Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündemin öne çıkan konu başlıkları hakkında dikkat çeken mesajlar verdi.
“İKTİDAR ÖĞRETMENİ DİNLEMEKTEN ÇEKİNİYOR”
Sözlerine grup toplantısına katılan özel sektör öğretmenlerini selamlayarak başlayan Arıkan, öğretmenlerin hak arayışlarını desteklediklerini belirterek, “İktidar, keşke o öğretmenlerimizi önce dinlese idi! Ancak bunu yapmıyorlar, çünkü öğretmenin sesi duyulursa, eğitimin gerçek sorunları da duyulacak. Özel okul öğretmenleri konuşursa, emeğin nasıl değersizleştirildiği ortaya çıkacak. Mülakat mağduru öğretmenler konuşursa, adaletin nasıl ayaklar altına alındığı ortaya çıkacak. Tayin mağduru öğretmenler konuşursa, ailelerin nasıl dağıldığı ortaya çıkacak.” şeklinde konuştu.

“İKTİDARIN KARNESİ ZAYIFLARLA DOLU”
Bu eğitim-öğretim yılı sonunda sadece öğrenciye değil iktidara karne verilmesi gerektiğinin altını çizen Arıkan, şunları kaydetti: “Güvenlik, hijyen, güven, adalet, liyakat sıfır. Ama edebiyat yüz. Bu karne, yalnızca eğitim sisteminin karnesi değildir. Bu karne, bir iktidarın evlatlarımıza nasıl baktığının karnesidir. Ve bu karne bize açıkça şunu söylüyor: Bu iktidar sınıfta kalmıştır!”
“İKTİDAR MİLLİ RUHU İSTİSMAR ETTİ”
Milli Takım’ın dünya kupasında yaşadığı başarısızlığa da değinen Arıkan, “Maalesef Futbol Milli Takımızda’da işler yolunda gitmiyor. İktidar; içinde ‘milli’ olan ne varsa hepsini tüketti, hepsini siyasileştirdi! Siz kalkıp federasyon olarak, kupa öncesinde iktidara yaranma telaşıyla ‘parti filmleriyle’ tanıtım yaparsanız… Parti marşını ‘milli takım’ marşı gibi milletin önüne koyarsanız… Futbolcuları, teknik heyeti, hiçbir resmi unvanı olmayan Bilal Erdoğan’ın yanında ip gibi hizaya dizerseniz… Orada ne millilik kalır, ne de milli ruh… Siz gelmeden önce bu ülkede, ortak bir milli heyecan, ortak bir milli ruh vardı. Ama siz, siyasi rant uğruna o ruhu da istismar ettiniz…” eleştirisinde bulundu.
“TFF, KİMSENİN YAZIHANESİ DEĞİLDİR!”
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, eleştiriler ile ilgili Adalet Bakanı’na yaptığı çağrıya tepki gösteren Arıkan, “Keşke, TFF Başkanı, Adalet Bakanını göreve çağırmadan önce ben nerede hata yapıyorum deme erdemini gösterebilseydi. Siz, kalkıp Milli Takım’ı siyasetinize alet edeceksiniz. Yenilgi üstüne yenilgi alacaksınız. Sonra millet ‘bu ne rezillik’ diye sorunca Adalet Bakanı’nı göreve çağıracaksınız. Yok, öyle yağma! TFF, kimsenin yazıhanesi değildir! Böyle ucuz numaralara tevessül etmekten vazgeçin artık! Federasyon olarak, Akın Gürlek’in kanatları altına sığınmayacak, 86 milyona başarısızlığınızın, hesabını vereceksiniz!” ifadelerini kullandı.

