Devlet adlı eserinde Platon; hak, adalet ve ahlak anlayışını bir öykü ile ölümsüzleştirir.

Gyges, Lidya kralının bir çobanıdır.

Birgün doğal afet sonucu toprak çöker, derin bir çukur açılır. Çoban, çukura indiğinde tunçtan bir at bulur. Atın içine baktığında orada bir ölü görür. Ölünün parmağındaki altın yüzüğü alıp çukurdan çıkar.

Kralla çobanların toplantısına, Gyges; bu yüzükle katılır. Otururken yüzükle oynar, görünmez olur. Herkes şaşırır, tekrar yüzükle oynayınca, yine görünür olur. Gyges, artık tılsımlı bir yüzüğe sahiptir.

Kalkıp, saraya girer, görünmezdir, kraliçeyi yoldan çıkartır, kralı öldürüp yerine geçer.

Belki de bu öyküdendir; masallarımıza yerleşmiş olan haksızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık.

Görünmez olup hazineleri çalan, devleri devirip prensesi kaçırıp kralın tacını tahtını gasp edip mutlu biten masallarda da aslında insanların bilinçaltına yapılan algı; hak yemek, adaletsiz davranmak, ahlaksız olmaktır.

Böyle bir görünmezlik elbisesi bugün insanların üzerinde olsa ne korkunç hadiseler olurdu; bankalar, kuyumcular, evler soyulur, namus kavramı çiğnenip geçilir, hapishaneler boşaltılıp suçlularla her yan doldurulur, sevmedikleri düşüncedeki insanlar, çirkin buldukları ırklar öldürülüp yok edilir, dünyanın düzeni bozulurdu.

Böyle bir yüzükle görünmez olsa idik ahlaklı kalabilir miydik yoksa ahlak kurallarından çekinip de ahlaklı olanların bir adım ilerisine geçip hayır, insanların ayıplamasından kurtulurum ama kendimin yargılamasından, suçlamasından, nefretinden yakamı kurtaramam mı denir.

Vakıf arazilerini gasp ederken insanımız görünmez gibiydi, arayanı soranı göreni işiteni olmayan uğultulu tepeleri kendi üstüne geçirdi.

Siyasiler, belediye başkanları, hatta kurum müdürleri bile görünmez yüzük taşımaktadır, halk onların ellerindeki tılsım ve ranttan habersizdir. Ellerindeki haritalarda imara açılacak yerleri belirleyip, küçük fiyata alıp, fahiş fiyata çekince ya da kasalarındaki paraları hesaplarına geçirince belki insanlar fark etmemektedir.

Fakat kendi vicdanlarının muhasebesini dinleyebilecek kaç kişi çıkacaktır.

Zayıfların değil de güçlülerin ahlak terazisini, adaleti, hakkı nasıl ters yüz ettiklerini tarih boyunca gördük.

İnsanın diğerlerine üstünlüğü; şefkat merhametinden daha değerli olan hak ve adalete bağlılığı ile artış göstermektedir.

Çoban kralı öldürdü, sarayına hazinelerine el koydu güzel kraliçe ile evlendi fakat masal burada mutlu bitmedi.

Hak yiyip adaleti sarstığı için mutsuzluk gibi bir cezaya uğradı; adaletsizliği canını yakmakta, vicdanını kanatmaktadır.

Çobanken çok mutlu iken, hak gasp ettikten sonra hayatının en büyük zararına uğramıştır.

Görünmez olup cinayet ve hırsızlık yapmış, ahlak kurallarının yükünü sırtından indirmiş, üstelik toplum tarafından dürüst bilinmiş.

Lakin kendi kendinin cellâdı olacak kadar mutsuzdur artık.

Yarı aç gezdiği dağlardaki özgür, masum, huzurlu, mutlu çobanlık günlerini ne kadar özlemektedir.