17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu’ndan sonra gündeme gelen konulardan biri de “malvarlıkları”ndaki artışlar... Sahi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan başta olmak üzere; Bakanların, milletvekillerinin, sivil ve askeri üst düzey bürokratların gerçek malvarlıkları ne zaman açıklanacak
Son günlerin en çok sorulan sorusu şu: “Bu yıl Türkçe Olimpiyatları yapılacak mı ” Benim aldığım bilgi şu: “Evet, Türkçe Olimpiyatları bu yıl da –hem de eskisinden da görkemli şekilde- yapılacak ve muhtemelen bu kez –Köşk seçimlerine az bir süre kala- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül katılacak…
Cemaat’e yakın bir isim bana şu bilgiyi verdi: “AK Parti’nin Cemaat’e yönelik bu tutumunu 2004 yılından bu yana biliyorduk ama düzelir diye bekliyorduk. Fakat tansiyon her geçen gün arttı, biz de anlayamadık…”
Nasıl oluyor da böyle oluyor
Mağduriyet nerede Milli Gazete orada. Mağduriyet nerede biz oradayız.
Hem telefonla görüştüm hem de yazılı olarak ilettiler bana. Esasen aşağıda anlatacağım, dünyanın geldiği nokta itibari ile asla ve asla kabul edilemeyecek bir uygulama bu.
Önce o mektuptan satırlar;
“Bizler Beyoğlu, Piri Paşa Mahallesi, Madrabaz Çıkmazı No: 4’te ikamet ediyoruz. Bina yeni bir bina. 2012’de taşındık. Oturduğumuz binada BEDAŞ ve müteahhit anlaşmışlar, binanın giriş katında, boş bir daire büyüklüğünde odayı, trafo koymak için BEDAŞ’a kiralamış.
Bu ayrı bir problem. İnsan sağlığı açısından ne kadar uygun tartışmak, düşünmek lazım. Ancak, daha büyük problemimiz ise şu; BEDAŞ’a bir türlü abone olamıyoruz. BEDAŞ yetkilileri her seferinde, “Trafo koymadan sizi elektrik abonesi yapamayız, saat bağlayamayız…” diye son derece komik bir gerekçe ileri sürüyor.
Bir seneyi aşkın bir süredir şantiye elektriği kullanıyoruz. Artık her normal vatandaşın olduğu gibi bizim de bir elektrik saatimiz olsun istiyoruz. Neden şantiye elektriği kullanalım Saatlerin de ayrılması lazım ayrıca. Hem madden hem de manen bu durum apartmanda son derece yıprattı bizleri.
BEDAŞ’a gittik, orada üst düzey yönetici Alaaddin Yıldız’la görüştük, o da bizi bir başka yetkiliye havale etti ama ortada bir sonuç yok. Her şey eskisi gibi. Elektrik abonesi yapmak, bir saat koymak bu kadar mı zor bir şey ”
BEDAŞ yetkililerine buradan sesleniyorum; bu mağduriyeti derhal giderin. Hangi çağda yaşıyoruz Allah aşkına! Vatandaş elektrik abonesi olmak istiyor, olamıyor. Nasıl oluyor da böyle oluyor
Devlet elektrik abone ücretini bilerek ve kasten ödemeyenlerin günahını masum vatandaşın sırtına yüklerken, “Beni abone yap, faturamı ödemek istiyorum.” diyenleri de âdeta cezalandırıyor. Devlet, “Yaşasın illegalite!” der mi, hiç BEDAŞ’tan bu sorunu ivedilikle çözmesini, bu sütunlara ikinci kez konuk olmamalarını temenni ediyorum…
Tarih de tarım arazileri de katlediliyor!
Türkiye Mimar Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık’tan bir mail aldım.
