Medyaya yansıyan haberler bilinmeyenlere ihtiyaç duymadan Filistin’de yaşananları soykırım, savaş suçu olarak nitelendirmeye yetiyor ama söz konusu bu çağrıları dikkate alan yok. Çünkü dikkate alıp işlem yapılmasını sağlayacak ülkeler katliam konusunda İsrail’in suç ortakları. Bu konuda medyaya yansıyan birkaç haberin başlığını aktarmam bile yetecektir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptığı açıklama, gazetelerde genellikle, “Batı, ateşkes lafını duymak istemiyor”. Bu dehşet verici nitelendirme ve söylenenin doğru olduğu konusunda bir tereddüt yok. Çünkü bu değerlendirme Sayın Fidan’ın yorumundan ibaret değil. Batılı ülke yöneticileri ile yaptığı görüşmelerde dinlediklerinin aktarılmasından ibaret. Çünkü Batı ateşkes istememekle Filistin’de katliamın devam etmesini istiyor. Yani ateşkes istemiyorlarsa bunun net ifadesi Batı soykırımın devam etmesini istiyor ve bu konuda Siyonistler ile Haçlılar aynı çizgide bulunuyorlar. Akan kanın durmasını gerçekten isteyenlerin tüm çabası akan kanı durdurmaktan, bunun yolu da ateşkesten geçiyor.
Ne var ki, ABD başta olmak üzere AB ülkelerinin büyük çoğunluğu net bir şekilde ateşkes istemiyor, İsrail’in önceden belirlediği hedeflere ulaşması isteniyor. Kısacası, Siyonistlerin büyük İsrail hedefine Batılı ülkeler gönüllü destek veriyorlar. Hemen belirteyim ki, bu tavrın İsrail’in soykırım suçuna ortaklık yapmak anlamına geldiğini sanıyorum söylemeye bile gerek yok.
Bu arada hedeflerini öylesine saygısız ve fütursuz şekilde dile getiriyorlar; söz gelimi dünkü medyada yer alan bir haberde İsrail’in Mısır’a, “Gazzelileri al, borçlarını silelim” teklifinde bulunduğu belirtiliyordu. Kısacası, Gazze’yi işgali bir aydır becerememiş olmaları, becerme noktasına gelseler bile bunun pahalıya patlayacağını anlamış olmaları, yıllardır yüz binlerce şehit vererek Filistin topraklarına sahip çıkanlardan Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarını satması teklifinde bulunuyorlar. Yukarıda da belirttiğim gibi yıllardan beri her an şehit vermelerine rağmen topraklarını terk etmeyenlerden topraklarını para karşılığı terk etmelerini istemek, sanıyorum utanmazlığın sınır tanımaz noktaya ulaştığını ya da hedeflerine ulaşmak için başvurmayacakları bir yol olmadığını gösteriyor.
Bu arada sergilenen saygısızlık ve küstahlık bununla da bitmiyor; 43 haham Netanyahu’ya, “Hastaneyi vurabilirsiniz” mektubu, bir diğer ifadeyle fetvası veriyorlar. Zaten Siyonistlerin Filistin’de soykırım uygulamasını inançlarına dayandırdıkları bilinmeyen bir husus değildi. Bu iş din adamlarının açıklamaları ile de desteklenmiş ve tüm dünyaya ilan edilmiş oldu. Öyle anlaşılıyor ki, Filistin’de yaklaşık bir aydır işlenen cinayetler, özellikle de bebek ve çocukların katledilmesini hahamların fetvasına dayandırmış olmaları, ister istemez İsrail için Yahudi olmayan insandan sayılmıyor yaklaşımını güçlendiriyor. Böyle bir anlayış sahipleri ile mecburen birlikte yaşıyor olmak, sanıyorum yaşayanlar için işkenceden aşağı kalmaz.
Tüm bu haber açıklamalardan sonra Siyonist-Haçlı ittifakına karşı ciddi bir tepki konulması ve bunun da acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü yaşananları vatan müdafaası ya da bir başka amaç ile izah etmek mümkün olmayacaktır. Bu arada İsrail’in kan içiciliği biliniyor olmasına karşılık son 25 gündür yaptıklarının şimdiye kadar bir örneğinin yaşanmadığını, Siyonistlerin kudurmuşluklarını sergileyerek onların kanlarını içerek tatmin olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Böyle olunca da İsrail’in yaptıklarını bir devlet tavrı ile izah etmek mümkün olamaz. Bunun için gelinen bu noktada dünyanın birtakım iddialarla işlenen cinayetlere kılıf uydurmaktan vazgeçmesi ve en kısa zamanda harekete geçmeleri şart. Bunun öncülüğünün de İslam dünyasına düştüğünü, bir kez daha hatırlatmakta yarar var sanıyorum.