıkarmalıdır!” görüşü yayıldı da yayıldı!

Ve de tüm gözler, ANAP Genel Başkanı, Başbakan Mesut Yılmaz’a çevrildi. Rizeli Mesut Yılmaz, “Baba”nın bu salvosuna nasıl bir karşılık verecekti?

Yılmaz, ayağına kadar gelen bu pası kaçırmadı. Soluğu Rize’de aldı. Ve Rizelilere şöyle seslendi;

- “Süleyman Demirel demek istiyor ki... Rize’den Başbakan çıkmaz. Nasıl çıkmazmış? Hamsiyi de kavağa çıkaracağuk, Rize’den de Başbakan çıkaracağuk!”

***

1991 seçimlerinden hemen önce başta Rize olmak üzere tüm ülke, “Hamsi kavağa çıkabilir mi, çıkamaz mı?” cümlesini tartıştı.

Sonuç mu?

Sandıklar açıldı...

Demirel’in DYP’si birinci parti olmuştu, ancak, Rize başta olmak üzere, Karadeniz’i kaybetmişti.

ANAP; Yüzde 47.

DYP; Yüzde 19.

Rize’de ANAP, bir önceki seçimde (1987) yüzde 30 oy almıştı...

Hamsi fena çarpmış, bir bakıma kavağa çıkmıştı…

DYP, Rize’de bütünüyle kaybederken Doğu Karadeniz Bölgesi’nde sadece Trabzon’dan Mehmet Ali Yılmaz’ı parlamentoya taşıyabildi.

Sırf bu cümle yüzünden DYP’ye oy vermeyen binlerce Karadenizli oldu.

Demirel’in, zamanın ANAP lideri ve Başbakanı Rizeli Mesut Yılmaz’la giriştiği siyasal mücadele sırasında ettiği, “Hamsi kavağa çıkar mı?” sözü kendisine “siyaseten” çoook pahalıya patlamıştı...

 

NE BEKLENİYORDU, NE OLDU?

27 Mart 1994 yerel seçimlerine gidilirken gözler İstanbul’daydı.

Kıran kırana bir seçim olacağı muhakkaktı.

ANAP’ın adayı İlhan Kesici, DYP’nin adayı Bedrettin Dalan, SHP’nin Zülfü Livaneli, DSP’nin ise Necdet Özkan’dı. Refah Partisi, Recep Tayyip Erdoğan’ı aday gösterdi.

Fakat son derece çarpıcı bir “hava” vardı;

Medya ne Erdoğan’ı, ne de RP’nin diğer adaylarını görmüyordu, bile!

Atmosfer ve kampanyalar sertti…

Özel televizyon kanallarında ana tartışma konusu İstanbul’u kimin alacağıydı; İlhan Kesici mi, Bedrettin Dalan mı, Zülfü Livaneli mi? ‘Genel basın’, Recep Tayyip Erdoğan’dan neredeyse hiç bahsetmiyordu, ‘yok’ hükmündeydi! Yazılsa bile aleyhte yazılıyordu.

Reklâmı olmasın diye Erdoğan’la ilgili pek bir şey ifade edilmiyordu.

Diğer adaylarla yapılan söyleşiler birinci sayfadan, manşetten, içerdeyse geniş bir şekilde verildi. Erdoğan söyleşileri ise tabiri caizse, kelimenin gerçek anlamıyla “pul gibi” veriliyordu.

Ama tüm bu saldırı ve yayınlar büyük ölçüde geri tepti, özellikle oturduğu evin kaçak olduğu iddiasıyla yapılan yayınlar Erdoğan’ı kentin yoksul kesimlerine daha fazla yakınlaştırdı.

***

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde ne mi oldu, peki?

Refah Partisi il genel meclisi seçimlerinde toplam 5 milyon 340 bin 969 oy aldı. Oy oranını yüzde 19.0’a çıkardı. 6 büyükşehir (İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, Konya, Kayseri), 22 il, 92 ilçe ve 207 beldede, toplam 327 belediye başkanlığı kazandı.

İstanbul’da Refah Partisi adayı Erdoğan 973.704 (yüzde 25.19), ANAP adayı İlhan Kesici 855.897 (yüzde 22.14), SHP adayı Zülfü Livaneli 784.693 (yüzde 20.30), DYP adayı Bedrettin Dalan 597.462 (yüzde 15.45), DSP adayı Necdet Özkan 478.612 (yüzde 12.38) oy aldı.

***

Şunu ifade etmek istiyorum; 31 Mart 2019 seçimlerine giderken siyasette elbette öngörü/öngörüler olabilir! Ama bu öngörüler ve hesaplar her zaman tutmayabilir!