Soru: Yağmurlar kesildiği zaman müslümanların ne yapması lâzımdır

Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm.

Yağmurlar kesildiği zaman, Müslümanlar yağmur duasına çıkarlar, ikramı bol olan Yaratıcımızdan yağmur yağdırmasını isterler. Buna “istiska” denir.

İstiska, lügatte: Sulamayı istemektir. Şer’an istiska: Kulların ihtiyacı olduğu zamanlarda ALLAH Teâlâ’dan yağmur yağdırmasını hususi bir şekilde istemektir. Bu hususi şekil de namaz kılmak, hutbe okumak, istiğfar etmek, ALLAH Teâlâ’ya hamd u sena etmektir.

Yağmurun az yağması, suların kesilmesi, ziraat ve hayvanlar için su ihtiyacının ortaya çıkmasıdır. İnsanlar, rablerinden gafil olmaları ve aralarında günahların yaygınlaşması sebebiyle, ALLAH Teâlâ insanları imtihan etmek için bazı zamanlarda kuraklıklar meydana getirir.

Bu durumun ortadan kalkması için ALLAH Teâlâ’ya tevbe ve istiğfar etmek ve ALLAH Teâlâ’ya yakarma lâzımdır. Kullar bunları yapınca yüce yaratıcı yağmur yağdırmak suretiyle nimetler verir ve ihsanlarda bulunur. Nitekim Kur’an-ı Kerim bizlere Nuh, Musa ve Hûd (A.S.) gibi peygamberlerini kavimlerine yağmur verilmesi için yaptıkları dualardan haber vermektedir. ALLAH Teâlâ, Hûd (A.S.) dan bahsederek şöyle buyuruyor:

“Ey kavmim! Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize göğü yani yağmuru bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günah işleyerek ALLAH Teâlâ’dan yüz çevirmeyin.”

Hz.Hûd (A.S.), ALLAH Teâlâ’nın birliği inancını tebliğ ettikten sonra, işledikleri günah ve putperestlikleri nedeniyle kavmini ALLAH Teâlâ’dan bağış dilemeye ve tövbe edip O’na yö-nelmeye davet etti. Böyle yaptıkları takdirde ALLAH Teâlâ’nın, üzerlerine bolca yağmur yağ-dıracağını ve kuvvetlerine kuvvet katacağını haber verdi, Âd kavmi çölde yaşamak¬la birlikte tarım ve bağcılıkla da uğraşıyordu. Bu nedenle yağmura şiddetle ihtiyaç¬ları vardı. Bu sebeple Hz.Hûd (A.S.), ALLAH Teâlâ’nın izniyle onlara böyle bir vaadde bulundu. ALLAH Teâlâ tarafından kuvvetlerine kuvvet katılacaktı; maddî olarak bolluk ve berekete ma¬nevî olarak izzet, şeref ve itibar eklenecekti. Fakat Hz.Hûd (A.S.)ın kavmi gururlu ve kibir¬liydi; O’nun anlattıklarını ne istedi ne de ona inandı, hatta peygamberi akılsızlık, sap¬kınlık ve yalancılıkla itham ettiler. Hz.Hûd (A.S.), uyarılarına rağmen kavminin inkâr ve is¬yanda ısrar ettiklerini görünce sonlarının kötü olacağından endişe etti ve: “Günah işleyerek ALLAH Teâlâ’dan yüz çevirmeyin.” diyerek kavmini devamlı uyardı.

ALLAH Teâlâ, Nûh (A.S.) dan bahsederek şöyle buyuruyor:

“Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. Mağfiret dileyin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.”

Yağmur duasında istiğfar etmek bundan dolayı meşru’ olmuştur. Hz.Ömer (R.A.), birgün yağmur duasına çıkmış, mütemadiyen istiğfar etmiştir. Sebebi sorulduğu zaman bu ayet-i kerimeleri okumuştur.

Bir adam kıtlıktan dolayı, Hasan-ı Basrî (R.A.)ya şikâyette bulunmuştu. İstiğfar eylemesini tavsiye etti. Diğer biri fakirlikten şikâyet etmişti. Ona da istiğfar tavsiyesinde bulundu. Başka biri geldi. O’na zürriyetinin azlığından ve toprağının az mahsul verdiğinden şikâyet etti. O’na da aynı sözü söyledi. Kendisine:

- Sana muhtelif adamlar gelip muhtelif şikâyetlerde bulundu. Hepsine aynı öğüdü verdin, diye soranlara yukarıdaki âyet-i kerimeleri okudu.

Hûd Sûresi:52

Nûh Sûresi:10-12