Ülke ekonomik olarak her geçen gün biraz daha darboğaza sürükleniyor. Hem de sürekli iktidar tarafından çizilen pembe tablolara rağmen. Doğrusunu söylemek gerekirse ülkenin gerçek gündemini gizlemek, onun yerine farklı konuların gündemi işgal etmesini iktidar yıllardan beri çok iyi uyguluyor. Kısacası toplumun kendi sorunları üzerinde düşünme ve yoğunlaşması engellenerek ikinci, hatta üçüncü dereceden konular gündemin başına çıkıyor. Özellikle de seçim öncesi dönemlerde iktidar bütün gücüyle buna yoğunlaşıyor. Şimdilerde ülke yeni yıla girmeye hazırlanırken, genellikle ekonomi ile ilgili konularda kararların alınması söz konusu olduğu için, özellikle de işçi, memur ve emeklilerin ücretlerinde yapılması söz konusu olan artışlara toplumun büyük bir kesimi yoğunlaşmış iken birdenbire gündeme seçimlerde uygulanmakta olan yüzde 50+1 sürüldü. Hâlbuki ülkenin ve insanımızın öncelikli konusu bu değil. Kaldı ki, bu uygulamayı gündeme getiren de bugün AK Parti iktidarı olmasına rağmen, seçim öncesi toplumun dikkatini farklı bir yöne çekmek için iktidar kendilerinin getirdiği uygulamaya karşı bir tavır sergilemeye başladı. Hâlbuki iktidarın böyle bir derdi olmadığını görmek için allame olmaya da gerek yok.

            Kaldı ki, dün yaptığını bugün bozan, iktidarın ilk uygulaması da şu günlerde 50+1’in kaldırılmasını bozma noktasına geldiği ilk olay değil. İktidar için önemli olan şartlara göre, daha doğrusu işine yarayacak şekilde var olan uygulamanın yerine yenisinin piyasaya sürülmesi bir taktik uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Peki, böylesi bir gündem değiştirmeye ülkenin ihtiyacı var mı? Görünürde böyle bir ihtiyaç yok. Ancak görünen o ki, asgari ücretin belirlenecek olması, buna bağlı olarak tüm çalışanlar ile emeklilerin ücretlerinde yapılması gereken artışın fazla gündemde olmasını iktidar istemiyor. Yani söz gelimi emeklilerin yaşadıkları sıkıntının biraz olsun gündemin arka planına atılması işlerini kolaylaştırabilir. Çünkü emekliler geçen seneyi unutulmuş olarak geçirmek zorunda kaldılar. Bu senede aynı durumun ortaya çıkması emeklileri perişan edecektir. Çünkü geçen sene emekliler sene ortasında yapılacak ikinci zamdan yeteri kadar yararlandırılmadı. Aldıkları yüzde 25 zam genellikle kök maaşa giydirildi ve emekliler tam olarak ne kadar zam aldıklarının bile farkına varamadılar. Sonuç olarak, yeni bir zam dönemine gelindi. Böyle olunca da bu sene emekliler geçen sene alamadıkları telafi zammını da bu sene almayı bekliyorlar.

            Hemen belirteyim ki, emekliler başta olmak üzere çalışanların da büyük bir bölümünün ellerine geçen para açlık sınırının altında kalırken, tüm emekçiler adeta yoksulluğa mahkûm edilmiş durumda. Böyle olunca bu durumun sürekli olarak gündemde tutulması söz konusu olduğu için iktidar işte bu durumu ikinci plana atmaya çalışıyor. Bunun için şu günlerde yardıma muhtaç olanların sayıları sık sık hatırlatılıyor. Bir bakıma topluma ülkemizde yardıma muhtaç insanların fazlalığını hatırlatıyor ve insanımızın gündeminde bu konun tutulmasını istiyorlar. Kısacası, yapılan açıklamalarla yöneticiler ne kadar çok insana yardım yaptıklarını söyleyerek kendilerine övünç payı çıkarmaya çalışıyorlar. Hâlbuki bir ülkenin yöneticilerinin asli görevi yardıma muhtaç insanların çokluğu ile övünmek değil, azlığı ile övünmektir. Çünkü bir ülkede açlıkla ve yoksullukla boğuşan insanların sayısının artması yönetim kadrolarının başarısızlığını gösterir. Bu bakımdan dileğimiz özellikle emeklilerin içine düşürüldüğü yoksulluktan kurtarılmasıdır, bunun yolu emeklilere yapılacak zammın buna göre belirlenmesinden geçer. Ülke şartları buna imkân vermiyor savunması doğru olmaz. Çünkü zenginleri daha zenginleştirecek uygulamalarda imkânsızlık söz konusu olmuyor.