“BU ÜLKEDE AKLANMANIN YERİ İKTİDAR PARTİSİ DEĞİL MAHKEMELERDİR”
Son günlerde iktidar partisine yönelik siyasi transferleri de gündemine alan Arıkan, “Futbol takımlarının transfere ne verdiğini biliyoruz ama iktidarın bu transferler karşısında ne verdiğini bilmiyoruz. Bunun adı: Milli irade değildir. Demokrasi değildir. Siyasi ahlak hiç değildir. Bunun adı: Demokrasi maskeli rövanşizmdir. Sandıkta verilmeyeni, masada almaktır, milli iradenin gaspıdır. Ve unutulmamalıdır ki, bu ülkede aklanmanın yeri; iktidar partisinin binası değil; mahkemelerdir.” değerlendirmesinde bulundu.
“ÇÖZÜM MECLİS İRADESİYLE OLMALIDIR”
Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili yeniden gündeme gelen çerçeve yasa tartışmaları ile ilgili de konuşan Arıkan, Türkiye’nin önündeki en önemli başlıklardan biri; adına ‘Terörsüz Türkiye’ denilen ancak müphemliği ve muğlaklığı bir türlü giderilmeyen süreçtir. Milletimizin olan biteni, bilmeye, anlamaya ve güven duymaya ihtiyacı var. Bugün kamuoyunda sıkça tartışılan ‘çerçeve yasa’ meselesi de tam olarak bu noktada önem kazanıyor. Eğer Türkiye yeni bir döneme girecekse, Yüz yıllık bir mesele çözülecekse, bu süreç; kişilerin niyetlerine, dönemsel siyasi hesaplara veya sözlü taahhütlere değil; hukuka, Meclis iradesine ve açık yasal güvencelere dayanmalıdır.” dedi.
“NATO ZİRVESİ YAŞAMA KISITLADI”
7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek HATO Zirvesi ile ilgili yapılan hazırlıklara da değinen Arıkan, “NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor. Elbette kendi şehrinde zirve mağduriyeti yaşayan Ankaralılar soruyor: Bu NATO kimin güvenliğini sağlıyor? Ankara’nın mı? Türkiye’nin mi? Dünya barışının mı? Yoksa Epsteincı Siyonist sermayenin ve onların stratejik çıkarlarının mı?” diyerek hazırlıkların Ankara üzerinde neden olduğa baskıya dikkat çekti.
“BİNALAR BOYANINCA SORUNLAR GİZLENİYOR MU?”
Devlet Başkanlarının zirveye katılım için kullanacağı yol üstündeki hummalı çalışmalara da değinen Arıkan, “Sırf Trump geçecek diye yol üzerindeki, eski binalar, ücretsiz boyanıyor. Adeta bir makyaj söz konusu! Siz neyi saklamaya çalışıyorsunuz? 35 Milyon icra dosyasını hangi boyayla kapatacaksınız? Sosyal yardım almak zorunda kalan 20 milyon insanın yoksulluğunu hangi branda ile örteceksiniz. 6 milyon ev gencini hangi makyajla gizleyeceksiniz? Hak arayan, adalet talep eden öğretmene madenciye sıktığınız biber gazlarını hangi parfümle bastıracaksınız? İşiniz gücünüz algı! İşiniz gücünüz artistlik!” şeklinde konuştu.

“NATO’NUN NE OLDUĞUNU BİLİYORUZ”
Hazırlıklar bir yana NATO’nun asıl ne olduğunu bakmamız gerekli olduğunu belirten Arıkan, şunları söyledi: “NATO denilince, Srebrenitsa, Irak, Afganistan, Libya, Suriye, Gazze’de yaşanan akıllarımıza gelmektedir. NATO, sözde uluslararası hukuku ve güvenliği savunmaktadır. Gerçekte ise, NATO üyesi ülkelerin önemli bölümü Gazze’de katliam devam ederken İsrail’e siyasi ve askeri destek sağlamıştır. NATO, küresel sömürü sisteminin kolluk gücüdür.”
“BU ATEŞKESE GÜVENMİYORUZ”
İran ile ABD arasında imzalanan 60 günlük ateşkes üzerinden bölgesel gelişmeler üzerine de konuşan Arıkan, “Dökülen onca masum kanından sonra ‘ateşkes’ ve ‘barış’ gündemiyle karşı karşıyayız. Çok açık ve net! Amerika’nın ve İsrail’in ateşkesine güvenmiyoruz! Biz bunların ne kadar yalancı olduklarını defalarca gördük. Bugün kalıcı bir barıştan söz etmek isteyen herkesin öncelikle şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Barışın önündeki en büyük engel İsrail'in mevcut politikalarıdır.” dedi.
“D-8’İN POTANSİYELİ BİRLİK OLMAKTAN GEÇER”
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen D-8’in kuruluş yıldönümü ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Arıkan, D-8’in önemli bir potansiyel barındırdığını belirterek, “Potansiyel, tek başına yeterli değildir. Bu gücü ortak bir iradeye küresel bir adalet teklifine dönüştürerek Amerika ve İsrail’in Siyonist emellerine engel olabiliriz.” diyerek programa katılan tüm misafirlere teşekkürlerini sundu.

