Müslümanım deyip de namaz kılmayan, oruç tutmayan, hacca gitmeyen kimse ben dostlarımı, yakınlarımı severim diyen, dostlarının dar günlerinde akıl verip para vermeyen insan gibidir.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin rahmet ümmeti olanlar, insanları bir baba ile bir annenin evladı kabul ederler.

Yeryüzünü ise mülkiyeti Yaratana ait olup, geçici bir süre için faydalanılacak yer ve ahiretin tarlası kabul ederler. Dünyayı imar etmekle ahiretin imar olacağına inanırlar.

Hz. Âdem le Hz. Havva nın çocuklarına Rabbimizin koyduğu kurallar çerçevesinde hizmet ederek hem Hakka hem halka hizmet ederek iki dünyanın cennet olacağına inanırlar.

Fildişi sahilinden Fiji adalarına, Japonya dan Laponya ya kadar İslâm ın rahmetini taşıyan, insanlar arasında Japon, Çin, Çingene, Türk, Zenci, Amerikalı, Rus, Arap, Bulgar ayırımı yapmayan insanlardan akıl, baliğ hür Müslümanlar, bulunduğu yerden Mekke ye gidip hac farizasını yapıp gelecek kadar yol azığına ve bineğe güç yetirirlerse ömürlerinde bir defa hac etmeleri farz olur.

Böylece diliyle ikrar, kalbiyle tasdik ettiği imanını bedeni ve malıyla da isbat etmiş olurlar.

HACCIN EDASININ ŞARTLARI

Hac farizasını engelleyecek olan;

1- Körlük, felç gibi hastalıklardan

2- Hapis gibi hallerden beri olan Müslümanın

3- Yol emniyeti de var ise haccını eda eder.

Kadınların ise:

4- Yanlarında eşleri veya ebediyen nikahı haram olan mahremlerinden biri bulunması.

5- Eşi ölmüş veya boşanmış ise iddetini bitirmiş olması gerekir.

Yukarıdaki şartları kendisinde bulunduran bir Müslüman önce kendi nefsiyle hesaplaşır.

Sıhhatli bir bedene, cennet kokulu çocuklara, yuvasını cennet eden saliha bir kadına, etrafına dağıtabilecek para ve mala kavuştum. Bu Rabbimin mülkünde O nun verdiği güçle topladıklarımdır.

Peki ben O nun mülkünde, O nun dini için neler yaptım Tavaf edeceğim Ka beye, kaç insanın gönlünü ve alnını yönelttim

Kabe nin etrafında aşıkane dönen ALLAHÜ EKBER-EN BÜYÜK ALLAH DIR diyerek büyüklük taslayan süper devletleri hatırına bile getirmeyen milyonlarca insanın içinde benim hidayetine vesile olduğum kaç insan var

Ben hacca gidip gelinceye kadar buradaki İslâmi hizmetleri devam ettirecek kim var Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen Müslümanlar bulundukları yerlerdeki İslâmi hareketlerden bahsederken ben hangi hizmetlerimi anlatabilirim Hangi hizmetimle Efendimizin huzuruna varabilirim

Benki O nun Ashabının ayak bastığı İstanbul, Kahire, Şam, Bağdat, Kufe den geliyorum. Onların İslâm ile şereflendirdiği diyarın insanlarının şimdiki halinin İslâm a bağlılığı ne derecededir, demeli ve huzuru kalp içinde alnı açık bir şekilde gitmeye çalışmalıdır.

Sonra ailesiyle oturup O ndan gelip, O na akıp gittiğimizi, çocukların bir demet çiçek olup zamanla solacakları, bir zamanlar bu evlerde dedelerimizin oturduğu ama şimdi başka bir dünyaya göçe zorlandığı, bizim de göçeceğimizi, kefenden başka dünyada yetişenlerden bir şey götüremeyeceğimizi ancak iman ve salih amelin bizden ayrılmayacağını konuşmalıyız.

Salih amellerden birinin de hac olduğunu ve onu eda etmek istediğinizi eşinize ve çocuklarınıza anlatırsınız.

Mülkü verenin de haccı emredenin de O olduğunu hatırlatırsınız.

Sonra yakın akrabalarla görüşülür. Onların gönlü alınır, hayır duaları istenir. Hakları geçmişse o hak iade edildikten sonra helalleşilir.

Sonra komşular ve tanıdıklarla görüşülür, karşılıklı haklar iade edilirse helalleştikten sonra yalnız veya kafile olarak yola çıkılır.

Hayatın boyunca, hayat yolculuğunda kimseye yük olmadığın gibi hac yolunda da kimseye yük olma, ama gücün yettiği kadar yol arkadaşlarının yükünü çekmeye çalış.

Yol yorgunluğunun verdiği sıkıntı arkadaşlarını kavgacı hale getirebilir. Söylenen hiçbir kötü sözü duyma, kötü hareketi görme.

Gönül yıkma, gönül yap, herkes haklı ben haksızım de.

Dini konularda yapılan yanlışlıkları güler yüz, tatlı dille düzelt. Yol boyunca uğradığınız şehirlerdeki yatırları ziyaret et ama asıl o şehirlerde yatmayan, kıyama kalkan alimlerle görüş.

Konakladığınız yerlerdeki insanlara iyi davranın ki adınız ağızlarda şeker gibi çiğnensin. (Devam edecek)