Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Günahlar; insanın işlediği suçlardır. Bu suçlar üçe ayrılır: 1-Allah’a karşı işlenen günahlar: Küfür, şirk, Allah dışında başka rabler edinme, saadet düzeni olarak telkin ve teklif ettiği İslam’ın yerine başka din ve düzenleri ikame etmek gibi suçlardır. Bu suçlar; tövbe edilip vazgeçilmedikçe affedilmeyen günahlardır. 2-İnsanlara karşı işlenen günahlar: Kur’an’da, insanlara yönelik işlenen günahlar, çeşitli olup, farklı alanlara dağılmaktadırlar. Bu günahlar, kul hakkına tecavüz olduğundan kendisine haksızlık yapılanın rızası olmadıkça bağışlanmaz. Katletmek, kan dökmek, geçim sıkıntısı ve başka sebeplerden dolayı evlatları, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek, insanlara karşı işlenen günahlardandır. Cana kıymak, istemeyerek öldürmenin dışında, kesinlikle müminlere haram kılınmıştır. Kasıtlı öldürmenin cezası kısas olarak tayin edilmiştir. Faiz yemek, bağışlanmayacak suçlardan sayılmış ve faiz yiyenlerin kabirlerinden mahşer günü şeytan çarpmış bir durumda dirilecekleri ayette ifade edilmiştir. Mala hıyanet etmek, cimrilik, malda ve tartıda hile yapmak, helal-haram demeyip miras yemek, hırsızlık, rüşvet almak ve vermek, insanlara karşı işlenen günahlardandır. İşkence yapmak, yetim malı yemek, yetimi çirkin tarzda kovmak, yoksulu doyurmamak, insanları incitmek, hıyanet, gözlerin haince bakışı, sözünde durmamak, iftira, işlediği günahı masum birine yıkmak, iffetli bir kadına zina yaptı demek, genç kızları zinaya zorlamak, yalan şahitlik, insanlara karşı büyüklenmek ve şımarmak, haset ve kıskançlık, Kur’an’da yasaklanan insanlara karşı işlenen günahlardandır. Büyücülük, kibirle yürümek, insanları hakir görmek, ana-babaya itaatsizlik, insanlarla alay etmek ve küçümsemek, ayıplayıp kınamak, kusurları araştırıp, gizli durumlarını açığa vurmak, gıybet, başkası hakkında zanla hüküm vermek, insanlara karşı işlenen çirkin günahlardır. Kur’an’da insanlara karşı işlenen günahlara oldukça fazla yer ayrılması, sosyal barışa ve düzene ne kadar önem gösterildiğinin bir belgesi sayılmalıdır. 3-İnsanın kendisine karşı işlediği günahlar: Günahkârlar, işledikleri ve sebep oldukları günahlar sebebiyle kendi nefislerine zulmetmiş olurlar. Kur’an; insana çok önem verir ve onu korur. Allah’a ibadet ve itaat konusunda insandan istenen şeyler, gücü ölçüsündeki şeylerdir. Öte yandan insandan, en mükemmel hedefe ulaşması için gerekli gayretin sarf edilmesi istenmektedir. Nefsimizin meşru haklarını kabul etmemek, ona yöneltilmiş bir suçtur ve cezası ahirette görülecektir.

SEVAP

Sevap; insanın işlediği amellerin sonuçlarından doğan şey şeklinde anlaşılmaktadır. Yapılan şeyin sonucuna “sevap” denmektedir. Zilzal 7-8: “Kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görecektir, kim de zerre miktarı şer işlerse karşılığını görecektir.”

Sevap; hayır ve şer olan bütün ameller için kullanılsa da, hayırlı ameller hakkında kullanılması daha yaygındır. Sevap; iyi amellere karşı Rabbimizin vermesini ümit ettiğimiz sonuçtur. İyi amel, insanın saadet bulması için yapılması emredilmiş şeylerdir. İnsanların hayra yani adil bir düzene davet edilmesi, Allah’ın razı olduğu şeylerin emredilmesi, gazap ettiği şeylerin yasaklanması, kötülüklerin her türlüsü ile mücadele edilmesi emredilen iyi amellerdendir. Hakkın hâkim olması için yapılması emredilmiş bir cihat, iyi bir ameldir. Müminler, İslam’ın kendilerine emrettiği şeyleri yerine getirdikleri zaman bunun sevabını alacaklarını bilirler. İnsanın hayatı; hak-batıl mücadelesi üzerine bina edilmiş bir imtihandır. Bu imtihan, hakka batılı karıştırarak kazanılamaz. Günümüzde Müslümanların içine düştüğü en büyük yanılgı, hakka karıştırılmış bir batıl ile de saadet bulunulabileceği zannıdır. Bu, içi boş bir kuruntudur. Batılla işbirliği yaparak Allah’ın rızası kazanılamaz. İslam, Allah yapısıdır. Allah, yaptığını mükemmel yapar. Allah’ın yaptığında bir noksanlık olmaz. İnsanın İslam’a teslimiyetinde tedricilik olmaz. İnsan, iman ile İslam’ın bütün emirlerine teslim olmuş olur. Bu işler birden olmuyor demek, hatalı bir düşüncedir. Biz hakkın tamamına teslim oluruz, hâkim olması için mücadele ederiz. Mücadelede arzu ettiğimiz zahiri neticeyi almak şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar oluştuğunda, netice de Allah tarafından önümüze konulur. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır. Sevap budur.

YOLDAN ÇIKANLAR

Doğru yoldan sapanlar, iyilik ve güzellikten ayrılanlar, günaha ve batıla saplananlar, kötülüğe meyledenler yoldan çıkmış fasıklardır. Bunlar; Allah ve Resulüne itaatten çıkmış, dinin koyduğu sınırlara itibar etmeyenlerdir. “İslamsız saadet olmaz” sözünden rahatsızlık duymak, bir yoldan çıkma alametidir. Yoldan çıkanlar, Allah’a güvenip sığınmazlar. Onlar şeytana ve şeytanın adamı olan Batı’ya güvenip itimat ederler. Yoldan çıkanlar; Allah’ı unuturlar ve ayetlerini görmezlikten gelirler veya yalanlarlar. Yoldan çıkanlar; Allah’ı, Peygamber’i ve Allah yolunda cihadı ikinci dereceye iterler. Tevbe 24: “De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler, size Allah’tan, Peygamberinden ve Allah yolunda yapılacak cihattan daha sevgili ise, Allah’ın (ceza) emri gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola, hidayete eriştirmez.” Yoldan çıkanlar; tedavisi zor bir nifak hastasıdırlar ve onlar Kur’an’ın hükümleri ile iş görmezler. Yoldan çıkanlar; yalan haber yayarlar ve yalana şahitlik ederler. Yoldan çıkanlar; haramlar ile beslenirler ve hem kendilerine hem de topluma zulmederler. Onlar; servetleriyle şımarmış kimselerdir ve şehvetlerine esir olmuşlardır. Yoldan çıkanların her sözü çirkindir ve ağızları bozuktur. Kur’an’da yoldan çıkanlar kınanmış ve cezalandırılacağı haber verilmiştir.

KORUNMAK

Hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan ve maneviyatçı görüşü benimseyen her Müslüman, kendisini yoldan çıkma hastalığından, inkârdan, şirkten ve münafıklıktan korumuş olur. Milli Görüş; batıldan korunmanın tek müessir ilacıdır. Milli Görüş; sevaba koşanların, günahlardan kaçanların yoludur. Selam hidayete tabi olanlara…