Bir medeniyetin hakiki yüzünü özü ve aslı oluşturur. Öz esastır.

İslâm medeniyetinin özü ve ruhu bugün için gerçek hâliyle yansımıyor. Zihinlerin ve dünyaların karmaşıklığından asla ve öze ulaşılamıyor. Bunda elbette ki baş sorumlu Müslümanların kendisi. Yani, hakikati yaşamama, hayata uyarlamama sorunu. Çünkü dünyalı bir hayatın tek yanlılığı insanı uçuruma götürür. Bu, her iki açıdan da böyle. Özde var olma bunu aydınlatma, hayata sunma insana düşen bir görev. Bu da sahih ve hakiki olanlarla olabilir.

Düşünce ve inanç kimsenin tekelinde değil. Kimse hak ve hakikat olanı tek başına sahiplenemez. Zaten bu tutum genel çerçeveyi daraltır.  Sahiplenmenin genişliği ve evrenselliği önemli. İnsan yaratılmış olanların en değerlisi. Dünya onun etrafında dönüyor ona göre kurgulu. Varlığın tamamı insanın emrinde. İnsan da kendisini yaratanın. Varlığı oluşturan Allah, insana olması gerekeni sunuyor. Olmaması gerekeni de.İstikamet üzere olmak bir düşünce hareketi için önemli. Bu hareketi sulandırmadan bulandırmadan öz ile yolculuk anlam kazanır. Diğeri sulanmaya ve kirlenmeye başlayınca hakikat çizgisinden sapar giderek de uzaklaşır.

Bugün Müslümanların zihni karışıklığı çokluğu ve çeşitliliği hakikatin nerede nasıl olduğu anlamında kuşku uyandırıyor. Öz ile örtüşmeyen o kadar sapkınlıklar var ki. Sapkınlıklar hayatın gerçeğiymiş gibi gösteriliyor ve yaşanıyor. Bu da öze yaklaştırmaya ve yaklaşmaya engel.Bir Müslüman’ın öze uygun hal ve davranışı insanlara buyruk vererek konuşanlardan çok daha etkili. Çünkü hal ve yaşanmışlık insanın hakikatini ve gerçeğini oluşturuyor. Çünkü yaşanmışlık ve hal samimilikten kaynaklı.

Dün (12. 11. 2017) Milli Gazete Haber sitesinde çarpıcı bir haber okuduk. Bu, hem duygulandırdı hem de gerçek yüzümüzü göstermesi bakımından etkiledi. Olması gereken bir davranış biçim.

“ ABD ’nin Kentucky eyaletinde yaşayan 22 yaşındaki pizzacıda kurye olarak çalışan Selahaddin Jitmoud, 2015 Nisan ayında bir  gece  TreyRelford’un gasp etmek istemesi sonucu uğradığı saldırıda hayatını kaybetmiş, cesedi bir geçitte bulunmuştu. Relford, hırsızlık yapmayı planladığını kabul etmiş, ancak Jitmoud’u öldürdüğünü reddetmişti. Açılan davaların sonucunda TreyRelford 31 yıl  hapis cezası aldı. Mahkeme salonunda affetti

Ölen  genç  Jitmoud’un babası SombatJitmoud, oğlunun kaybından tam 2 yıl sonra mahkeme salonunda yaptığı davranışla herkesi şoke etti. SombatJitmoud mahkeme salonunda oğlunu katleden TreyRelford’u hüküm açıklandığı sırada affetti.

SombatJitmoud, «İki yıl yedi ay boyunca bu olay kâbuslar görmeme sebep oldu. Ne oluyorsa Allah›tan... İnananlar O›na güvenir. Söyleyebileceğim çok fazla bir şey yok. O gün yaşanan olaya çok üzgünüm. Geri getirebilecek hiçbir şey yok. Sana bu cinayeti işleten şeytana kızgınım. Seni suçlamıyorum. Sana kızgın değilim. Seni affediyorum» dedi.

Yaşanan bu durum mahkeme salonunda şok etkisi yarattı. Hâkim, davaya bir süre ara vererek ne olduğunu anlamaya çalıştı. Acılı baba SombatJitmoud katili affetmesinin gerekçesini İslam dininin anlayışlarıyla bağdaştırarak, «Eğer size bir kötülük yapan insanı affetmezseniz, Allah onu hiç affetmez» diyerek pişman olan bir suçlunun karşısında alınabilecek en zor kararı aldı. Bunun üzerine katil TreyRelford kendisini affeden SombatJitmoud›a gözyaşları içerisinde sarıldı.”

Bu davranış biçimi ve yaşanmışlığı dünyaya servis olunsa şu terör örgütlerinin yaptıklarının tamamını bir çırpıda belleklerden siler atar. Vaiz efendilerin ve buyruklu konuşanların bütün söylemlerini ters yüz eder. Aslolan, hakiki üzere olan davranış ve yaşanmışlıklardır. Bu da bunun en somut örneklerinden biri.