Sokaklarda unutulmuş insanlarla oturmayı, konuşmayı, dertleşmeyi pek severim. Sohbetlerinden haz alırım.
Onların düşünceleri, duyguları mühimdir benim için.
Dünyada, ülkemizde neler oluyor, neler bitiyor, birçoğu ayrıntılı bilmese de, haberdar.
Anayasa değişiklikleri Meclis’te görüşülürken, birçoğuyla görüşüyorum… Nabızları zayıf atıyor… Heyecan yok. Olsa da olur, olmasa da olur havasındalar.
Kendileri için, gelecekleri için neyin değiştiğini, nelerin değişmediğini… Nelerin çirkin, nelerin güzel olduğunu ayırt etmek çabasında değiller.
Günlük geçim kaygısıyla… Çalışma şartlarının zorluğuyla boğuşup duruyorlar.
Ekmek peşindeler anlayacağınız. Akşam olunca, cebinde birkaç kuruş, elinde ekmek tahin, dört duvar arasına neşe katmak çabasındalar.
Halk için, anayasa değişiklikleri elzem değil.
Mutlaka yapılması gereken… Ülkenin önemli, hayati meseleleri arasında sayılmıyor.
Cumhurbaşkanı hem parti genel başkanı, hem başbakan, hem cumhurbaşkanı olsun mu, sorusuna gülerek cevap veren çok oldu.
Birçoğunun aynı tepkiyi verdiğini gördüm. O zaman tarafsız olmaz ki... Parti başkanı cumhurbaşkanı olur mu? Hayret ediyorlar.
Kuvvetler ayrılığı diyorsunuz, şaşırıyorlar.
Yargıtay’ı, Danıştay’ı, hâkimler savcılar kurulunun üyelerinin yarısına yakınını tek başına cumhurbaşkanı seçecek diyorsunuz, yorum yapmıyorlar.
Cumhurbaşkanı istediğinde parlamentoyu feshedecek… Doğru mu diyorsunuz, sessiz kalıyor.
Seçim barajı iyi mi, sistem değişiyor, artık hükümetler istikrarlı olsun diye gelmişti, şimdi gereği kalmadı… Baraj kalksın mı diye soruyorsun… Halkımızın azı kalksın, çoğu, bilmiyorum diyor.
Bakanlar hep dışarıdan atanacak… Meclis’ten bakan çıkmayacak, diyorsun… Halkımız boşluğa düşüyor. Olup bitene anlam veremiyor.
Diyeceksiniz ki, referandum sürecinde bütün bunlar vuzuha kavuşur ve halk bilgilenir, donanır, iradesini belirler. Doğrudur. Ancak, halkı doğrudan ilgilendiren değişiklikler olup olmadığı tartışılmalıdır.
Elbet, anayasalar kutsal metinler değildir.
Rejimler… Sistemler, anayasalar, insanların, toplulukların mutlulukları için ihdas edilmişlerdir. İnsanlar, saadet ve huzur içinde yaşasınlar diye korunurlar.
Halk, Meclis’teki anayasa değişiklik görüşmelerine çok uzak.
Milletimiz, anayasanın kısmi değişiklik mecrasının dışında duruyor. Yarın bir gün, taraflar sahaya inince, propaganda dönemi başlayınca, elbet durum farklılaşır.
Lakin, şu andaki durum nötr gözüyor. Milletin ilgili olduğu görünmüyor. Ayakkabı boyacılığı yapan Said’in söylediği gibi, abi, beni ilgilendiren bir şey yok ki, ne diyem… İfadesi, bu uzaklığı doğru ifade ediyor. Peki, yarınlarda hâl nice olur?
Kısmi anayasa değişikliğinin tam ve doğru tartışılmadığını savunanlardanım.
Keşke, olup biteni reel zeminde, rahat tartışabilseydik, olmadı. İnşallah referandum süreci bu aydınlanmaya hizmet eder… Umudum budur.