Çiçekler içinden gülü, tatlılar içinden balı seven, Sevgili peygamberimizin kaç kelime kullanarak konuştuğunu tespit eden bir araştırmayı okumadım ve duymadım.

Müsteşriklerden bir topluluğun hazırladığı Yedi ciltlik Concordance/el-Mu cem ül-müfehres, hadis kitaplarından dokuz tanesinin kelime fihristini vermektedir. Bu dokuz kitapta geçen kelimeleri tahmini bir hesapla elli bine yakın buldum. Elimizdeki hadis kitaplarının yalnız bu dokuz kitap olmadığını ehli bilir. Hatta bu fihriste alınmayan hadis kitaplarındaki hadisler, bu dokuz kitaptan fazladır. O hadis kitaplarındakilerle seksen bine varabilir. Türkçemizin zengin olduğunu biliyoruz. Peki, biz kaç kelime ile konuşuyoruz acaba

Ben, kendimi yokladım. Güllü kelimelerden kaç tane biliyorum dedim, onu geçmedi.

Hüseyin Kazım Kadri nin "Büyük Türk Lügatı"nı açtım ve sizin için şu kelimeleri seçtim:

Gülab=Gülsuyu

Gülendam=Gülboylu

Gülbeden=Gülten

Gülberk=Gülyaprağı

Gülbeşeker=Gültatlısı

Gülbün=Gülağacı

Gülbahar

Gülbîz=Gül dövüp eleyen

Gülbû=Gülkokulu

Gülbûse

Gülpûş=Gül ile süslü

Gülten

Gülçehre=Gülyüzlü

Gülçîn=Gültoplayan

Gülüter=Tazegül

Gülühandan=Açılmışgül

Güldeste=Güldemeti

Gülruh=Gülyanaklı

Gülrûy=Gülyüzlü

Gülürânâ=Güzelgül

Gülrîz=Gülsaçan

Gülzâr=Gülbahçesi

Gülistan=Gülbahçesi

Gülşen=Gülbahçesi

Gülüsadberk=Yüz yapraklı gül

Gülizar=Gülyanaklı

Gülgûn=Gülrenkli

Gülsürh=Kırmızı gül

Güldan=Gül kabı

Gülfeşan=Gül saçan

Gülkengebin=Bal ile yapılan gül tatlısı

Gülabdan=Gül suyu kabı

Lügatta "Gül" kelimesinin açıklamasında 80 tane Türk şairinin şiirini örnek olarak verdiği gibi bir o kadar da Farsça söylenmiş şiir vermiş.

On beş kadar da güllü atasözünü nakledivermiş. Gül dikensiz olmaz. Gül yüzlü peygambere gönül verenler de bu yoldaki dikenlere aldırmazlar. Gülü başımıza aldığımızda diken de onun hatırına başımıza alınmış olur. Bahçıvan güle su verirken dikenler de gülün yüzü suyu hurmetine suya kanarlar. Gönlümüz o gülün kokusuyla sarhoş olunca ayağa batan dikenlerden haberimiz olmaz. Güllü günlerde kargalar da gül dalına konsalar ve faydalansalar biz, aldırmayız ama karganın gül dalına konmasıyla bülbül olamayacağını biliriz.

Gül, dikenler arasından gelir. Batan dikenlerin çokluğu güllü günlerin yakınlığını haber verir. Gül devrini yaşayanlar çağının bülbülü olmuşlar ve yalnız "Gül" üzerine bir Gülname meydana getirecek kadar söz üretmişler. Bu günlerde her sahada krizden kurtulmak için çeşitli atılımlarda bulunan halkımızın kültürüne bir yeni katkıda bulunmak üzere Kültür bakanımız Sayın Ertuğrul Günay beye bir önerim var: Hüseyin Kazım Kadri nin yazdığı, Türk Dil Kurumu nun birinci ve ikinci ciltlerini Osmanlıca bastığı, üçüncü ve dördüncü ciltlerini harf devriminden sonra bastığı dört ciltlik ve yaklaşık dört bin sayfalık bu "Büyük Türk Lügatı"nı basıp Türk ve Dünya aydınlarının istifadesine sunmasını teklif ediyorum.

09/01/2002 tarihli yazımda Ahmet Karahisari(1468-1556) nin Mushaf ını bastığı için Sayın İstemihan Talay beye tebrik ve teşekkürlerimi bildirmiştim.

Siz de lügati basıverin de bütün millet olarak teşekkürlerimizi arz edelim.