Toplumun devlet dışında kalan bölümü” olan sivil toplum için hazırlanan Yönetişim Rehberi, katılım ve kitleselleşme, demokratik kurumsallaşma ve işleyiş, fon/kaynak yaratma, içerik geliştirme, işbirliği geliştirme, iletişim ve görünürlük gibi konulara yer vermektedir. Söylem, kadro ve birikim açısından bir sivil büyüme anlayışı hedefleyen kitap, başarının tanımı konusunda daha fazla eğitime ve bilinçlenmeye yönelik örnekler sunmaktadır.
Fikir Geliştirme
Sivil toplum kuruluşlarının, ”fikir geliştirilmesi için belli bir yaklaşım”a sahip olmasının altını çizen eser, “fikir geliştirmeden operasyonlara kadar çeşitli işlerin yönetim kurulunun uhdesinde kabul edilmekte” olmasını dar anlayış olarak kabul etmektedir. Bu dar anlayışın hem yönetici kurullar hem de üyeler tarafından kabul görmüş olmasını ise, “başka sosyal oluşumlarla iletişim kurmaya açık ve kapsayıcı bir anlayış temelinde hareket” için engel olduğunu varsaymaktadır.
Gelişime engel olan diğer konunun ise; “para”nın bir araç olmaktan çıkıp amaç haline gelmesi ve kaynak oluşturmanın yönetim kurulunun ve özelde başkanın yegâne işi haline gelmesi”dir. Bu durum aşılamadığı taktirde “misyon ve vizyon sadece kâğıt üzerinde mevcut ve özümsenmemiş” olması kaçınılmaz olmaktadır. Buradan çıkış; faaliyetlerin yerine getirilmesi için “yönetim kurulunun emir-komuta yaptırımını gerektirmeyen bir kapasite kullanımı” anlayışının yerleşmesidir.
Temsilden Katılımcılığa
Fikir geliştiremeyen sivil toplumun beraberinde toplum ruhuna uygun olarak temsilden katılımcılığa geçemediğini belirten çalışma, STK’lar bünyesinde planlama, yürütme, karar ve denetim süreçlerinde üye ve gönüllüyü bir araya getirmenin zorlaştığını söylemektedir. Burada, Yönetişimi Bir Yaşam Biçimi Olarak Yerleştirmeye Başlamak adımları sıralanır.
Bu doğrultuda “yönetişim kavramını sadece yönetim kurulu çalışmalarına indirgeme hatasına” dikkat çekmiş ve iyi yönetişimi; “devlet yönetiminde temsil, katılım ve denetim, etkin bir sivil toplum, hukukun üstünlüğü, yerinden yönetim, yönetimde açıklık ve hesap verme sorumluluğu, kalite ve ahlâk, kurallarla sınırlama ilgili bir olgu” olarak tanımlamıştır.
Meydan Okuma
Yönetişimi, öncelikle “sanayi toplumu devletinin geliştirmiş olduğu geleneksel yönetim anlayışına bir meydan okuma”sı olarak niteler. “Yurttaşların katılım özlemi” temelinde bu anlayışın meşruiyetini yitirdiğini kanıtlayarak yeni yaklaşımlarla “yeni kurumlar ve kavramlar” önerir. STK’yı bir hiyerarşik sistem olmaktan çıkararak katılımcılık, paydaşlık ve işbirliği düzenine dönüştürmeyi hedefler.
Bu açıdan stratejisi; “kaynaklara, çalışma alanına ve faaliyetlere ilişkin sorumlulukların yeniden dağılımı”dır. Bu sayede; yönetişim ortamında ortaklık ve işbirliği faaliyetlerinin, kendini yönetebilen (otonom) ağlara dönüşeceğini iddia eder. Böylelikle “üst-ast ilişkisi şeklinde olan yönetim fonksiyonu, yönetişim şartları altında kolaylaştırıcılık, liderlik, koordinasyon, işbirliği, yönlendirme, bütünleştirme ve düzenleme mekanizmaları” üretecektir.