Rumların Doğu Akdeniz’deki sondajına destek veren AB’nin, Türkiye’nin sondaj çalışmalarını yasa dışı ilan edip Ankara’ya verilen katılım öncesi yardımları keseceği, hava ulaşımı görüşmesini ve üst düzey diyalogu durduracağının açıklanması ile 24 yıl önce Bosna Hersek’te Sırp canilerinin Hollandalı güya katliamları önlemek için yerleştirilmiş askerlerin gözetiminde 8 bin 372 Boşnak sivilin katledildiği haberleri gazetelerde ya yan yana ya da altlı üstlü yer aldı. Elbette, bu iki haberin aynı gün medyada yer alması bir tesadüftü. Ancak, Haçlıların Müslümanlara yönelik saldırıları, ikiyüzlülükleri o kadar çok ki, artık bu tür haberleri kanıksama noktasına geldik. Elbette, işlenen cinayetleri kanıksamak sağlıklı bir yaklaşım değildir. Sadece, Haçlılar ile Müslümanlar karşılıklı iki taraf olduğunda Haçlıların hiçbir hak, hukuk tanımadan birbirlerini tuttuklarını anlatmak için kanıksama tabirini kullandım.

Diyebiliriz ki, Haçlıların uluslararası arenada birbirlerine verdiği desteği Müslümanlar birbirlerine verebilse dünyanın gidişatı büyük ölçüde değişecek ama ne var ki, bazı Müslüman ülke yöneticileri bilerek ya da bilmeden Haçlıların çıkarları yanında yer almakta bir sakınca görmüyorlar. Bir diğer ifadeyle Haçlıların çıkarları için Müslüman kardeşlerinin aleyhine tavır takınmayı inançlarına aykırı bulmuyorlar.

Böyle olmasaydı BM daha kuruluşunda bir Haçlı ittifakı, bir başka ifadeyle Haçlıların çıkarlarını korumak üzerine yapılandırılır mıydı?

Yine, Avrupa ülkeleri Avrupa Birliği adı altında bir Haçlı ittifakını hayata geçirirler miydi? Kısacası, adı ister ABD, ister AB olsun İslam dünyasına karşı her an ortak bir cephe oluşturarak sömürülerini, hatta katliamlarını hiçbir engele rastlamadan sürdürebilirler miydi?

Tüm bunlardan sonra hiç olmazsa bundan sonrası için Haçlılardan Müslümanlara karşı adaletle davranmalarını beklemenin anlamsızlığının farkına varmamız gerekiyor. Bunu sağlayabilirsek en azından Türkiye’yi yıllardan beri AB’nin niçin kapıda beklettiği sorusunun cevabını bulmuş oluruz. Yine, Suriye’de bazı AB ülkelerinin, hatta Rusya’nın ABD’nin yanında niçin yer aldığını da anlamakta güçlük çekmeyiz. Netice olarak artık Haçlılarla birlikte olmanın mümkün olmadığı, olsa bile Müslümanların lehine gelişmelerin sağlanamayacağını da görmüş oluruz. Özetle, Haçlıların ülkemiz ya da diğer Müslümanlara karşı sergilediği olumsuz tavırlar karsında hayal kırıklığı yaşamayız. Biliriz ki, akrep sokar, bunu da tabiatı gereği yapar. Gerçi Haçlılarda insan olarak yaratılmıştır ama binlerce yıldan bu yana nesilden nesle hep İslam ve Müslüman düşmanlığı ile yetiştirilmiş nesiller artık bu işi benimsemiş durumdalar.

Aslında sadece Haçlılarda İslam düşmanlığı var değil. Dikkat edilirse dünyanın bize göre uzak bir köşesinde farklı dine mensup insanlar Müslümanlara karşı katliam sergilerken Haçlıların sesleri hiç çıkmıyor, insan hakları akıllarına hiç gelmiyor. Böyle olunca İslam dışı tüm dinlerin mensupları her an birlik oluşturabiliyor. Uzak Doğu’daki Müslümanlara yönelik saldırılar bunun son örneğini oluşturuyor. Müslümanların artık gerekli dersi almış olmaları ve İslam dünyasının oluşturacağı birliğe ihtiyaç olduğunu görerek harekete geçmeleri gerekiyor. Aksi halde, ev ödevlerini hep Haçlar hazırlayıp verecek, ödevleri yapmamızda kabul edilmemizi sağlamaya yetmeyecek. Çünkü verdikleri ev ödevleri Müslümanların kimliklerini yitirmelerine yönelik.