Eski Türkiye de hayır evleri, aşevleri de modaydı.
Eskiden, gönüllerin sultanı mücahit olmaktı. Mücahid sloganları, gönüllere
cihadı sevdirirdi. O arzumuzun yerini ne zaman ki müteahhitlik ile hubbu cah,
hubbu dünya aldı. Sonrasının nerede duracağını kestiremiyoruz.
Yeni Türkiye de gündem, bal tuzağının götürdüğü günah
evleri. Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak ın bu kapsamdaki 31 Aralık Kumar
ve 7 Ocak taki Ak Parti yi Uyarırken başlıklı yazıları, partinin hafta sonu
yapılan Afyon kampında gündem oldu. Peki, ne denmişti o yazılarda Dilipak,
iktidara, tepedekilere, işadamlarına içeriden uyarılarda bulunmuş, adeta alarm
vermişti :
Gelin fuhuştan,
işretten, alkolden, uyuşturucudan ve kumardan vazgeçin. Ankara da,
İstanbul daki ve diğer illerdeki günah evlerinizi, otellerde, yatlarda
yediğiniz haltları ve inlerinizi biliyorlar. Girenler-çıkanlar kayıt altında
Yazar, Böyle giderse bu iş patlayacak diye ahu figan etmiş:
Bakın bu yolda ilerlemeye devam edersiniz, CHP nin
vardığı yere varırsınız. Bakın, gelin yol yakınken dönelim. Yoksa bu iş böyle
giderse patlayacak
Gazete nin, Ak Parti yi bir mücahidler ordusu olduğu
zannıyla yıllardır okuyan ve peşinden giden ertugay rumuzlu bir okuru da
yazının dibine içini şöyle dökmüş.
Hayatında muhafazakar bir partiye oy vermemiş sürüsüyle
insan bürokrasinin tepelerine taşındı. Niçin Çünkü hır.., yols.., zamp ancak
bu adamlarla yapılır da ondan. Bu yazılardan sonra Dilipak ı, partinin birçok
üst düzeyi tebrik etmiş. İşte bu günah evleri konusu, partinin hafta sonu
yapılan Afyon Kampına da damga vurmuş. Kapalı oturumda bazı iktidar
milletvekilleri, partide ve bürokrasideki günah evleri bağımlılarının
görevlerinden uzaklaştırılmalarını istemiş. Daha önce MHP de yaşanan kaset
furyasını hatırlatmışlar. Vekiller, böyle bir durumun yaşanması halinde partinin bunun altından
kalkamayacağını dile getirmiş. Bizce de doğru söylemişler. Haydi MHP ve CHP bir
nebze atlattı. Ama zirvelerden düşmek daha feci olur.
Başbakan Davutoğlu da parti içerisinde suça bulaşanlara
acınmayacağını belirterek günah evlerini yol edinenlerin parti ile
ilişkilerinin kesileceği sözünü vermiş. Efendim, kulisler böyle. Umarız, bu
kulis bilgisinin gereği yapılır. Ama dedik ya, Erdoğan ın ve Davutoğlu nun işi
zor. Çünkü yazar uyarmıştı yine: Yukarısı böyle ise aşağı, toplum nasıl siz
düşünün Nasıl olsun Efendim. Müptezel tv ler, programlar tepedekilerin baş
tacı, ahalinin efsunu olmuş Kalkınma, milli sanayi, duble yollar, teknoloji,
bağımsızlık biraz kolay da, esas mesele, Avrupai hayat tarzının tersi,
maneviyatı ve şahsiyeti yüksek, bir toplum oluşturmak ne zor! Allah bu millete,
yeniden Ahiret yurdunu, cihadı, hak ve adalet için savaşmayı sevdirsin.
MENÜYE DİKKAT
ETMELİ
Yediğiniz, içtiğiniz sizin olsun, gördüğünü anlat diye
bir güzel sözümüz var. Neylersiniz ki; konu siyaset, Meclis, yönetim oldu mu
menü de önem kazanıyor.
Geçen hafta, yılın son günlerindeki TBMM Başkanlık
Divanının toplantısına dair bir kulis yazmıştık. Yılbaşı tartışmaları güncel
olduğu için menüyü de başlığa çıkarmıştık. Yemekli toplantının gününü,
katılımcıları, konuşulanları, salonu vs. tekrar tekrar sorduydum. Bu kısımlarda
bir yanlışlık yok Allah tan. Hep başkasını uyaracak değiliz ya. Bendenizin de
menüye daha çok dikkat etmem gerekiyor.
Ancak, Meclis Basın Yayın Başkanlığından, yemek menüsü
ile ilgili bir düzeltme geldi. Aynen aktarıyorum: Söz konusu toplantıda
kırmızı et menüsü sunulmuş olup, hindi dolma tüketilmesi söz konusu değildir.
Doğru bilgi hindi değil, külbastı. Bundan sonra menüye daha çok dikkat
edeceğim.
YENİ BİR SEÇİM Mİ
MALUMUNUZ Bir süre daha yeni anayasa ve başkanlık
meselesini konuşacağız. Biz bir adım ötesine geçmek istiyoruz. Duyumlarımıza ve
gözlemlerimize göre siyasetin yüksek tepelerinde şöyle bir plan konuşuluyormuş.
İktidar ve Meclis in temaslarından, anayasa komisyonu
sürecinden bir değişiklik ve Başkanlık bu 6 ayda çıktı çıktı. Çıkmazsa, Anayasa
komisyonu süreci çıkmaza girerse yeniden bir seçim gündeme getirilmeliymiş.
Muhtemel bir seçim olursa da, Bakın bize yeni anayasayı yaptırmadılar
denecekmiş. Dahası, Güneydoğu da terör ve operasyonlardan dolayı hayatları alt
üst olan vatandaş, istikrarı tercih edecekmiş.
HDP baraj altı kalacakmış. Böylece de; iktidar partisi
için tek başına anayasa değiştirip başkanlık sistemini getirebilecek bir
çoğunluğu öngörülüyormuş.
Hatta, 1 Kasım nasıl sürpriz çıkardı. Genel Başkan ve
Kongre gibi iç tartışmalar yaşayan MHP nin de baraj altı kalması, ballı kaymak
olacakmış. İşte size şartlara bağlı bir sürü spekülasyon. Adı üstünde kulis.
Hep birlikte izleyip göreceğiz.
CHP ve MHP,
GİTSİN DİYOR, HDP, KALSIN!
Muhalefet, 1 Kasım dan beri Kongre, kurultay, tüzük,
genel başkan değişikliği gibi iç sorunlarla malul. CHP ve MHP de işin özü,
Genel Başkan gitsin üzerine kurulu. Ancak HDP biraz farklı.
Selahattin Demirtaş, söylemlerine göre 3 dönem oldu,
bırakabilirim diyor. Partisi ve tabanı ise kal diyor. Taban da, eskisi kadar olmasa da popülaritenin
farkında. Peki, yıllardır dağlarında
terör esse de, Halkların Demokratik Partisi neden farklı sizce Kişisel
tercihe eyvallah. Sanırız, HDP de Genel Başkan mutlak yetkili değil de biraz da
ondan. Eş Genel Başkan var, etkili yönetim var, örgüt var, İmralı var, Kandil
var.