“SANDIĞI YOK EDEMEYEN İKTİDAR MUHALEFETİ BASKILIYOR”
Dünyaya adalet çağrısı yapabilmek için önce kendi içimizde bunu tesis etmemiz gerektiğinin altını çizen Arıkan, “Bu iktidarın, adaleti korunan bir seçimi kazanması mümkün değildir. Yine biliyoruz ki bu ülkede sandığın ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Peki, böyle bir durum sandığı ortadan kaldırmaya gücü yetmeyen bir iktidar ne yapar? Birçok yönteme başvurur. Bunun en önemlisi muhalefeti baskılamak ve sesini kısmak olur. Oysa hiçbir iktidar, muhalefeti kısıtlayarak ayakta kalamaz. Bilakis güçlü iktidarlar ancak güçlü denetim mekanizmalarıyla ayakta kalabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
İKTİDAR VE MUHALEFETE ÇAĞRI
İktidara ve muhalefete seslenerek sözlerini sürdüren Arıkan, şunları söyledi: “Buradan iktidara sesleniyoruz: Milletin iradesine güvenin. Hukuka güvenin. Devlet ile hükümeti birbirine karıştırmayın. Buradan muhalefete de sesleniyoruz: Karamsarlığa kapılmayın. Umutsuzluğu siyasetin merkezine yerleştirmeyin. Milletin değişim iradesine güvenin.”
“BİRLİĞİMİZ VE KARDEŞLİĞİMİZ DAİM OLSUN”
Arıkan, sözlerinin sonunda Muharrem ayının 10’uncu günü olan Aşure Günü’nü kutlayarak, “Rabbim milletimizin birliğini, beraberliğini ve kardeşliğini daim eylesin. Hz. Hüseyin’i, Ehl-i Beyt'i ve Kerbelâ şehitlerini rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyorum.” dedi.
DAVUTOĞLU: “ŞOVA HAZIRLANIYORLAR”
Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu da konuşmasında NATO Zirvesi’ne değindi. Davutoğlu, “2004'te büyük bir kriz vardı NATO'da. Avrupa ikiye bölünmüştü, NATO ikiye bölünmüştü. Amerika'ya destek verenler ve karşı çıkanlar. Şimdi de bir bölünme yaşanıyor. Bu bölünme, bu çatlak içinde Türkiye kendisine nasıl bir yer bulacak? Bu soruya cevap var mı? Görüyorum ki açıklamalardan böyle bir şey hissetmiyorum ben. Sadece yollar kapatılıyor, sadece büyük bir şova hazırlanılıyor." dedi.

BABACAN: “BOŞ KOLTUKLAR OY KULLANIYOR”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise konuşmasında genel kurula gelmeyen milletvekillerinin oy kullanması vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Babacan, "Ey Erdoğan. Meclis'i ne hale getirdiniz yahu. 86 milyonluk ülke böyle mi yönetilir Allah aşkına. Yüce Meclis'in çatısı altında böyle bir sahteciliğe nasıl izin verirsiniz? Bu olanları nasıl izah edeceksiniz? Hangi gerekçeyle normalleştireceksiniz? Bir tarafta, bu aziz milletten alınan vekaletle kullanılan yasama yetkisi, diğer tarafta, boş koltuklar adına oy kullandıran bir yönetim kafası. Nerede vekilleriniz? Bu, açık bir ciddiyet krizidir.” ifadelerini kullandı.