“Tarih de tarım arazileri de katlediliyor!” diyor, Ahmet Atalık. Bence önemli bir konuya parmak basıyor, Atalık. Kulak verelim mi, Ahmet Atalık’a;
“Ülkemizin nüfusu her yıl artıyor, daha fazla gıdaya ihtiyaç var. Tarım alanlarımız amaç dışı kullanımlarla küçülüyor, ranta feda ediliyor! Tarım alanlarımıza sahip çıkmazsak aç kalacağız! Tarihi Yedikule Bostanlarında tarih de tarım arazileri de katlediliyor!
Fatih Belediyesi`nce hazırlanan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından uygulanmak üzere ihale edilmiş ve uygulama çalışmalarına başlanmış olan “Yedikule Kapı ile Belgrad Kapı Arası Kara Surları İç Koruma Alanı Rekreasyon Projesi” kapsamında Yedikule mahallesinde bulunan 2454 ada 23 (parselin bir kısmı) ve 35 nolu parsellerden oluşan İsmailpaşa Bostanı ile 1166 ada 3 (parselin bir kısmı) ve 4 nolu parsellerden oluşan Sadrazam Bayrampaşa Bostanı’nın üzeri 2013 yılı Haziran ayında, üreticilerin sebze hasatlarını dahi yapmasına imkân vermeden molozlarla kaplanmıştır.
Osmanlı’dan günümüze kadar sulamada kullanılmış olan, ancak moloz dolgusu esnasında parçalanmış olan tarihi kuyu ve sarnıçlar bostanların kenarlarında hala görülebilmektedir. İsmailpaşa Bostanı üzerindeki iki kuyu ise üzeri tamamıyla molozlarla örtülerek yok edilmişlerdir.
Kaynaklara göre 1500 yıldan daha uzun süredir kentsel tarım alanı olan Tarihi Yedikule Bostanları, İBB Şehir Planlama Müdürlüğü tarafından 2010 yılında yapılan Fatih İlçesi Kentsel Sit Alanı 1/5.000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nda “Parklar ve Dinlenme Alanları” lejantında kalmaktadır. Aynı planın genel hükümleri ile fonksiyon alanlarındaki uygulamaları yönlendirecek özel hükümlerini içeren Plan Notları’nda “Parklar ve Dinlenme Alanları” başlığı altında, “Tarihi Yarımada ve İstanbul ile özdeşleşen bitki ağaç türleri ile peyzaj kalitesi zenginleştirilecek, mevcudiyetini devam ettiren tarihi bostan alanlarının tarımsal karakteri korunacaktır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, ilgili plan notu ile “Tarihi Yedikule Bostanları” yarımada içerisinde planlanmış diğer tüm park ve dinlenme alanlarından ayrı tutulmuştur. Bölgedeki tarım alanları Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile net bir şekilde koruma altına alınmıştır. Dolayısıyla, kent içi yerleşik alanındaki tüm imar uygulamalarını ve inşaat faaliyetlerini bağlayıcı hukuki kaynağı olan imar planları ile koruma altına alınmış Yedikule Bostanları üzerinde, Fatih Belediyesi tarafından hazırlanan ve İBB tarafından uygulanmak üzere ihale edilmiş olan düzenlemeler plana aykırı olup, hukuk dışıdır.
Molozlarla kaplanmadan önce tarihi kuyularla sulanarak sebze tarımı yapılan, tarımsal karakterinin korunacağı imar planı notları ile kesin bir dille belirtilen bu tarihi bostanlar gibi araziler için Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun “Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanımı” başlıklı 13. maddesinde sulu tarım arazileri ile mutlak tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı açık ve net bir şekilde belirtilmektedir.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi Kanunu çerçevesinde tarım alanlarını koruma sorumluluğu bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı, İstanbul Valiliği’ni ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni Tarihi Yedikule Bostanları’na verilen zararı durdurma ve eski verimli haline geri çevrilmesi konusunda görevlerini yapmaya davet ediyoruz.”
Son derece ehemmiyetli bir konu…
NOT: Bugün 9 Şubat 2014 Pazar... 1) İşte geldi 2014 ve ilk ay da bitti… Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. “Vakıf” olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar “tık” yok. Dubakali n’olacak