Son yıllarda ilköğretimde uygulanmaya başlanan programda öğrencilerin eğitip öğretilmesi mi yoksa öğrencilerden çok anne babalar mı ön plana alınmış insan anlamakta zorluk çekiyor. Çünkü, verilen performans ve proje ödevleri genellikle veliler tarafından hazırlanıyor.. Hatta, başlangıçta istenen konu ile ilgili metin ve resimler internetten indiriliyor ve bir dosya halinde öğrenci de alıp öğretmenine götürüyordu.
Bir süre böyle devam ettikten sonra öğretmenler el yazısı ile yazılmış ödevler istemeye başladılar. Ancak, verilen ödevlerin çokluğu ve istenen dökümanların fazlalığı sebebiyle çoğu zaman öğrencilerin çoğu ödevlerini yazmaya bile vakitleri kalmıyor, veliler devreye gidiyor. Bu sebeple de evlerde veliler çocuklarına ödevden aldıkları notları sorarken, "Verdiğin ödevden kaç almışım" diye şaka yapıyorlar.
Kitap bitti yaşasın internet
Eskiden verilen ödevler konusunda kaynak öncelikli olarak kitaplardı. Sonra anne, baba ve tanıdıklar gelirdi. İnternet ile birlikte kitap devri tamamen sona ermiş durumda. Artık kırtasiyeciler bile yardımcı kitaplar satmıyor, öğrencilere ödev konusunda istenen konuları internetten indirerek yardımcı oluyorlar. Diyebiliriz ki ödev konusunda internet yeni bir alan ve sektör olmuş.
İnternette öğrencilere verilen ödevler için sitelerin oluşturulmuş olması da sanıyorum bunun bir ifadesidir. Kırtasiyecilerin camlarında "Ödevleriniz internetten indirilir" şeklinde duyurular giderek yaygınlaşıyor. Kısacası öğrenciler araştırarak konularını bulma ve hazırlamadan uzaklaşmış durumda... Özellikle proje ödevleri için istenen malzemeler bizim lise yıllarında yaptığımız deneyleri geride bırakıyor. Kaldı ki bizim zamanımızda deneyler okulların labarotuvar salonlarında yapılırdı. Şimdi istenen malzemeler kırtasiyecilerde satılır hale gelmiş. Ve tüm bunların temini de öğrenciden çok velilere düşüyor. İlköğretim 3, 4 ve 5. sınıf öğrencileri bir yandan performans ve proje ödevleri diğer yandan yazılı imtihanlarla adeta bombardımana tabi tutuluyor. Elbette yukarıda da izah ettiğimiz gibi bombardımanın hedefinde öğrenciler kadar da velileri bulunuyor. Böyle olunca da sanki öğrencilerden çok velilerin öğretime ve eğitime tabi tutuldukları gibi bir görüntü çıkıyor.
Acaba AKP iktidarı küçükleri bıraktı da büyükleri mi eğitmeye çalışıyor
Peki, ilköğretimin amacı bu mudur Büyükleri eğitmenin başka bir yolu yok mudur Niçin çocuklar ile veliler aynı kefeye konulur
Kalabalık sınıflar mı velileri de devreye sokuyor
Tüm vaatlere rağmen hala 20-25 kişilik sınıflara erişilebilmiş değil. Günümüzde özellikle büyükşehirlerde 30 kişilik bir sınıf idareciler ve öğretmenler tarafından ideal olarak görülebiliyor. Çünkü, pek çok sınıfta 40, hatta daha fazla sayıda öğrenci eğitim ve öğretim görmek durumunda. Böyle kalabalık bir sınıfta öğretmen nasıl öğretecek, öğrenci öğretmeninden ne kadar yararlanabilecek
Öğrenci sayısı 40 ve üzerinde olan sınıflarda öğretmenlerin öğrencileri ile tek tek ilgilenmelerini beklemek gerçekçi olmaz. Böyle olunca da ileri seviyedeki öğrenciler öğretmenlerin daha fazla ilgilenmesine yolaçıyor. İşte bu noktada kalabalık sınıfları normal sayıya indirmekte başarılı olamayan, gerekli alt yapıyı oluşturamayan ilgililer sanki yeni program ile çocukların yetişmesinde velileri de ağırlıklı olarak devreye sokmayı düşünmüşler ki artık çocuklarının ödevlerini bile veliler yapıyorlar. Bu gerçek tüm eğitim camiası tarafından da biliniyor.
Bilgi çağı kitaba karşı mı
Hayatın her alınında internetin ön plana çıkması, giderek kitapların raflardan inmesine yol açıyor. Diyebiliriz ki bilgi çağı olarak takdim ettiğimiz bu dönem kitapsızlığı gündeme getiriyor. Sanki internet kitaba karşı savaş açmış ve bu savaşı da kazanmak üzere..
İnternet kitabın yerini tutar mı Kitap bilgi kaynağı olmaktan çıkar mı Bundan sonra yazarlar artık yazdıkları her konudaki kitaplarını kitap haline getirmekten vazgeçip doğrudan internete mi atacaklar İnsanların ilgisine kitapçı raflarında değil de internet ortamında mı sunacaklar
Elbette dünyanın her türlü bilgisini insanın ayağına ve evine taşıyan internet yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Ama kitabın yerini almasını, kitabı devre dışı bırakmasını da yanlış bir gelişme olarak görüyorum. Masanın başına geçip kitabımı okumanın zevkini internette bulamıyorum. Belki internet nesli diyebileceğimiz yeni nesil benim bu sıkıntımı yaşamıyor olabilir ama, toplumları kitapsızlaştırmayı gelecek açısından yanlış olarak değerlendiriyorum.