Hz Peygamber, Medine de ortak bir yaşam felsefesi oluşturmuş
ve Medine Sözleşmesi ile buradaki azınlık halkın canlarını mallarını dini
hayat ve tatbikatlarını koruma altına almıştır. Allah ın Resülü, Necranlılarla
yaptığı anlaşmada ise, bölge halkının mallarının din ve cemaatlerinin koruma
altında olduğunu vurgulamış ve haklarına riayet etmiştir. Hz Ömer, Kudüs ün
fethinde Hıristiyan halka verdiği emanda buradaki insanların dinlerini
değiştirmeleri noktasında zorlanmayacağını belirtmiştir. Çünkü dinimiz fert ya
da cemiyetin haklarını bir bütün olarak koruma gayreti içinde olmuş ve ilkeleri
ile bunun çerçevesini çizmiştir. Zira hak kişiye Allah tarafından verilmiştir
ve korunmalıdır.
Bugün geldiğimiz noktada ise müslüman kadının temel
haklarından biri olan başörtüsü serbestliği dahi verilmiş büyük bir lütuf
olarak görülüyor ve tartışmaların zirvesine oturuyor. Zira bu topraklarda
yıllardan beri Müslüman kadının örtüsü, inancı ve yaşantısı zorbaların
baskılarına maruz kalmış ve bu kadınlar sekülerleştirilmeye zorlanmışlardır.
Başörtüsü serbestisi ile ilgili yapılan tartışmalara göz
attığımda, olaya her kesimin kendi zaviyesinden baktığını gördüm:
Ulusal çevrelerin konuya yaklaşımı, eski bağnaz
uygulamalara olan özlemlerini çağrıştırıyor. Soyut düşünceye geçememiş bir
çocuğun kurgularını andıran hezeyanları ile başörtüsünün zaman içinde peçeye
dönüşebileceğini ve bunun da okullarda ve kamu kuruluşlarından ayrımcılığa yol
açabileceğini ifade ediyorlar.
Kimi çevreler ise başörtülü hanımların artık
sekülerleştiğini ve kamuda başörtüsü ile yer alma hakkına sahip olsalar da
bunda bir beis görülemeyeceğini zira başörtüsü takan bir çok hanımın İslam ın
diğer ilkeleri konusunda zayıf kaldığını ifade ediyorlar.
Başörtü konusunda belli meslek gruplarına kısıtlama
getirildiğini dolayısıyla bu konuda tam bir özgürleşmenin sağlanamadığını ifade
edenler de var ki, bu gerçek manada bir hürriyetin gerçekleşemediğini
gösteriyor. Zira bir kişi, başörtüsü ile eğitimci olabileceği gibi polis de
olabilmelidir. Aksi takdirde başörtü sorununun tamamen ortadan kalktığını
düşünmek mümkün olmaz
Medyada kendine yer bulan herkes konuyla ilgili ahkâm
kesmeye devam ediyor. Allah ın bizlere bahşettiği bu hakkı büyük mesele haline
getirerek ortamı germeye çalışanların çelişkileri dikkatimizden kaçmıyor. Bizim
hayatımız bizim inancımız ve bizim örtümüz nedense hep başkalarının konusu olur
ve başkalarının gündemini işgal eder. Allah ın bize bahşettiği haklar adeta
ademoğlu ademin bir lütfu imiş gibi görülür ve bilinir.